Günümüzde değil miyiz?
MAKALE
Paylaş
26.07.2026 14:52
325 okunma
Ömer Türker

“Hep tarihten bahsediyorsunuz, günümüze gelin artık!” cümlesinde özetlenen eleştiri, ne denli masum ve haklı bir talebin ifadesi görünürse görünsün özünde isabetli değil. Bunun birkaç sebebi var. Önce bu sebepleri özetleyeceğim, ardından eleştirinin isabetli görünmesine yol açan hissin kısa bir tahlilini yapacağım. Sebepleri dört maddede toplayabiliriz.

Birincisi: Tarih hiçbir zaman geçmişte olmuş bitmiş hâdiselerin sayımından yahut tahlilinden ibaret değildir. Geçmiş merakımız insan oluşumuzdan kaynaklanır ve biz daima “kendi” geçmişimizi merak ederiz. Bizimle kan bağı olmayan, aynı coğrafyayı paylaşmadığımız, dünya görüşü ortaklığı dahi bulamadığımız insan topluluklarını, aynı türe mensup olmadığımız canlılarının geçmişteki durumlarını hatta cansız nesnelerin geçmişten günümüze nasıl intikal ettiğini merak ederiz. Bir şahsın ve topluluğun kendisine dair bilinci arttığı oranda çok geniş anlamıyla tarihe dair merakı da artar. Bu merak sadece hayvanlarda ve cansız nesnelerde bulunmaz. Dolayısıyla ister düşünce ister yaşam biçimleri ister başka bir alanda olsun tarih araştırması, insanın kendisini ve içinde yaşadığı doğal ve insani çevrenin kendi zamanına kadar nasıl ulaştığını anlamayı amaçlar. Durum, çok geniş anlamıyla tarih hakkında böyle olmasına rağmen İslam döneminin en yakın varisleri olarak bizlerin bu döneme dair merak, araştırma ve müzakerelerimizin yadırganacak bir tarafı olamaz, tam tersine tebcil edilmesi gerekir. Tarih konuşmak, günün işidir, geçmişte yaşayan insanlar tarih konuşmalar, sadece tarih olurlar.

İkincisi: Bu iddiayı dile getiren insanlar aynı tavrı, İslam medeniyeti dışındaki hatta İslam medeniyetinde de şerî ve felsefî bilimlerin tarihi dışındaki alanlarda sergilemiyorlar. Fârâbî’yi, Mâtürîdî’yi, İbn Sînâ’yı, Gazzâlî’yi, Fahreddin er-Râzî’yi veya başka bir İslam düşünürünü duyunca akıllarına hemen tarihsel bir şahsiyet geliyor ama adını saydığımız düşünürlerin kimisinden bin beş yüz kimisinden iki bin yıl önce yaşamış Eflâtûn’u, Sokrat’ı veya Aristoteles’i duyunca sanki aynı mahallede yaşıyormuş gibi davranıyorlar. Hemen aklınıza Eflâtûn veya Aristoteles’in modern Batılı araştırmacı ve filozoflar tarafından güncellendiği için böyle davrandıkları gelmesin. Mesele bu değil. Çünkü aynı meseleler bağlamında Sokrat’tan konuşunca güncel, Fârâbî ve İbn Sînâ’dan konuşunca geçmiş oluyor. Çok eskiye gitmeye de gerek yok. Spinoza’nın panteizmi veya Leibniz’in monadları sanki yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkmış öğretiler de İbn Sînâ’nın vâcibü’l-vücûdu veya İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücûdu modası geçmiş ve daima içinde bulunduğumuz dönemde güncellenmesi gereken fikirlermiş gibi muamele görüyor. Halbuki her büyük düşünür, insanlığın bütün dönemlerdeki ortak meselelerini kendi şartlarında tahlil edip tartışır. Bir düşünürün içinde bulunduğumuz ana yakınlık veya uzaklığı “zaman” ve “mekan” ile ilgili değil, düşüncenin muhtevası ve bizim bu muhtevayla kurduğumuz irtibat ile ilgilidir. Hal böyle iken sözü edilen tavrın bir tek sebebi olabilir: bilginin anlamlı olup olmadığına karar verme iradesinin kişinin elinden alınması. Başkaları tarafından takdir edilmediği sürece bir düşüncenin değerli olduğuna karar verme iradesi ve düşünme cesareti maalesef kaybedilmiş. Pek çokları için İslam düşüncesi kapsamında zikredilenler ancak kavgada savunmacı bir refleksle “bizde de bir şeyler var” iddiasıyla dile gelen görüşler muamelesi görüyor. Ezcümle bu iddia kesinlikle dürüst değil. Çünkü İslam düşüncesi hakkında dile getirilen gerekçeler, antik Yunan filozoflarının tamamı ve modern Batı düşünürlerinin kahir ekseriyeti için geçerli olduğu halde aynı tavır sergilenmiyor.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya