Doktor taifesi “kese” görünce dayanamıyor!
MAKALE
Paylaş
07.04.2024 08:37
1 yorum
806 okunma
Ersoy Baba

 

Ütü işinde uzman olanlar sosyal medyada işin inceliklerini, tiyolarını veriyor. Diyorlar ki; “kıyafetinizin sadece ütü yaptığınız yüzeyinin değil, altta kalan yüzeyinin de ütü tabanı görmüş gibi olması için ütü masanızın yüzeyine muşambamsı bir kumaş ya da naylon kaplayınız”

***

Geçen hafta içinde benim için büyük ama tıp alemi için küçük sıradan bir iş sayılabilecek bir operasyon geçirdim. “Aldırdım, kurtuldum”.

Yaklaşık bir buçuk yıl kadar önce böbrek ağrısı için gittiğim tıplar aleminde yapılan tetkikler sonucu böbrekten daha önemli olarak safra kesemi gördüler. Hemen alınması lazımmış. Doktor taifesi “kese” görünce dayanamıyor. İllaki bi eline alıp kontrol edecek.

Tarih verdiler. Bir hafta önceden tetkikler yapıldı. Ameliyata gireceğim gün:

-“Sizde covit tespit ettik” dediler. Ameliyatı 3 ay ertelediler. 3 ay sonra gittiğimde kan tahlilimde gariplikler bulup tekrar ertelediler. Kanımda pıhtılaşma varmış. Pıhtı atma vs bir sürü tehlikelerden bahsedilince onun da tedavisini oldum. Artık beni ameliyat edecek doktorlar kaçacak yerleri kalmayınca gün vermeyip uzak tarihlerde kontrole gelmemi istediler.

Hani Temel ile Cemal bir kahveye gidip oturmuşlar. Birer kahve söylemişler. Temel:

-“Benum kahvem şekerli olsun” demiş. Cemal:

-“Aman haa! Benumki şekersiz olsun!” demiş.  Birazdan kahveler gelmiş. Kahveleri getiren garson hiç sormadan Temel’in önüne şekersiz, Cemal’in önüne de şekerli kahveyi bırakıp gitmiş. Her ikisi de kahvenin tadına bakınca yüzlerini buruşturmuşlar. Bir süre şaşkın gözlerle kahvelere bakıp durumu nasıl çözeceklerini düşünmüşler. Fikir Temel’den gelmiş:

-“Kalk cemal yerleri değişelim. Bu iş anca pöyle düzelur.”

Kalkmışlar. Temel’in sandalyesine Cemal, Cemal’in sandalyesine de Temel oturmuş. Tam kahvelerini yudumlamak için fincanlarına el atmışlar ki yan masadan bir ihtiyar basmış kahkahayı.

-“Çocuklar. Yanlış yaptınız. Sandalyeyi değiştireceğinize kahveyi değiştirseydiniz ya!”

Temel ile Cemal “Punu nasıl düşünemedik” modunda birbirlerine bakmışlar. Temel ayağa kalkmış:

-“Emica doğru söylüyor Cemal. Kahveyi değiştirelim. Kalk başka kahveye gidelum.”

Ben de bu kadar öteleme sonucu hastaneyi değiştirme kararı aldım. Ankara şehir hastanesinde ameliyat için verilen tarihte yatışı gerçekleştirdim. Yazının başında ütü ile ilgili verdiğim bilgi sadece bu kadar konunun son noktasıyla ilgili idi. “Hastaneye yatış” ile. Yattığımız yataklar muşamba (kibarcası suni deri ile) döşenmişti. Üzerine tek çarşaf takılıyor ve hasta yatırılıyordu. Ütü tabanı gibi insanın derisini pişiriyordu.

Hasta o yataklarda yattıkça, hele sağa sola dönemiyorsa iyice hasta oluyordu. Tecrübeliler yatış için gelirken yanlarında altlarına serecekleri alezlerini getiriyorlardı. Bende o tecrübe olmadığı için öyle bir tedbirim de olmadı.

Güzel bir hizmet yapıyorsunuz, basit detaylarda o hizmeti boğuyorsunuz. Doktorlarla kısa sohbetlerimde çok büyük bir çoğunluğunun sistemden memnun olmadığını gördüm. Bazı ameliyatların malzeme sıkıntısından ötelenmesi, her tedavinin ücretsiz olması en belirgin şikayetlerden. Bu şikayetleri mesai saatinde çalışıp mesaisi bittiğinde evine giden doktorlarla mesai sonrasında 4-5 saati bulan fazla mesailer ve doktorların işlerinin hassasiyeti ve zorluğu karşısındaki ücret dengesizlikleri cerrahi bölümlerin sıkıntılarından. Tabi bunlara sağlık bakanlığının ücretlendirmeme sistemleri de eklenebiliyor. Mesela; Sigara içen birinin bundan dolayı meydana gelen hastalığının tedavisinin ücretsiz olması büyük adaletsizliklerden biri. Bu tür insanlardan büyük çoğunluğu tedavi sürecinde bile bunu içmeye devam ediyorsa devletin bunlara para harcaması çok yanlış. Sigaraya verecek parası varsa tedavisini de kendisi karşılamalı. “Alkol kullanan bir sürücü kaza yaptığında aracın sigortası hasarı karşılamıyorsa sigara konusunda da aynı durum oluşturulmalıdır. “

Sigara denince Türkiye’de de satılan ve ciroları her gün yükselen 16 sigara markasının 48 ayrı paketinin tamamı Yahudi malıdır ve İsrail kökenlidir.

Yahudi mallarını protesto ederken sigarayı unutmuş olmak veya gündeme getirmemiş olmak sigara içenleri kurtarmıyor.

Askerde Cephane nöbeti tutarken ağzında sigara ile yakalanan ere çavuşu:

-“Burada sigara içiyorsun! Bu çok tehlikeli!” diye bağırınca nöbetçi:

-“Yok yok! Korkma. İçime çekmiyorum” dediği gibi. İçine çekmeden içmek bile İsrail’e destektir. İsrail’e sigara içerek destek olanların bundan dolayı oluşan hastalıklarını ücretsiz tedavi de devletin İsrail’e desteği sayılır.

Umarım bu konu dikkate alınır.

Bu hafta Osman Akyol’un bir yazısını okudum. Hiç duymamıştım. Bilmiyordum. Siz de okuyun ve bilin istedim. Bu konuları milletinden gizleyenler ihanetin suç ortaklarıdır.

Bir ihanet ve köstekleme hikayesi

Denizli’nin Unutulmayan Devleri

Yaşatılabilseydi Dünya Devleri arasında olacak Yerli Milli ilk Türk Televizyonu “BirEmek”tir

Türkiye’nin en önemli elektronik üretim firmalarından BirEmek (Birleşen Emekçiler) Elektrik Elektronik Sanayi A.Ş. tıpkı Uygar Motor gibi gurbetçi işçilerin paralarıyla 1974’te kuruldu.

Kıbrıs Barış Harekâtında yaşanan iletişim aksaklıkları nedeniyle yerli bir telsiz üretimi fikir edinilerek telsiz üretimi kararlaştıran şirket iki kez, (Tarım Orman Müdürlüğü ve TSK) telsiz ihalesine girip aldığı halde ihaleler iptal edildiği için üretime başlayamadı.

Bunun üzerine Philips’in Yugoslavya’daki fabrikasından televizyon getirtilerek incelendi ve yerli malı ilk 31 ekran siyah beyaz televizyon üretildi. Televizyona yerli olduğunu vurgulamak için fabrikanın da ismi olan BirEmek markası oluşturuldu.

Sanayi Bakanlığı (nedense) BirEmek’i istemez ve yerli bir firmayla anlaşmaya zorlar. BirEmek, böylelikle Profilo’nun fason üreticisi olur.

Türkiye’nin ilk 61 ekran televizyonu da Denizli’de üretilir.

BirEmek, renkli televizyon da üretir.

BirEmek, sadece televizyon üretmekle kalmaz, telefon ve telefon santralleri de üretir.

Ayrıca BirEmek mühendisleri Türkiye’nin ilk bilgisayar ana kartını ve bilgisayar prototipini 1982’de üretmeyi başarmıştır...

Elektronikte Devrim yapan Bir-Emek, Devrim arabalarının kaderini paylaşır ve Devrilir.

Vesayetin vazgeçilmezi olan parlamenter sistem maalesef bize hiçbir zaman yaramamış, kalkınmamızın önünde en büyük set olmuştur.

Ankara’daki şehir hastanesinden girip Denizli’den çıktık. Geldik yazının sonuna. Adet olduğu sebebiyle haftanın fıkrasını da takdim edeyim. “Durup dururken bu fıkra aklına nereden geldi?” diye sormayın. Hastanede sedye üzerinde ameliyat sırası beklerken insanın aklına çok şey geliyor.

Köylü Rıza efendinin küçük kuzusu büyümüş. Kocaman olmuş. Rıza efendi de bunu çiftleştirip yeni kuzuları olsun istermiş. Sormuş, soruşturmuş. Köyün öbür çıkışındaki Hasan’ın damızlık koçu varmış. “Ona götür” demişler. Rıza efendi hayvancılık yapmadığı için bu konuları bilmiyor. Komşuları biraz da ti’ye alarak yardımcı olmuşlar:

-“Koyununu yormadan götürüp getir. El arabasına yükle. Hasan’ın ağılına kadar götür. İş bittiğinde gene yormadan getir. Ertesi sabah koyunun oturuyorsa bu iş olmuştur. Eğer ayakta duruyorsa maya tutmamıştır. Tekrar el arabasına yükle, yormadan götürüp getir.”

Rıza efendi sözü dinlemiş. Sabah erkenden koyununu el arabasına yükleyip Hasan’ın ağılına kadar taşımış. Koç ile bir araya getirmiş. Ertesi sabah merakla koyununun yanına gidip bakmış. Maalesef koyun ayakta imiş. Tekrar el arabasına yükleyip aynı işi yapmış. Sonraki sabah tekrar baktığında koyunun yiye ayakta olduğunu görünce 3. Kez Hasan’ın ağılına taşımış.

Sonraki sabah Rıza Efendi kahvaltısını yaparken hanımına:

-“Bi bak bakalım koyun ayakta mı oturuyor mu?” diye seslenmiş. Kadın biraz sonra gelmiş:

-“İnanmayacaksın ama senin koyun el arabasının üstüne çıkmış. Seni bekliyor”

Kalın sağlıcakla.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Düşündürücü
Tam da taşı gediğine koymuşsun.Hem güldüm hem de dinlendim okurken.
Yorum Ekleyen: Ferami Yıldırım     9.04.2024 10:57:21
Ersoy Baba
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Yazarın Özgeçmişi:
Ersoy Baba sınıfta kalma yokkenki yıllarda ilkokulu okudu. Hastalıkları sebebiyle okula gidemese de zorla mezun edildi.
Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti.Teklifler Oxfort'tan gelmesine rağmen Gazi Eğitim Fakültesini tercih etti.  Ersoy baba bi gazetenin matbaasında tashihler  yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya