Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e Açık Mektup
MAKALE
Paylaş
06.05.2024 14:07
1 yorum
433 okunma
Abdurrahman Zeynal

Seksen öncesinin ideolojik tartışmaları sona ermiş, Özal hükümeti sakinleşmiş ortamda çalışmalarını devam ettirirken Vehbi Dinçerler bakan olmuş Orta öğretimde ciddi atılımlar yapmıştı. Yapılan çalışmalar Evrim teorisiyle ilgiliydi. Evrim mi? Yaratılış mı tartışmaları içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ders kitapları ve müfredatları yeniden yazılarak ders kitapları bastırılmıştı. Disiplin ve sınıf geçme yönetmelikleri gelişmelerden etkilenmiş eğitim ve öğretimde sorunların başlangıcı olmaya başlamıştı.

Hasan Celal Güzel bakan olunca icraatlarının başında yabancı dil eğitimi oldu. Yapılan değişiklerle dil öğrenme, Anadolu Liseleri programları ve devamı karmaşa oluşturdu.

Avni Akyol bakanlığı aslında pek çok olumsuzluklar getirdi. Kredili sistem okullarının düzenini hercümerç etti. Öğrencilerin mesela sabah iki saat dersi oluyor sonra dört saat olmuyor akşama doğru tekrar dersleri vardı. Bu sürede ne acılar, ne ahlaki bozulmalar yaşandı.. Eğer müfettişler denetleme yapmışlarsa mutlaka belgeleri vardır.

Okullarda bir türlü sistem oturtulamazken birden 28 Şubat süreci başladı. 5+3 meselesi yanında meslek okullarının üniversiteye girerken puanlarının değiştirilmesi ciddi sorunlar oluşturdu. Olan mesleki ve teknik liselere olmuştu. Artık sanat okulları görev yapamaz hale gelmiş, öğrenci bile bulamamışlardı.

 2002 yılından itibaren tek parti iktidarı oluşunca eh işte kurtulduk şimdi güzel şeyler olur beklentisi içindeyken Hüseyin Çelik ve peşine gelen her bakan bir önceki sistemi eleştirerek eğitimi düzelteceğini, sınıf geçme, disiplin yönetmeliğini değiştireceğini, öğrencileri yükten kurtaracağını ilan ederek Milli Eğitimi yazboz tahtasına çevirmişlerdi.

Bunlar olurken birden 4+4+4 sitemi ülke gündemine ateş gibi düştü. 60 aylık çocukla 15 yaşındaki çocuk aynı okulda eğitim görmeye başladı. Pedagojik bakımdan çok yanlıştı. Ancak ok yaydan çıkmıştı. Bu süreçte ne sıkıntılar yaşandı ne sıkıntılar. Ne kötülükler oluştu ne kötülükler…

Milli Eğitim bakanlığı bu süreçte kitapları bastırarak öğrencilere bedava dağıtırken dağıtılan kitapların kapakları açılmadan çöpe atıldı. Yardımcı ders kitapları çocukların çantalarında yerlerini aldı… Devlet ise para ödedikçe ödedi…

2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı kanunun uygulamasında  öğretmenler ne sıkıntı çektiler ne.. Hala bu sıkıntı devam ederken öğretmenler korkudan seslerini bile çıkaramaz duruma geldiler.

Her gelen bakan yaptığı değişiklerle eğitim ve öğretimi içinden çıkılmaz çukura iterken yeni bakanımız da aynı yolun yolcusu oldu. Hiçbir eğitim ve öğretim yetkisi olmayan STK temsilcilerini sınıfa sokarak sözde çocuklara ahlak dersi vermeye başladı. Hâlbuki gelen bu STK temsilcileri eğitimden öğretimden anladıkları bir şey yoktu.

Yapılanlar 40 yıldır eğitim ve öğretimi dibe vurdururken, uluslararası yarışmalarda sonlarda yerimizi alırken şimdi kimlerin çalışarak, imza atarak ortaya koydukları yeni müfredat anlayışıyla işleri korkarım daha kötü hale getirecektir.

Sayın Milli Eğitim Bakanım ve ilgili yetkililer, karar alıcı ve karar vericiler eğitim ciddi bir iştir. Her şeyden önemlisi bir bilim dalıdır. Ömrünü sınıfta geçiren, eğitim ve öğretim işleriyle uğraşmış, öğretmen ve bilim adamlarının çalışmaları dikkate alınmadan yapılacak her çalışma çocuklarımıza, ailelere ve devletimize zarar verir.

Sayın bakanım her gelen bakan ben eğitimi düzelteceğim iddiasıyla işe başladı ama sonuç ortada… Örnek mi istiyorsunuz Ömer Dinçer bakan olunca okullarda önlük, yakalık gibi tek tip giyişlerin çağımızda olamayacağını iddia ederek kaldırdı. Sonra ne oldu biliyormusunuz sayın bakan…

İsterseniz okullara gidin gözünüzle görün… Eserinizle övüne bilirisiniz…

Bakanlıkça hazırlanan dosya pek çok bölüm ihtiva etmektedir. Kısa bir göz gezdirince ifadelerin, tanımlamaların bir biriyle uyumlu olmadığı, farklı kalemlerden çıktığı görülmektedir. Ancak bu kalemler kim? Kimler ve nasıl hazırladılar… Bu konu mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır. Güvenilir olmak için bu şarttır.

Bakanlığın en üst kurulu olan Milli Eğitim Şurasında ortaya konan hedefler yeniden tartışılmalıdır. Bu tartışmalara fikri ve partisi ne olursa olsun söz söyleyebilecek bilim adamları ve işin mutfağından gelenler bulunmalıdır. Bir partinin sloganlarını çağrıştıracak söylem ve eylemlerden mutlaka kaçınılmalıdır. Yoksa seleflerinizin yaptığı gibi ülkemize faydadan çok zarar getirir.

Birde sorum var: Bu çalışmayı UNİSEF mi planladı? Eğer planladıysa çalışma yapılırken müdahaleleri oldu mu?

Ben bu kadar yazdım umarım siz zahmet eder Ömer Dinçer ve seleflerinizin yaptıklarını görür içine girdiğiniz bilimden uzak, tarihten uzak sadece ideolojik görüşlerle ortaya konulan bu yanlıştan dönersiniz. Yanlıştan dönmekte erdemdir sayın bakanım….

Sonuç olarak çalışmalara katılanlar kim bilmiyoruz ama hepsine çok teşekkür ederim. Ancak bakanlığın acele etmesine bir anlam veremediğimi de beyan ederim.

EĞİTİM MÜFREDATTAN İBARET DEĞİLDİR SAYIN BAKANIM

Biz, eğitimi müfredattan ibaret görüyoruz. Eğitim programları bir bütündür ve her şeyden önce “Milli Eğitimin Temel Amaçlarına” uygun olmalıdır(1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu). Bu amaçlar da felsefi amaçlara uygun olmalıdır(TC Anayasası, 42. Madde)

Anayasa ve kanunların değişimi zor olduğu için ne yazık ki hükümetler programların içini boşaltmak/değiştirmek ve parti siyasetine uygun içerikle doldurmak için bu yolu tercih etmesi asla uygun değildir.

Eğitim alanı incelenecek olursa son kırk yıldır yapılanlar hem anayasa hem de milli eğitim yasasını ciddi anlamda erozyona uğratmıştır.

Her eğitimci eğitimin felsefesinde yer alan sorulardan şu soruları öncelikle sormalı kendine. Niçin eğitiyoruz? Nasıl bir insan tipi hedefliyoruz? Geleceği nasıl inşa ederiz?

Bu sorulara kişi (bakan, yönetici, eğitimci, veli) kendince istediği cevabı verip eğitimi yaz-boz tahtasına çeviremez. Bunların hukuk çerçevesinde nasıl çözüleceği bellidir.

Değişim olacaksa da bunun adı çağın gereklerine uygun, bilimsel olmalı, adı: “PROGRAM GELİŞTİRME” ile ifade edilmelidir. Kişi bu anlamda değil de kendi ideolojisince cevap aramaya kalkışınca ortaya farklı insan tipleri çıkar.

Maalesef bütün yaptığımız bu. Kimi bilimi, kimi inancı, kimi kültürü öteliyor. Herkes kendince değer kattığını(!) düşünüyor. Sonrası problemler zinciri uzayıp gidiyor. Bu konun pratik çözümü ise;

1- Eğitim bir bilimdir. Tarihin en eski mesleği eğitmenlik, muallimlik veya öğretmenliktir. Adına ister terbiye, ister eğitim ister maarif deyin hepsinin temeline öğrencinin disiplinli olmasını esas alır.

2- Devam veya devamsızlık işin bir başka alanıdır. Başarı ve başarısızlık, sınıf tekrarı dikkatle değerlendirilmesi gereken bir başka alandır.

3- Uygulamadan kaldırılan öğretmen, öğrenci kılık kıyafeti, etkin rehberlik, teftiş ve denetim sistemleri yeniden hayata geçirilmelidir.

4- Öğretmenin bilgi, beceri, tutum ve davranış biçimi kâmil bir şekle getirilmediği sürece, hangi programı hazırlarsanız hazırlayın sonuç olumsuz olacaktır.

5- Kitapları ister bedava dağıtın, ister paralı dağıtın sonucun pek değişeceği kanaatinde değilim.

6- Millet olarak asker milletiz. Boşluğa pek gelmeyiz. Çobanın gönlü olursa, tekeden teleme çıkarır. Diye bir sözümüz var.

7- Öğretmenin insan yetiştirme derdi, millet ve istikbal sevdası olursa, yerli ve Milli düşünürse, işini ibadet aşkı ile yaparsa, en kötü programdan bile çok iyi öğrenci yetiştirir.

8- Aksi halde bedava dağıtılan, her yıl basılan kitaplardan öğrenci değil, belli gruplar kazanır

9- Bunlar yapılmadan sadece müfredat üzerinde çalışılması zaman, enerji, para kaybından başka bir işe yaramaz.

Umarız devleti yönetenler vakit geçirmeden bir eğitim politikası olduğunu ve herkesin buna uymak zorunda olduklarını anlarlar.  

04/05/2024 Erzurum

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Eğitim
Yazınız bir çok eğitimcinin görüşlerini dile getirmektedir duygularımıza tercüman olmuşsunuz inşallah dikkate alınır Allah razı olsun kaleminize sağlık
Yorum Ekleyen: Hülya öztürk     7.05.2024 14:05:56

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya