Karaman'da yaşasam, dünyanın en sakin, huzur dolu bir köşesine çekilip kendimle ve kitaplarımla baş başa kalmak istesem, ilk aklıma gelen yer, Göksu'yu kuş bakışı görebileceğim, bir ulu ardıç gölgesi olurdu.
Hayal kurarken bile Göksu'nun rengini görür, ferahlığını hisseder, dağ esintili ardıçların kokusunu alırım.
Ardıç dünyanın en güzel kokan ağacı. Ardıç kokusu, kokuların şahı; ferah, odunsu, reçineli ve hafif baharatlı notalara sahip. Onda çam ormanlarının her kokusundan eser miktar saklıdır.
Ardıç, parfümeride güzel kokuların karıştırılması işlemi için kullanılan "koku kombinleme", "parfüm katmanlama" veya "harmanlama" tanımının doğadaki örneğidir.
Ardıçın otsu, biberimsi, topraksı yanı var. Dağ esintisi yayar. Dinginlik verir. Zihni dinlendirdiği ve odaklanmayı artırdığı için aromaterapide ve meditasyonda kullanılır.

Torosların Mavi Gerdanlığı
Dünyanın tüm ressamları bir araya gelse, dünyanın tüm renklerine fırçalarını daldırsalar, Göksu'nun maviliğindeki güzelliğin yanına yaklaşamazlar.
Toroslar'ın 260 kilometrelik 'Turkuaz Gerdanlığı'nın en görkemli bölümü Karaman sınırlarındadır. Üstelik bu bölüm, hoyrat akmaz, sakin, yumuşak ve dingindir. Ermenek ve Bucakkışla bu güzellikten nasiplenmiş.
"Taşlardan öyleleri var ki, bağrından nehirler çağlar." (Bakara Sûresi: 2:74.)
Kur'an'ın bu ayetindeki derinliği anlamak için Göksu'yu görmek yeterli.
Karaman'da bazıları var ki, Göksu'yu kuraklığın ilacı olarak görür. Göksu Karaman'a aksaymış ne güzel olurmuş. "Daha çok mısır, daha çok pancar ekeriz, bol bol sulama yaparız" demenin kibarcası.

Yeraltında 7-8 milyon yıldır rezerv olarak bekleyen ve bir iç deniz olan fosil su kaynaklarını, vahşi sulamayla 50 yılda tüketerek, gelecek kışakların hakkını yiyenler de Göksu'nun yönünün Karaman Ovası'na çevrilmesini öneriyor. Bizim halkımızda öneriden bol ne var. Hep akıl hem öneri zenginiyiz.
Yeraltı suyunun kıymetini bilmeyenler Göksu'nun kıymetini bilecek mi? Sanmıyorum. "İnsan çok nankör ve çok zalimdir." Ben görmesem de bir gün Göksu'nun mavi suları Karaman Ovası'na akacak. Umut edelim, o gün geldiğinde bir damla suyun kıymeti bilinsin.
Göksu sadece bir ırmak değil, o aynı zamanda bir iklim ve bereket kaynağı. Göksu'nun geçtiği güzergâha Akdeniz iklimi hakim. Akdeniz iklimi, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen iklim tipidir. Kar ve don olayı çok az görülür. Doğal bitki örtüsü maki, yaygın tarım ürünleri zeytin, narenciye (portakal, limon, mandalina), incir ve üzümdür.

Göksu Gönüllüler
Karaman'da, bir pınarın buz gibi suyuyla dolu yalağın başında oturan bir adam. Gözlerini önündeki müthiş manzaraya dikmiş. Gözlerinde Göksu'nun yansımalarından, yüzünde bir güzel işin coşkusundan izler görüyorum. İçindeki manzarayı bilmiyorum.
"Yeryüzünde yapacakların olduğu sürece yaşarsın" sözünü hatırlıyorum. Yalağın başında oturan kişi, Göksu aşığı olarak tanıdığım, tabiata ve insana hürmette kusur etmekten korktuğuna şahit olduğum iş insanı Celalettin Ölmez.
İnsan bir kişiye veya bir yere iki şekilde bakar. İlki meraktır; içinde keşfetmek isteyen bir heyecanı barındırır. İkincisi ayrılık hissi; vedalaşmayı içeren bir duygu.
Celalettin Ölmez'in bakışları merak dolu, her an yeni bir güzellik görme, bir keşif isteği yüklü. Pınarın suyu gürül gürül akıyor. Arılar, kelebekler ve kuşlar uçuşuyor. Yalak onlar için can suyu. Bulunduğumuz yer Bucakkışla virajları. Karaman'a yarım saatlik mesafe.

Rüzgârın uğultusu, suyun sesine karışıyor. Yalaktan akan su bayırdan aşağıya, sakin sakin yol alıyor. Hemen yanımızda bir ardıç ağacı. Henüz genç bir ağaç. Türkiye'nin en yaşlı ardıçı, 2000'in üzerinde yaşa sahip olan, Konya'nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar Mahallesi'ndeki atasına göre bebek sayılır.
Celalettin Ölmez, eliyle aşağıları gösteriyor. Sağ yanımız Bucakkışla virajları, sol yanımız bir uzun ve sarp vadi. Bulunduğumuz yer, adeta bir ada. 50 dönüm kadar var.
"Ahmet abi, buraya seyir terası yapıyoruz. Güzel bir ekip olduk. Göksu'nun en güzel izlenebileceği yer burası" diye anlatıyor.
Celalettin Ölmez'in ekibiyle tanışıyorum. Onlar gönül dostlarım. Karaman Devlet Hastanesi eski Müdürü Ali Aktaş, Karaman Belediyesi eski İmar Müdürü Emin Ege, emekli marangoz Bilal Duysak, Çukur köyünden İlyas Demir ve Kâmil Akbaş.

Celalettin Ölmez, bir yandan manzarayı gösterirken bir yandan anlatıyor:
"Bu manzara Karaman'dan başka yerde yok. Göksu Vadisi, Mavi Göl, Bıçakçı Köprüsü, Bucakkışla, Bostanözü, Çukur, Kurucabel, Özdemir, İhsaniye köyleri, Mut'un rüzgar gülleri, çamlar, göz alabildiğince orman ayak ucumuzda."
Celalettin Ölmez az bile söylüyor. Burası tam seyirlik yer. Karasal iklimden Akdeniz iklimine geçiş çizgisinin başlangıç noktası. Meridyen neyse, iklim çizgisi de öyle.
Seyir terası için otopark bile düşünülmüş. Ardıç ağacı başlangıç noktası seçilmiş. Ekip harıl harıl çalışıyor. Ali Aktaş, on parmağında on marifet olanlardan ve ekip başı. Seyir terasının başlangıcından aşağıya, boydan boya korkuluk çekilmiş.

Çukur ve Bucakkışla köylerinden eski evlerinardıç direklerini toplamışlar. Bunlar kameriye yapımında kullanılıyor. Müthiş bir proje, inanılmaz bir iş birliği ve fedakarlık görüyorum.
Celalettin Ölmez, devletin kasasından bir lira bile talep etmediklerini vurgulayarak, siyasileri ve bürokratları vurdumduymazlıkla itham ediyor. Daha doğrusu sitem ediyor. Yapılanların farkına varılmasını istiyor.
Maalesef Karaman'da birçok alanda umursamazlık var. Kimse kimseyi fark etmekte istekli değil. Marifet iltifat görmüyor. Bu hâl salgın hastalık gibi, çok kişiye bulaşmış.

Sinoplu ünlü filozof Diyojen'i bir heykelden dilenirken görmüşler. Nedenini sormuşlar, "Reddedilmeye alışmak için" demiş.
Siyasilerden ve bürokratlardan bir şeyler bekleyen ve umut eden birini işitsem, Diyojen'i hatırlarım. Büyük İskender'e "Gölge etme başka ihsan istemem" diyen kişidir Diyojen.
Gündüz fenerle caddede gezerken, "Ne bu hâl" diyenlere "Adam arıyorum, adam" yanıtını veren, "Beni yüz üstü gömün" diye vasiyet eden kişi de Diyojen...
Ölmeden önce görülecekler listesi hazırlayanlardan olsaydım, Göksu'yu başa koyardım. Göksu'ya seyir terası kurmak için emek veren güzel insanlar ise baş tacı olmayı hak ediyor.







