Osmanlı döneminde hayal satanların akıbeti hiç iyi olmadı
MAKALE
Paylaş
20.09.2026 17:20
406 okunma
Erhan Afyoncu

Hayaller satılarak dolandırılan kişiler ve bu işi meslek edinen dolandırıcılar hiç bitmiyor. Tarih boyunca insanlar başka maddeleri altına çevirmeye çalışmış, bu yüzden de birçok dolandırıcılıklar meydana gelmişti

Osmanlı'nın kudretli padişahı IV. Murad'a altın yapacağım diye gelip sahtekârlıkları ortaya çıkan simyacıları ise sultan ya idam ettirmiş ya da kafasını kestirip denize attırmıştı

Bakır, kurşun gibi metalleri genellikle altına dönüştürmeye çalışan simya, tarih boyunca hep gözde bir yalancı bilim oldu. Kralların, sultanların saraylarında simyacılar çalıştı. Simyacılar kitaplar yazıp geliştirdikleri formülleri gizli sembollerle ifade ettiler.

Simyacıların metalleri altına dönüştürmek için kullandıkları maddeye "simyacı taşı" veya "felsefe taşı" denirdi. Bu taş dokunduğu her maddeyi altına çevirdiği gibi, felsefe taşından elde edilecek iksir de içen insanlara ölümsüzlük getirecekti.

Simya alanında İslam dünyasında da önemli çalışmalar yapıldı. Ebubekir Razi'nin çalışmaları Avrupa dillerine çevrildi. Ancak 17. yüzyıldan sonra simya araştırmaları azaldı.

Bilimin gelişmesiyle birlikte bu yolla altın yapılamayacağı anlaşılınca simyacılar tarih sahnesinden çekildiler. Simyacılar araştırmalarıyla altın yapamadılar, ancak kimya ilminin gelişmesini sağladılar.


19. yüzyılda Diyarbakır.

SAHTEKÂR KADIN SİMYACI

Dünyanın nadir rastlanan kadın simyacılarından biri ise Dördüncü Murad döneminde faaliyet gösteren Maanoğlu Fahreddin'in kızıydı.

Dördüncü Murad döneminde Lübnan'da isyan eden Dürzi emirlerinden Maanoğlu Fahreddin idam edilmiş, hayatta kalan oğulları ise Enderun'a alınmıştı. Maanoğlu Fahreddin'in ailesinden yakalanamayan bir kişi vardı, o da kızıydı. Maanoğlu'nun kızı, erkek kılığında kaçarak Diyarbakır'a gitmişti.

Diyarbakır'da Rumiye Şeyhi'nin yanına sığınan kız bakırı gümüş, gümüşü de altına dönüştürüyordu. Bu yaptıklarıyla herkesi kendisine hayran bırakmıştı ancak kimse değişenin madde mi yoksa sadece renk mi olduğuna bakmamıştı.

Bir süre sonra, 1638'de Bağdat seferine çıkan Dördüncü Murad, Halep'te konakladı. Rumiye Şeyhi, Halep'e padişahın yanına giderek birçok hediyeyle birlikte Maanoğlu'nun kızının yaptığı altın külçelerini de "Hünkârım sana hazine lazımdır. Bu bilgi, evliya sanatıdır, ancak bu kız bir yolla ona ulaşmış. Sultanım dilerse yapar" diyerek Dördüncü Murad'a sundu.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya