PINAR’DAN UMRAN’A: HAK YOLDA SIDK VE SADAKAT
MAKALE
Paylaş
28.10.2026 17:04
748 okunma
Kamil Büyüker

Şairin ifadesiyle “insan bir su misali kıvrım kıvrım akar” ve elbette yatağını bulur. Hepimizin yaşamak gibi, yemek-içmek-uyumak gibi insani ihtiyaçları yanında düşünmek, inanmak ve inandıkları uğrunda mücadele etmek gibi zorunlu ve zaruri ihtiyaçları var. Bu tartışılmaz bir gerçek. Ne uğruna, nasıl, ne şekilde olacağı yine insanın kendi tercihidir. Geçtiğimiz günlerde hayatını inandığı değerler manzumesinde yoğurmuş ve fıtratının onu sürüklediği mecrada –yayıncılık alanında- uzun yıllar mücadele etmiş bir büyüğümüzü kaybettik: Cevat Özkaya. İnancını ve ideolojisini büyük bir yayın “Pınar”ının üzerinden tüm insanlığa aktarmış bir isimdi Cevat Özkaya.

Yollarımızı birleştiren Pınar

Şairin “Hayata beraber başladığımız dostlarla da yollar ayrıldı bir bir… Gittikçe artıyor yalnızlığımız…” dizelerinde ifadesini bulduğu gibi zaten düşünce, fikir planında gittikçe yalnızlaştığımız bir çağda güzel insanların birer birer bu dünyadan çekilmesi yalnızlığımızı daha da büyütüyor. Her güzel ismin bu dünyadan ayrılışında aynı dizeleri bir iç çekme sadedinde söylerim. Evet hayata beraber başlamadık ama hayat bizi bir noktada buluşturdu. Cevat ağabey ile de bir buluşma noktamız vardı elbette. O, hayatının en verimli çağlarında döneme damgasını vuran Yeniden Milli Mücadele teşkilatında yetişmiş, bu yolculuk neredeyse 1980’lere kadar sürmüştü. Başında bulunduğu İlim Kültür ve Sanatta Pınar dergisi 1976 yılından 1978 yılına kadar onun yazı işleri müdürlüğünde devam etmiştir. Henüz böyle büyük bir mesuliyeti omuzladığında 22 yaşındadır. Neden büyük bir mesuliyet? Çünkü o tarihlerde Türkiye’nin en çok satan, okunan kültür sanat dergilerinden birisidir Pınar Dergisi. O dönemde sayısı 15 binlere ulaşan tirajla bir kültür sanat dergisi çıkarıyorsunuz. Derginiz önemli bir gençlik hareketinin yayın organı ve gerçekten dergi; ideolojik anlamda, kültürel anlamda çok büyük bir araç. Teşkilat disiplini içerisinde yolunda gitmeyen bir takım fikir ayrılıkları nedeniyle 1978 yılı Mayıs ayında Cevat Özkaya, bir grup arkadaşı ile Pınar Dergisi’ni de alarak Yeniden Milli Mücadele hareketi ile yollarını ayırır. Pınar, YMM’de kalanlarla Gerçek Dergisi olarak yoluna devam eder. Ancak Cevat Özkaya ve önemli bir arkadaş grubu Pınar Dergisi’ni bağımsız bir platformda devam ettirirler. 15 sayı kadar daha Pınar Dergisi yoluna devam eder. Ancak Pınar’ı sadece bir dergi olmaktan çıkarıp “fikir, düşünce ve kültür zemini” haline getirecek tohumlar da yine o yıllarda atılır. Mart 1979 tarihli 87. Sayıda “Çağrı” başlıklı metinde şunlar dile getirilir: “Pınar Dergisi etrafında birleşen bir arkadaş grubu olarak bir “Pınar basım yayım organizasyon ve dağıtım şirketi” kurmaya karar vermiş bulunuyoruz. Böyle bir karara değişik tecrübelerden sonra vardık. Yaşanan Türkiye şartlarında köklü bir kültür zemini üzerine oturmayan hiçbir davanın başarıya ulaşması mümkün değildir. Temel kaynaklara dayanan bu kültür zemininin oluşturulması ve yaygınlaştırılması bazı vasıtalara ve organizelere ihtiyaç vardır. Kurmayı düşündüğümüz şirket böyle bir ihtiyacın neticesidir.”[1] Bu “Çağrı” yankı bulmuş olmalı ki bir grup inanmış insan Pınar Yayınevi’ni kurmuş ve ardından kitap yayınına başlamıştır. Merhum Cevat Özkaya’nın ifadesi ile “Yayınevini kurmaya çalıştığımız dönemlerde İran devrimi oldu. Son derece hareketli bir dönemdi. Yayıncılık bütünüyle solun elindeydi ve bizim ilk kitabımız böyle bir dönemde Ayetullah Mutahhari’den çeviri İslam Devrimi diye bir kitap oldu. Ayetullah ismiyle ilk defa bizde çıkan kitaptır.”[2] İran İslam Devrimi’nin Türkiye’de yayıncılığa nüfuzunda –Ali Bulaç’ın Düşünce Yayınevi dışında- Pınar yayınlarının da katkısı olduğunu söyleyebiliriz. İslam Devrimi (1981) kitabının ardından yine Ayetullah Mutahhari’nin Tevhidi Dünya Görüşü (1981) adlı eseri yayınevinin ikinci kitabı olmuştur. Daha sonra Edvard Said’in Oryantalizm kitabı ve devamında da o günlerde Müslümanlığını ilan etmiş Roger Garaudy’nin İslamın Vaadettikleri (1983) ve Siyonizm Dosyası (1983) kitapları yayınlanıyor.

Yetiştiği yerin ve taşıdığı mesuliyetin farkında bir mücadele adamı

Pınar’ın doğduğu kaynak ve yürüdüğü mecranın bu noktada farklılaştığını ve yer yer zenginleştiğini söyleyebiliriz. Elbette fikri sabiteleri değişmez/değiştirilemez diye nitelendirilen bir düşünce hareketinin, bir süre sonra kendini tekrar edeceğini, mesafe alıyor gibi görünse de düşünce anlamında sığlaşacağını söyleyebiliriz. YMM hareketi, Cevat Ağabeyin de hayatı boyunca bir pişmanlık değil tam tersine kazanım ve kendini bulma yılları olarak ifade ettiği bir hareketti. Bunu birlikte olduğumuz vakitler müteaddid defa duymuşumdur. “Asla bu harekette yer almaktan dolayı pişmanlık duymadım. Her bir ağabeyimizden Allah razı olsun. Hepsinin üzerimizde emeği var” demiştir. Bu durumun Cevat ağabeyin hayatında kıvılcımı ateşleyen ilk duraktır. Ancak insan özü gereği sormak, sorgulamak ister. Bir ömür boyunca “buldum” diyebilen çok azdır. “Bul”mak “ol”manın da nihai noktasıdır. O yüzden bu arayış hiçbir zaman bitmez. Cevat Ağabey çığır açan bir fikir adamı, velut bir yazar, bir lider değildi elbette ancak o düşüncesini bayraklaştırmanın bir aracı olarak yayıncılığı seçmiş, mücadelesini yeri geldiğinde kâğıtla kalemle yaparken, öte yandan sivil toplumun gereği olarak sahada duruş sahibi bir aktivist olarak hakkı hakikati haykırmaktan geri durmamıştır.  

Cevat ağabeyle tanışıklığım ve sonrası

Cevat Özkaya ismiyle tanışıklığım YMM hareketinin içinde yetişen babamın kütüphanesinde bulunan Pınar’ları karıştırdığım yaşımın ve aklımın elverdiği zamanlara kadar dayanır. Yaptığım en zevkli işlerden birisinin dönemin gazete, mecmua ya da dönemsel adıyla dergi karıştırmak olduğunu söyleyebilirim. 3 Şubat 1970’de başlayan Yeniden Milli Mücadele mecmuası, Çapa Yüksek Öğretmen okulu bünyesinden devralınarak Mayıs 1968 sayısı ile bu hareketin bir kültür sanat dergisine dönüşen Pınar Dergisi, daha sonra Bayrak (günlük, haftalık gazete ve daha sonra dergi), İnsanlığa Çağrı, Çınar… hepsi bir şekilde yazar çizer kadrosu ile gündemime girmiş, neredeyse yıllarını bu harekete vermiş isimler kadar bir aşinalık kesbetmiştim. 2003 yılında İstanbul’a gelip kültür sanat muhitlerinde kendime yer bulmaya gayret ederken öte yandan tevarüs ettiğim geleneğin de izini sürmekte idim. Fırsat buldukça 68 kuşağının YMM hareketinin ilkleri ile bir hukuk oluşturacak kadar temasım oldu. Cevat ağabey ile bu süreçte farklı zamanlarda görüşmelerim oldu. Birkaç kez Araştırma ve Kültür Vakfı’nda daha sonraları Cağaloğlu’nda Defne Han’da Pınar Yayınlarında görüşme fırsatım oldu. Benim yıllara sari içimde ukde olan bir düşüncem vardı. O da özellikle bizim camiada görülmeyen, gösterilmeyen bir dergi olan Pınar Dergisi’ne hakkını teslim etmekti. Bunu elbette o kuşaktan pek çok isme açtım.  Ahmet Taşgetiren, Yavuz Aslan Argun, Mehmet Taşdiken, Bestami Yazgan, Cevat Özkaya, Gazi Altun, Hasan Erden, Haşim Vatandaş, Mehmet Akif Ak, Muhammet Nur Doğan, Mustafa Ruhi Şirin, Şefik Dursun, Veli Şirin, Salim Demirezen, Saim Okan… gibi pek çok isimle bizzat temas kurdum. Derdim Pınar Dergisi’ne öncelikli bir vefa toplantısı yapmak ardından Pınar Düşünce Kültür ve Sanat platformu adı altında bir kültür sanat hareketi başlatmaktı. Bu düşüncemi Cevat ağabeye açtığımda memnun oldu. Pınar’dan, Pınar’ın yaslandığı maziden övgü ile bahsetti. Bunun bilinçli bir görmezden gelme durumu olduğunun o da farkındaydı. TYB İstanbul Şubesi A. Ali Ural Beyin başkanlığını yaptığı dönemde bir dizi dergilerle ilgili vefa toplantıları yapılmaktaydı. Ben de Pınar’la ilgili toplantı yapma düşüncesini Ali Bey başta olmak üzere o zaman yönetimde olan Metin Karabaşoğlu ağabeye ve rahmetli Asım Gültekin ağabeye ilettim. Onlar da mekânı dilediğim zaman bu hususta kullanacağımı ifade ettiler. Tarihi 30.05.2009 olarak ilan ettik. Başlığımız Kültür ve Sanat Dergiciliğinde Mücadeleci Bir Mektep: PINAR DERGİSİ idi. Sağ olsun Mustafa Burhan, İlhan Azaklı, Murat Sofuoğlu, Ali İhsan Yıldırım gibi ağabeylerin desteklerini de gördüm. Program gününe kadar gelecek listesinde yer alan isimleri netleştirmiş oldum. Bunlar arasında Pınar’ın ilklerinden Gazi Altun ağabey, Cevat ağabey de vardı. Esas sürpriz konuğumuz ise hareketin kurucularından Yavuz Arslan Argun idi. Gecede belli başlı isimlere söz vermiştik. Bunlardan birisi de Cevat ağabey idi. Cevat ağabey kendi kuşağının merkezinde yer alan YMM hareketine dair önemli tecrübeler aktardı. Sözü Pınar dergisine getirdi ve dönemin buhranlı ortamı içerisinde çok önemli işler yaptıklarını belirtti. Pınar’ın bir mektep olma vasfına haiz dönemin en önemli dergilerinden birisi olduğunu ifade etti. Gece benim adıma maksadına ulaşmıştı. Pınar, kapanışının üzerinden geçen çeyrek asırlık bir zaman diliminden sonra ilk defa bir toplantıya konu olmuştu. Merhum Yavuz Arslan Argun hem konuşmasında hem de program akabinde o babacan tavrıyla eski yeni herkesi kucaklamış, tebrik ve takdir ifadelerini kullanmıştı. O gece tarihe bir kayıt düşülmüş ve Pınar yeniden yatağını bulmuştu. Aynı tarihlere denk gelen günlerde yine Pınar’a dikkat çeken bir yazı kaleme almıştım ve dünyabizim.com sitesinde yayımlanmıştı. Tarihler 2012’yi gösterdiğinde ise Rüstem Budak ağabeyin editörlüğünü yaptığı Değirmen dergisi Yüzyılın Dergileri özel sayısına Selçuk Küpçük ağabeyin talebiyle Pınar Dergisi yazısı yazmıştım.[3] Elbette hareketle öncesinde duygusal daha sonra ideolojik bağım dolayısıyla tek başına bir değerlendirme yazısı olmasa da bir dikkat çekme yazısı kaleme almıştım. Pınar dergisinin bu manada yeterince değerlendirilmediğini ve üzerinde çalışılmadığını, çalışılmayı hak ettiğini düşünürüm.

Cevat Ağabeyi çelebi bir derviş duruşuyla karşısındakini incitmeyen, ona kıymet veren, yol açıcı karakteri ve duruşuyla hatırlayacağım. Defne Hanın en üst katında Mustafa Burhan ağabey, alt katta merhum Marifet yayınları sahibi Ömer Ziya Belviranlı Ağabey ve onun altında Pınar yayınlarının bir zaman ofis olarak kullandığı mekânda Cevat Özkaya Ağabey kuşaklar arası bir silsileyi yansıtıyordu. Ömer Ziya ağabeyi de geçen yıl ebedi aleme uğurladık. Cevat Ağabey ile son görüşmemiz kendisini de uğurladığımız Marmara İlahiyat Camisinde 4 Ağustos 2025 tarihinde Ömer Ziya ağabeyin cenazesinde oldu. Hastalığını duymuştum ancak durumun gittikçe ağırlaştığını eski Pınar yayınları çalışanı Ramazan Dündar kardeşimin 26 Eylül’de attığı mesajla öğrendim. 16 Ekim tarihinde de ruhunu teslim ettiği haberini aldık. Ankara’dan Araştırma ve Kültür Vakfı ekibine tabi olarak cenazeye iştirak ederek son vazifemizi yerine getirdik. Bizler ondan razı idik. Hak da kendisinden razı olsun. Mekanı cennet olsun. Pınar’dan Umran’a oradan sonsuz edebi hayata uzanan yolda Rabbimiz kendisine rahmeti ile muamele etsin.  



[1] Pınar Dergisi, Mart 1979, Sayı: 87.

[2] https://www.dunyabizim.com/pinar-yayinlari-nasil-basladi

[3] Yüzyılın Dergileri (1900-2000), “Çapa’da Yükselen Mücadele’nin Kültür Sanat Pınar’ı”,  Değirmen Dergisi, Ocak Haziran 2012, sayı: 29-30-31.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kamil Büyüker

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya