Her şeyin, tek bir küre üzerinde cereyan ettiği bir dünyada, Batılıları korkutan en temel şey, dünyanın hızla Müslümanlaşabileceği korkusudur.
O yüzden Batılılar, İslâm’ı şeytanlaştırma ve Müslümanların İslâm’la ilişkilerini “ılımlı İslâm” gibi projelerle sakatlama ve İslâm’ı hayattan uzaklaştırma kaygılarını öne çıkarıyorlar.
BATILILARI KORKUTAN HAKİKAT!
Batılıları korkutan temel şey, seküler Batı kültürünün ve ürettiği tecrübenin, iki esaslı zaafının olması: Birincisi, seküler Batı tecrübesi, çatışma üzerine kurulu bir tecrübedir.
İkincisi de, seküler kültür, başka kültürlere -ontolojik doğası gereği- hayat hakkı tanımaz.
Eğer İslâm, şeytanlaştırılmaz ve zayıflatılmazsa, her şeyin küre üzerinde cereyan ettiği, küresel iletişim araçlarının bu denli yaygınlaştığı bir zaman diliminde, İslâm’ın bu türden zaaflarının olmadığı zamanla anlaşılacak; bu da seküler Batı kültürünün ürettiği haksız hegemonyanın çatırdamasına yol açacak bir süreci tetikleyecektir.
Seküler kültür, Marcuse’ün yaptığı yerinde tarif ile “tek boyutlu” bir dünya görüşü, sadece dünyayı / fizik gerçekliği mutlaklaştıran bir kültür olduğu için, tek boyutlu olmayan diğer kültürleri anlayabilmesi imkânsızdır; dolayısıyla diğer kültürlerle birlikte yaşayabilmesi de imkânsızdır.
Bu iki nedenden ötürü, seküler kültür, ancak ötekiler (hayaletlere dönüştürülecek hayalî düşmanlar) icat ederek varlığını sürdürebilir.
Bu yalnızca Batı’da değil, sekülerleşmiş bütün ülkelerde böyledir. Türkiye’de yaşanan akıl almaz gerilimler ve sorunlar, bunun bir göstergesidir.