Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yavuz, AA muhabirine, sulak alanların dünya
üzerindeki ekosistemler içinde hayati bir yere sahip olduğunu anlattı.
Sulak
alanların, dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 6'sını oluşturmasına
rağmen, bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40'ına ev sahipliği
yaptığına işaret eden Yavuz, bu alanların biyolojik çeşitlilik açısından
son derece üretken ekosistemler olduğunu ifade etti.
Biyolojik
çeşitliliğin kaynağı, çok üretken ekosistemler olan sulak alanların,
taşkın kontrolünü sağladıklarını, karbonu tutan ekosistemler olduklarını
anlatan Yavuz, "Bizim normalde para vererek, üstüne emek ve enerji
harcayarak elde edebileceğimiz faydaları sağlıyorlar. Bu nedenlerle
sulak alanların devamlılığı, korunması son derece önem arz ediyor."
ifadelerini kullandı.
"Türkiye'deki sulak alanların durumu çok iyi değil"
Türkiye'de RAMSAR Sözleşmesine taraf 14 sulak alan bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye,
uluslararası arenada bu 14 sulak alanı korumak için taahhütte
bulunmuştur. Türkiye'de Doğa ve Milli Parklar tarafından şu ana kadar
tescillenmiş 138 sulak alan bulunuyor. Maalesef Türkiye'deki sulak
alanların durumu çok iyi değil, kuruyorlar, kaybediyoruz. Yanlış tarım
uygulamaları var. Kentleşmeler yaygınlaşıyor. Tarım alanına
dönüştürülüyor. Habitat kaybımız var. Giderek bu oran hızlanıyor.
1900'lerin başlarından itibaren günümüze kadar dünya sulak alanlarının
yüzde 64'ü kaybedilmiş ve son yıllarda iklim değişikliğinin de
etkileriyle birlikte bu oran daha da hızlanarak artıyor."
"Kızılırmak Deltası Avrupa'nın da önemli sulak alanlarından biri"
Prof.
Dr. Yavuz, Kızılırmak Deltası'nın hem Türkiye'de hem de Avrupa'da
oldukça önemli olduğunu, alanda biyoçeşitlilik açısından son derece
zengin bir yapı bulunduğunu vurguladı.
Kızılırmak
Deltası'nın bitki çeşitliliği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yavuz,
"Bitki çeşitliği 600 civarındadır. Orada yaşayan yöre halkı tarım,
hayvancılık, saz üretimi faaliyetlerinde bulunuyorlar. İnsanlar alanı
etkin kullanmış ve halen kullanmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla hem
biyoçeşitliliğin koruması hem de yöre halkının fayda sağlayarak orada
faaliyetlerini devam ettirmesi açısından da Kızılmak Deltası koruma
çalışmaları devam ediyor." dedi.
"UNESCO Doğal Miras Alanı statüsünde geçici listeye giren tek sulak alan"
Yavuz, Kızılırmak Deltası'nda farklı kuruluşların araştırmalarını sürdürdüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Kızılmak
Deltası doğal alan statüsünde Türkiye'de UNESCO Doğal Miras Alanı
statüsünde geçici listeye girmiş tek alan. Öyle değerlendirildiğinde hem
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem de Doğa Koruma ve
Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından, üniversiteler, sivil toplum
kuruluşları tarafından oldukça yoğun araştırma ve çalışmaların yapıldığı
bir alan. O yüzden de kuş türü sayısına baktığımızda, Türkiye'de 500
civarında kuş türü tanımlanmışken, Kızılırmak Deltası'nda 360 civarında
kuş türünün tanımlandığını görüyoruz. Bunların yaşamlarının yani üremek,
kışlamak ve beslenmek gibi önemli yaşamsal evrelerini Kızılmak
Deltası'nda geçirdiğini görüyoruz. Ve bunların devam ettirilebilmesi
için de biz Ornitoloji Araştırma Merkezi olarak sahada restorasyon
çalışmaları yürütüyoruz, bahsettiğim kurumların da desteğini alarak."
Kuş
türleri, yılkı atları, mandaları, subasar ormanları, sazları, su
papatyaları ile bilinen Kızılırmak Deltası'nda dünyada azalım gösteren
türler de olduğuna dikkati çeken Yavuz, şunları kaydetti:
"Kızılırmak
Deltası'nda kum zambağı var aslında Türkiye genelinde yaygın ama yine
hızla kumul alanların tahrip edilmesi nedeniyle yok olan türlerden
birisi. Göl soğanı var. Kilyos moru var. Bunlar nadir, az bulunan
türler. Kızırmak Deltası'nda da devam ettiriyor varlığını. Nesli kritik
seviyede tehlike altında bulunan dişli sazancık balığı var. Kuş
türlerinden ise nesli tehlike altındaki kuş türlerinden elmabaş patka
var. Burada ürüyor, burada kışlıyor, göç sırasında yüksek sayılara
burada ulaşıyor. 16 farklı kuş türü var burada yaşamının önemli kısmını
devam ettiren ve nesli tükenme tehdidiyle karşı karşıya olan. Üveyik
yine hassas olan, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan tür, yüksek
sayılarla üreyen, bunun yanı sıra göç sırasında büyük sürüler halinde
Kızılmak Deltası'nı kullanan bir tür Kızılırmak Deltası bu türler için önemli bir yaşam kaynağıdır."
Muhabir: İlyas Gün