2018 yılı Hristyan Siyonistler için tarihi bir dönüm noktasıydı.
ABD Başkanı Trump, İsrail’in başkentini Kudüs olarak tanımış ve büyükelçilik binasını açmıştı.
Başkent ilanından hemen sonra Netanyahu, soluğu Beyaz Saray’da almış ve orada şu konuşmayı yapmıştı.
“Size söylemek isterim ki, Yahudi halkının uzun bir hafızası vardır. Biz 2500 yıl önceki Büyük Kral Kiros'un fermanını hatırlarız. Bize Kudüs'e dönme ve tapınağımızı inşa etme hakkı vermişti. Ve şimdi de Kudüs'ü başkent olarak tanıyan Donald J. Trump'ı hatırlıyoruz”
Netanyahu daha sonra birkaç konuşmasında daha Kral Kiros’tan bahsetti.
Geçtiğimiz yıl Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımı kutlamak için parlamentoda yaptığı konuşmada Trump’a hitaben yine Kral Kiros benzetmesi yapmıştı.
Kudüs sokaklarını Trump’ın fotoğrafı üzerinde “Büyük Kiros Yaşıyor!” yazılı dev bilboardlar süslüyordu.
Kudüs merkezli Mikdash Eğitim Merkezi, Trump'ın Kudüs'ü başkent olarak tanımasını onurlandırmak amacıyla özel bir madeni para basmıştı.
Paranın bir yüzünde Trump ile Pers Kralı Kiros'un profili işlenmişti. Arka yüzünde ise inşa edilmesi planlanan “Üçüncü Tapınak”ın görüntüsü vardı.
Peki kim bu Kral Kiros? Ve neden Netanyahu ile Hristyan Siyonistler bu konuda ısrarla bir analoji kurmak istiyorlar, Trump’a neden bu algıyı yerleştirmek istiyorlar?
Pers Kralı Kiros 2500 yıl önce önce Medleri, sonra Lidyalıları daha sonra da Babil İmparatorluğunu ele geçirmiş bir hükümdardı. Fethettiği yerlerin inanışlarına, düzenine karışmamış, büyük bir coğrafyaya hükmettiği için her bölgeyi kendi düzeninde devam ettirerek kendine bağlamıştı.
Kiros'un Yahudi tarihindeki merkezi rolü, Babil'i fethetmesiyle başlar. Babil'in düşüşü, Yahudi halkı için 70 yıllık sürgün döneminin sona ermesi anlamına geliyordu. Kiros, yayımladığı fermanla Yahudilerin Kudüs'e dönmelerine ve İkinci Tapınak'ı yeniden inşa etmelerine izin vermişti.
İşte Kral Kiros’u İsrail için değerli bir mite dönüştüren neden buydu. Sembolleştirme için gayet uygun, kahramanlık ve vefa için elverişli, modern zamanlardaki İsrail için de kullanışlı tarihi bir figürdü.
Trump’ı o dönemde bilinen dünyanın en geniş topraklarına hükmeden Kiros ile özdeşleştirmek ABD Başkanını ve on milyonlarca evanjelik inanışa sahip insanı konsolide etmek için çok akıllıca bir strateji gerçekten.
Zira Trump’ın siyaset sahnesine çıkışıyla, Amerikan Evanjelik toplumu içerisinde ona yönelik bir kutsallık atfetme çabası başlamıştı. Bu çabanın en güçlü ayağını işte bu “Trump'ın modern bir Kiros olduğu” iddiası oluşturdu hep.