27 Mayıs Darbesi,halk tarafından tutulmadı. Ne de olsa emir komuta içinde yapılmamıştı.
27.11.2021 09:24
700 okunma
Darbeler ve darbe severler..(4)
Av. Sabri Turhan

27 Mayıs Darbesi,halk tarafından tutulmadı. Ne de olsa emir komuta içinde yapılmamıştı. 

Darbe sonrası uygulamalar ve yargılamalar  da yasal prosedür içinde olmadı. Yassıada Mahkemesinin  verdiği kararlar hukuk adına bir yüzkarası sayıldı. Yukarıda da anlattığım  gibi bu mahkeme kararları  daha sonra yok hükmünde kaldı. 

27 Mayıs Darbesi sadece halk tarafından kınanmadı. Darbeyi beğenmeyen birisi daha vardı. Daha doğrusu O, darbeyi yetersiz görüyordu. Daha başka şeyler yapılmalı  idi.Bu,l960’da Kore’de bulunan sonradan kurmay albay olan Talat Aydemir idi. Talat Aydemir Kore’den geldiğinde Kara Harp Okulu komutanlığına  atandı. 

Daha sonra iki defa darbe teşebbüsünde bulanacak olan Aydemir için bu atama iyi fırsattı. Talat Aydemir, bunun için ilk olarak Harp Okulu öğrencilerini  eğitti. Onları ihtilale  hazırladı. Ve ihtilal yapılması gerektiğini ve 27 Mayıs’ın  yetersiz olduğunu açık açık söylemeye başladı. 

O sıralarda  Genel Kurmay Başkanı  Cevdet Sunay, Başbakan da İsmet İnönü idi. Talat Aydemir ihtilal fikrini, Genel Kurmay Başkanı’na bile aktardı. Sunay,” İnönü  başbakanken böyle bir şey iyi olmaz “dedi. Bir merasim sırasında Talat Aydemir, Başbakan İnönü’ye karşı saygısız bir tavır sergiledi. O’nu öğrencileri kahraman gibi algıladı. Aydemir, asi tavrı ile öğrencilerin gözünde büyüdü. Bu olay ihtilal  için onları daha da cesaretlendirdi. 

Talat Aydemir iki defa ihtilal  teşebbüsünde bulundu. Birisinde  İnönü O’nu affetti.2.İhtilal denemesi sırasında radyo evi basıldı. İhtilal olduğu, silahlı kuvvetlerin yönetime el koyduğu ilan edildi. Hemen ardından hükümet kuvvetleri  de Radyo evine gelerek, bunun tersini söyletti spikere..Talat Aydemir bir çok yerde kendisini destekleyenler olduğu halde, Harp Okulu öğrenciler arkasında olduğu halde, ordunun emir komutası içinde olmaması sebebiyle ihtilali başaramadı. Sonunda idam edildi. 

Burada bir hususu  daha anlatmak gerekir. 27 Mayıs ihtilalini Milli Birlik Komitesi diye bilinen 38 kişilik bir subay grubu  yapmıştı.1961’den sonra yani Talat Aydemir’in  darbe teşebbüsü sırasında Mili Birlik Komitesi içinde kırılmalar oldu. Bu arada kendilerine “14’ler” denen bir grup Komite’den atıldı. Bunlar  

arasında Albay Alpaslan Türkeş de vardı. Talat Aydemir 2.darbe girişiminde Türkeş’e;” ihtilali beraber yapalım” dedi. Türkeş darbe liderinin kendisi olması halinde bu teklifi kabul edeceğini bildirmesi karşısında  Aydemir bunu kabul  etmedi. O zaman  Türkeş geri durdu. 

2. Darbe teşebbüsü sonunda; Talat Aydemir idam olurken, bütün Harp Okulu öğrencileri okuldan kovuldu. O  yıl okul hiç mezun vermedi. Ve gene o yıl silahlı kuvvetlere  hiç teğmen katılamadı. 

Burada şunu da anlatmak gerekir :Talat Aydemir ,yukarı satırlarda kendisinden bahsettiğim Çerkez Ethem’in yeğenidir. Ablasının oğlu..Çerkez Ethem Milli Mücadelecilere ve İnönü’ye kendi özel savaşını kaybetmişti. Yeğeni Talat  da, ne tesadüf ki, gene eski Milli  Mücadeleci İsmet İnönü’ye karşı savaşı gene kaybetmiştir. Yani ailenin İnönü’ye  karşı iki kere hezimeti..  

Daha sonra 1971 yılında Ordu, emir- komuta zinciri içinde; Başbakan Süleyman Demirel’e tarihte “12 Mart Muhtırası” diye anılan  bir nota verdi. Burada; ülke içindeki kaos, anarşiye karşı hükümetin bir iş yapamaması tenkit ediliyor, hükümet ciddi şekilde uyarılıyordu. O zaman Genel Kurmay Başkanı Org. Memduh Tağmaç idi. Hükümet  muhtıra üzerine  istifa  etti. Bu, bir ihtilal miydi, ihtilal  teşebbüsü mü idi, bunun tam izahı yoktur.. Hükümet  istifa  edince yerine askeri bir yönetim gelmedi. Başka sivil şahısların  kurduğu hükümetler geldi iş başına.. Ama terör olayları gene de eskisinden pek fazla hız kesmedi.12 Mart Muhtırası’nı  darbe teşebbüsü de sayabilirsiniz. Zira hükümet istifa  etmese idi, ordu yönetime el koyacaktı. Bu ,sivilleri hizaya getirme hareketi  idi. 

12 Mart Muhtırasından sonra 12 Eylül Darbesi oldu. Bu, tam bir darbe idi. Ordu bunu emir-komuta içinde  yaptı. Memleketin  içine düştüğü çıkmaz, gittikçe daralıyordu. Anarşi çok büyük boyutlara ulaşmıştı. Kardeş kavgası had safhada idi. Bir gün bir kahvehane taranıyor  5-10 kişi ölüyor, ertesi gün o kahveyi tarayan silahla başka bir kahve taranıyor, gene 5-10 kişi ölüyordu .Böyle böyle bir kaç yıl içinde 5 bin masum insan öldürüldü.     

İhtilal lideri Genel Kurmay Başkanı Orgeneral  Kenan Evren; ”Anarşi biraz daha artsın, biraz daha insan ölsün  de ihtilale  herkes hak versin diye bekledik” dedi sonrasında.. Sanki bu da oldu. Herkes ihtilal ile ülkenin huzura kavuşacağını sandı. Hürriyetler gitti. Bütün siyasi  partiler kapatıldı, liderleri sürgün edildi. Ülke bir askeri kışla gibi yönetildi  3 yıl. 

Ordu 3 yıl sonra yönetimi devretti. Güdümlü olarak.. Ondan sonra seçimler  oldu. Özal’ın partisi ANAP  seçimleri  kazandı. Başbakan, Özal  oluyordu. Bir Anavatan Partisi   kongresinde  Turgut Özal’a suikast  girişiminde bulunuldu Özal, yara almadan  kurtuldu. Suikastin  hedefi neydi ? Suikastçi Kartal Demirağ  niçin  böyle bir işe girişti, sonrasında  durum tam olarak aydınlatılmadı. Olay sadece gazetecilerin ve siyasilerin  yorumda kaldı. Özal, o olaydan sonra popülaritesi artan bir kişi oldu. Yaralanmayınca Özal kürsüde konuşmaya  devam etti .”Allah’ın  verdiği  canı Allahtan başka alacak yoktur” diye bağırdı. 

Hızlı hızlı  geçip bu konuyu bitirmek istiyorum. Ondan sonra 1997 yılında  28 Şubat Muhtırası denen ve hatta “28 Şubat Post Modern Darbe Teşebbüsü “de denen bir hareket oldu. O zaman Necmeddin Erbakan başbakandı. Ordu, Erbakan’ın uygulamalarından rahatsız dendi. Orgeneral Çevik Bir komutasındaki bir askeri birlik  Sincan’da  tankları yürüttü. Bunun hükümete karşı bir uyarma işi olduğu söylendi. Sonradan Çevik Bir; ”..demokrasiye balans  ayarı  yaptık” deyince, işin hükümete bir ihtar mahiyetinde  olduğu netlik kazandı Ondan sonra Erbakan hükümeti  istifa  etti. Bu,12 Mart Muhtırası gibi sadece  hükümeti devirmeyi amaçlayan bir hareket gibi idi. 

Ülke   uzun yıllar  kaoslar içinde kaldı. Kısa hükümetler, koalisyon hükümetleri oldu. Ekonomik  sıkıntılar... Başbakan Ecevit’e yazar kasa fırlatmalar, Cumhurbaşkanı’nın  Başbakan’a anayasa  kitapçığı fırlatmaları ile yıllar geçti.. 

Ülke gene iyi değildi. Herkes sessiz duruyordu. Ama ordu da ihtilal yapmıyordu .Ama darbe severler  de hala beklemede idi. Normal dönem  sonunda seçimler oldu. Adalet ve Kalkınma  Partisi iktidar oldu. Eski düzene alışanların  bir kısmı bir eylem yapıp, orduyu işin içine  çekmeye de çalıştı.  Cumhuriyet mitingleri  oldu. Ankara’da yapılan  bir mitingde, darbe özlemcilerinin  en belirgin ifadesi pankartı  ve sloğanı  dikkat çekti. Mitingde  “ordu göreve” diye pankart taşınıyordu  Bunun anlamı “hadi ihtilal  yapın” demekti. Kendileri ihtilal yapamayanlar, maşa olarak orduyu kullanacak yani..  

16 Temmuz 2016’ya gelindiğinde ise bir  darbe teşebbüsü  daha oldu. Darbe heveslileri  veya darbe severler,  daha akşam yeni olmuşken, Boğaz Köprüsünü tutarak  ihtilal  yapmaya kalkıştılar. Bütün ihtilallerin  gece yapıldığını unutarak.. Masum insanlar  öldü. Halk darbeyi önledi. Darbecilerin elinden tankları alıp, tankların üzerine çıkıp darbeyi protesto ettiler. 

Darbe ve darbe  teşebbüsleri hiçbir zaman iş değildir. Ülkede demokrasi yok olur. Seçimlere ve hür iradeye  leke sürülür. 

Darbe ve darbe heveslileri  konusunda en iyi değerlendirmeyi eski  Başbakan ve eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel  söylemiştir. Süleyman Demirel,  bir çok darbeye ve darbe teşebbüsüne muhatap olmuş bir kişidir.12 Eylül ihtilali  olduğunda  Demirel; “ Bunların esaslı bir fikri yoktur. Memleketi biraz da biz idare edelim dediler ”dedi. 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya