“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin ne kadar katmanlı, kompleks bir iş olduğu anlaşılırsa öğretim programlarının değeri ve çok yönlülüğü o ölçüde kavranabilecektir. Mesele bugün olduğu gibi orta ve uzun vadede de programlar üzerinde, entelektüel bir çerçevede düşünmeyi sürdürmektir. Bunun için de uygulamadaki deneyimlerin yanı sıra akademik iş birliğinin pratiğe geçirilmesini yansıtan inceleme ve araştırmaların çoğalması zorunludur. Kademeli biçimde uygulanan ve şimdinin kurucu unsuru olarak görülmesi gereken “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” bütünüyle hayata geçtiğinde geniş şimdiyi daha iyi düşünebileceğimizin farkındayım.

Dünya, ertelenmiş bir yüzyıl olarak da görülen 20. yüzyılın ardından kimi zaman kökenleri on yıllar öncesine dayanan kimi daha yeni başlayan bir dönüşüm süreci içerisinde. Bu dönüşüm, eğitimden ekolojiye, sağlıktan teknolojiye uzanan pek çok alanı etkiledi. İnsanlık, kitle ve sanayi toplumu formasyonunun yaygınlaştığı geçen yüzyılın ortalarında varmayı umduğu yerle içinde yaşadığımız yüzyılda kendisini bulduğu hâlihazır durum arasındaki zıtlığın farkında.
İlk çeyreğini geride bıraktığımız ve sarsıntılarla geçeceği belli olan bu yüzyılda, artık dünyada eğitim öğretim sistematiği bilgi vermeye değil, bilgiyi beceriye dönüştürmeye odaklanmış vaziyettedir. Bilimsel bilginin yapısındaki subjektif katmanlar, bireyin, tekil deneyimlerin, kavrayışların anlaşılmasının giderek daha fazla öne çıkması gibi paradigma dönüşümleri bunlarla irtibatlıdır. Ayrıca bunlar kartezyen bakışın, ilerlemeci tarih anlayışının, modernliğin, postmodernliğin en nihayetinde ise küreselleşmenin sorgulanması bir dizi dönüşümü daha iyi kavramamızı sağlamaktadır.
Eğitimle ilgili tartışmalarda uzun zamandır beceri odaklı olmak gerektiği sık sık dile getirilir. Hâliyle öğretim programlarının her biri doğası gereği tüm yeterlik alanlarına eşit yoğunlukta yer vermese de programlarda 21. yüzyıl becerileri olarak isimlendirilen kazanımlar öne çıkmış durumdadır. Eğitimciler, yapay zekâ ile derinlik kazanan dijital dönüşümle, nesillerin sosyal medya mecralarıyla ilişkileri, okuma ve kendini ifade etme becerileri bağlamında neler yapılması gerektiği üzerinde düşünüyorlar. Dolayısıyla analitik açıdan, sürdürülebilir kalkınma amaçları bakımından münferit değişimlerden ziyade kapsamlı bir dönüşüm yaşandığını göz önünde bulundurmak durumundayız.