Dün takiye, örgüt mensubunun gerçek aidiyetini saklamasıydı. Bugün dijital takiye, örgütsel söylemin kendisini mağduriyet, hukuk, demokrasi, gazetecilik veya sıradan muhalefet diliyle saklamasıdır.

Hain terör örgütü FETÖ, 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye'ye karşı kanlı bir darbe girişiminde bulundu. Bu darbe girişimi, milletin cesareti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı duruşuyla durduruldu. Türkiye Yüzyılı'na giden yolda Türk milletini durdurmak isteyen bir ihanet şebekesi, uluslararası ağlarla kurduğu karanlık ilişkilerle birlikte yenildi.
Bugün 15 Temmuz'un 10. yılına girerken meseleyi yalnızca darbe gecesiyle sınırlı okumak eksik kalır. Çünkü FETÖ, 40 yılı aşan takiye, sızma ve ihanet yapılanmasıyla önce yargı ve emniyet üzerinden devleti hedef aldı; ardından ordu içindeki unsurlarıyla askerî darbe girişimine kalkıştı. Emniyette, yargıda, orduda, medyada, eğitimde, bürokraside, uluslararası temsil alanlarında ve dijital mecralarda örgütlenen bu yapı, yalnızca bir darbe örgütü değil, Türkiye'nin devlet aklını içeriden teslim almaya çalışan çok katmanlı bir ihanet mekanizmasıydı.
Unutmayacağız, unutturmayacağız
Aradan geçen 10 yıla rağmen hâlâ FETÖ mensuplarının gözaltına alınması, FETÖ bağlantılı dijital hesapların kapatılması ve örgütün farklı maskelerle varlığını sürdürmeye çalışması, tehdidin yalnızca geçmişe ait olmadığını göstermektedir. Bugün bize düşen, FETÖ zihniyetini devletin, toplumun, dijital alanın ve hafızanın bütün katmanlarından tamamen arındırmak; gelecekte yeni FETÖ'lerin ortaya çıkmasını engelleyecek güçlü bir kurumsal, toplumsal ve zihinsel bağışıklık inşa etmektir.
15 Temmuz'da 251 kahraman vatandaşımız şehit düştü, binlerce insanımız yaralandı. Darbe girişimi sonrasında yürütülen soruşturmalarda 390 bin 354 FETÖ şüphelisi gözaltına alındı, 113 bin 837 zanlı tutuklandı. 15 Temmuz yargılamalarında 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı; 1634 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 1366 sanığa müebbet, 1891 sanığa ise çeşitli sürelerde hapis cezası verildi. Bu sayılar, FETÖ'nün yalnızca darbe gecesiyle sınırlı olmayan geniş örgütsel yapılanmasının adli ve kurumsal boyutunu göstermektedir.
Tankların önüne çıkanların, köprülerde şehit düşenlerin, Meclis bombalanırken görev yerini terk etmeyenlerin ve sokakta canını millet iradesine siper edenlerin hikâyesi, 15 Temmuz hafızasının ahlaki temelidir. O gece millet, yalnızca bir darbeyi durdurmadı; devletin, demokrasinin ve millet iradesinin bir işgal girişimine karşı nasıl savunulacağını bütün dünyaya gösterdi.