28 Şubat günü ABD ve İsrail’in komşumuz İran’a karşı başlattıkları haydutluğun bir ayını geride bıraktık. Kaba güçleriyle gözleri dönmüş ve şımarmış ABD ve İsrail’in bu bir ay içinde kendi güçleri konusunda bir hayal kırıklığı yaşıyor oldukları çok açık, ama aynı zamanda İran’ın dayanabilme, savaşı sürdürebilme, hatta bir noktadan sonra savaşın kontrolünü eline alma konusunda sergilediği performans konusundaki şaşkınlıklarını gizlemiyor olduklarını da görüyoruz.
TRUMP’TAN AL HABERİ
Bu durumlarda artık diyebiliriz ki “Trump’tan al haberi”. Trump’ın bir çocuk masumiyetine asla değil ama bir çocuk boşboğazlığına sahip olmasından dolayı. Bazen ülkenin sırlarını, bilgilerini, bilinçaltını bilinç üstünü şecaat arz ederken veya övünürken veya yerinirken ortaya dökmesi onun bilindik tarzı. Nitekim çok laf kalabalığının arasında bu doğrultuda itiraflarını da duyduk: Bu kadarını beklemiyorduk. Ne İran’dan ne de kendilerinden.
Öyle görünüyor ki daha beklemedikleri çok şey olacak, tabi o kadar da büyük konuşmayalım, bizim de beklemediklerimizdendir olacak olanlar.
ABD ve İsrail’in bu saldırganlığının bir mantığını çözemedik mesela daha. Her adımda başka bir bilgi, başka bir bilanço, başka bir hesap çıkıyor ortaya. Venezuella’dan sonra Hürmüz Boğazı’nın da kapanmış olması beklenmeyen bir şey miydi mesela, yoksa zaten Çin’in petrol tedarikini engellemek için atılmış bir adım mı imiş? Dolayısıyla aslında hem Venezuella hem de İran’a yapılan saldırının asıl hedefi Çin mi imiş? Böyle ise İsrail’in bu savaşta ne işi var? Onun Siyonist teo-politik hevesleri de asıl ABD-Çin rekabetinin bir aracı mı imiş? Bu sorular ciddi sorulardır tabi. Öyle tek bir teoriye bağlı kalınarak çözülebilecek ve sonuna kadar aynı çizgide kalınabilecek sorular değil. Her aşamada her bir teoriyi zorlayacak gelişmeler olabiliyor. Tam bir delinin attığı taş hikayesi. Bin akıllı da olsa çıkaramıyor.
Veya belki mesele tam da ABD’nin en büyük skandalı olan Epstein ile ilgilidir. İsrail’in İran’a saldırma gerekçesi ABD için şimdiye kadar hiç ikna edici gelmemiştir ama kahrolası Epstein davası bu sefer ABD adına karar alıcıları bu “gecikmiş” savaşın artık verilmesine ikna edivermiştir.
COLUMBIA’DAN HARVARD’A, YALE’DEN UCLA’YA
28 Şubat’ta başlayan savaştan beri öncesinde her gün bütün detaylarıyla yatıp kalktığımız Epstein davası hakkında şimdi bir şey duyan oluyor mu? Oysa sadece ABD’yi değil, bütün dünyayı sarsan, daha da sarsacak 10 şiddetinde bir depremdi Epstein davası. Belki de İran’a karşı savaşın en önemli sebebi.
Neresinde kalmıştık? Savaştan hemen önceki günlerde mesela konu üniversitelere uzanmıştı. Arka arkaya bir sürü gelişme olmuş ve ABD’nin meşhur tescilli prestijli üniversitelerinin altı kazındığında nasıl bir rezalet olduğu ortaya çıkıyordu.