Eşine az rastlanır özellikleri sebebiyle başlarda sürekli kıskanılıp dışlanan, bundan dolayı diyar diyar sürgün gezen ve nihâyetinde kendisine kucak açan Endülüs'te karar kılarak burada olağanüstü işler başaran Ziryâb, Batı'dan bir şeyler alan değil oraya bir şeyler götüren bir dâhidir. Doğu'dan Batı'ya, farklı bir form kazandırarak götürdüğü akıl, ferâset ve vizyon, üzerinden 1.200 yıl geçmesine rağmen Batı'nın ve hatta tüm modern dünyanın yaşam alışkanlıklarına yön vermeye devam etmektedir.

Günümüz İspanyol şehirlerinde, özellikle de Kurtuba (Kordoba)'da; konservatuvarlardan kültür merkezlerine, okullardan kütüphanelere, otellerden güzellik salonlarına her yerde ismine rastlanan bir isimdir Ziryâb. Kurtuba'daki meydanlara muazzam heykelleri dikilen Ziryâb'ın ismi Arap dünyasında ise "ziryab" markası taşıyan restoran, müzik aleti imalathaneleri ve çeşitli satış mağazalarında yaşatılıyor.
Kaynaklarda "Endülüslü ünlü musikişinâs" şeklinde geçen Ziryâb, aslında bundan çok daha fazlası. Bundan 1.200 sene evvel muhteşem Endülüs efsanesine altın çağını yaşatan bu medeniyet dehâsı, musikinin yanı sıra tarih, edebiyat, tıp, gastronomi, coğrafya ve moda gibi çok geniş bir yelpazede çağını aşan yenliklere imza atmıştır. Batı'da ve Arap âleminde hakkında sayısız eser yazılmış olmasına rağmen ülkemizde pek bilinen bir isim değildir.
Musul'un yoksul bir köyünden Abbasi sarayına
Ziryâb, kesin olmamakla beraber, 789'da Musul'un yoksul bir köyünde doğar. Ziryâb lakabı kendisine, kimilerine göre koyutenli oluşundan dolayı Arapçada "karakuş, karatavuk" anlamına geldiği için verilmiş, kimilerine göre de sesinin saflığı ve duruluğundan ötürü Kürtçede altın su anlamındaki "zêr av" isminden dolayı verilmiştir. Ten renginden dolayı Afrika, isminin etimolojisinden dolayı da Fars kökenli olduğunu söyleyenler bulunmaktadır.