Siyaset, ciddi bir iştir... Sanattır... Yönetim ve halka hizmet sanatı. Siyaset... Zekâyı, ataklığı, güzel konuşmayı, beceriyi, heyecanı gerektirir.
Ama... Siyaset bir sahne şovu değildir.
Hele... "Yalan, demagoji, iftira, seçmene selam, laf olsun torba dolsun" gibi yöntemlerin, siyasette yeri yoktur... Siyasetçiyi küçük düşürür... Partisine de zarar verir.
Siyaset... Bilgiyle yapılır.
Dedikoduyla, bohçacı kadın misali laf taşımayla siyaset yapılmaz... Böyle siyaset yaparsanız, fanatik/militan tribünlerden alkış alabilirsiniz... Fakat...
Adına kamuoyu denilen, iktidarları yapan ve değiştiren büyük güç/irade tarafından ciddiye alınmazsınız.
***
Danışman
Milletvekili... Bir konuda konuşacağı, bir bakana soru soracağı ya da TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi sunacağı zaman hazırlık yapar.
Milletvekilinin üç personeli vardır.
İkisi... Danışman... Diğeri... Yardımcı personel.
Danışmanlar... Milletvekili bir konuyu gündeme getirecekse ders çalışırlar... Bilgi toplarlar... Araştırma yaparlar... Milletvekilinin önüne kapsamlı bir dosya koyarlar.
Ama... Milletvekili, "Ben her şeyi bilirim" derse... Bilgiye, danışmana, araştırmaya sırt çevirirse... Ekran ve şov aşkını tercih ederse...
Kendi ayağına kurşun sıkmış olur.
Kimse onu ciddiye almaz.
***
İtibar meselesi
Danışmanlık kurumu, başka parlamentolarda da var. Örneğin Almanya... Milletvekili danışmanlarının yüzde 60'tan fazlası yüksek öğrenim doktoralıdır.
Almanya'da... Siyasi partilerin arka bahçeleri vardır... Araştırma merkezleri... Vakıflar.
Yine Almanya'da... Siyaset, bilim dünyasından/ üniversiteden kopuk değildir.
Özetle... Danışmanlık kurumuna ve bilgiye önem vermek siyasetin de, siyasetçinin de itibarını artırır. Aksi hâlde... Neler olduğunu görüyorsunuz... İtibarı yerlerde sürünenleri.
***
Özür dilemek erdemdir
Kitabın ortasından bir söz... Ders gibi... Kulaklara küpe olmalı:
"İki çeşit insan vardır: Zaman geçtikçe hatalarıyla yüzleşen... Ve zaman geçtikçe yüzsüzleşen."
Kuldur... Hırsının esiri olmuştur... Hata etmiştir... İftira atmıştır... Yalan söylemiştir.
Ama... İftirası, yalanı ortaya çıkınca... Özür dilemesini de bilmelidir.
Bunu bilmeyenlere... Hatası/iftirası yüzüne vurulunca gülenlere... Günümüzde "pişkin" diyorlar.