Marks'ın icat ettiği ve daha sonra tilmizlerinin bile kökten revize edip konuyu “kavramsal olgu” düzeyinde ele alınmasını önerdikleri “komün yaşam” felsefesine belki de dünyadaki en uzak sosyoloji Kürtler olmasına rağmen PKK bundan asla vazgeçmedi. Kendisine rağmen bu projeden vazgeçmedi, vazgeçmiyor, vazgeçemiyor.

Bir yazarı şımartan en önemli konulardan birisi zihninde biriken fikirlerini özgürce yazacak bir platformun olması, ki bu konuda editörümüz sn. Hale Kaplan'ın bendenize verdiği sınırsız krediyi bir ömür boyu bir gül gibi göğsümde taşıyacağım, birisi de okur ile arasında kurmuş olduğu etkileşimdir. Bu etkileşim, insanın dipsiz bir kuyuya seslenmediğini gösteren ve yazdıklarının muhatabının hangi okurunun olduğunu ona hatırlatan bir denetim görevlisi gibidir.
Bundan önceki yazımda HDP/PKK çevrelerinin, "Kemalist Türk solu ve sapık derneklerle" olan ilişkisini irdelemiştim. O yazıya bir hayli yorum yapıldı. Çok farklı tepkiler aldım. Doğrusu tahminlerimin ötesinde bir ilgi gördü. Kürtler için politika yapan aktörleri eleştiren bir yazı olmakla beraber en çok takdiri bu kesimden görmesi benim için de bir çok şaşırtıcı oldu.
Kürt meselesine farklı bir pencereden bakan ve rûberû tanışmadığım ancak birbirimizin ailesini ve kültürünü çok yakından bildiğimiz kıymetli dostum, yöremizde insanların nazarında gerçek bir kanaat önderi olan (ki benim gözümde bölgedeki politik ve bürokratik çevrelerde sadece adı "kanaat"önderi olanlar esasında birer "kabahat" önderleridir) Suruçlu Vahdettin Demir, söz konusu ilişkiyi daha da derinlemesine irdelememi önerdiğinde hemen kağıda kaleme sarıldım.
Eğer okurlarım ve Vahdettin bey izin verirse önce şuradan başlayalım; PKK veya günün moda ifadesiyle Kürt Siyasal Hareketi şimdiye kadar Kürtler için ne yaptı, şimdi ne yapıyor ve nihayetinde ne yapmak istiyor sorularına cevap arayalım. Keza şunun da altını çizelim; her ne kadar farklı isimlendirmeleri varsa da bugün piyasada var olan esas yapı KCK/PKK'dır. Hiç lafı dolaştırmaya gerek yok. Sivil Toplum adı altındaki yapılanmalar da medya alanındaki kurumlar da siyasi parti yapılanması da kadın örgütlenmeleri de bahse konu yapının/örgütlenmenin sacayaklarıdır. Evrensel İnsan Haklarını kendisine temel hedef olarak belirlediğini iddia eden sözde sivil toplum örgütü dahi bu yapılanmanın bir bileşeni olarak çalışır ve çalışmak zorundadır.