“TÜRK-İSLAM MEDENİYET TASAVVURU: YENİDEN İNŞA ve YAYGINLAŞTIRMA PROJESİ” HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
MAKALE
Paylaş
21.09.2026 17:27
1.429 okunma
Prof.Dr. Yaşar Akgün

Birçok düşünür, mesela “Medeniyetler Çatışması” tezini öne süren Samuel Huntington, medeniyetin kaynağının din olduğunu belirtir. İslam medeniyeti, Huntington’un tezinde yer verdiği yedi medeniyetten birisidir. “Türk-İslam Medeniyeti” düşünce hayatımızda sıkça dile getirilmesine rağmen, doğruluğu ve yerindeliği tartışma konusu olabilir. Politik nedenlerle, Türkiye’yi diğer İslam ülkelerinden özellikle de Araplardan uzak tutmak için Bernard Lewis’in “Türk İslam’ı” ibaresini sıkça kullandığını bilinmektedir. Almanların öne sürdüğü kültür kavramı, bir medeniyetin alt bölümleri için daha uygun görünüyor.

Medeniyetler dinden kaynaklansa da inşası ve gelişmesi siyasi istikrara dayanmaktadır. İslam medeniyetinin zirve yaptığı dönem, kuruluş devri dışında, Abbasi Hilafeti (750-1258) asırlarıdır. Moğol tahribatı ve kıyıcılığı, İslam’ı ortadan kaldırmasa da medeniyetini mahvetmiştir. Büyük bölümü Haçlılara karşı mücadele ile geçen Selçuklular ve Osmanlılar döneminde daha çok mevcut medeniyet birikimi muhafaza edilmeye çalışılmıştır. Cepheye uzak İslam beldelerinde ise yeni medeniyet hamleleri kaydedilmemiştir.

Medeniyetin hem maddi hem de manevi boyutları olduğu genelde kabul edilmektedir. Bu boyutları birbirinden ayırmak zordur. Buna rağmen, davranışlarıyla medeniyeti inşa edecek insan ve toplum boyutu herhalde öncelik taşır. Medeniyetin kaynağı olan din de insana odaklanmaktadır. Nihai amaç, Rabbinin insan için lütfettiği İslam’a uygun yaşam ortamını inşa etmek değil midir? Müslüman hem en uygun ortamda dinini yaşamalı hem de Allah’ın emri olan cihadı her yönüyle icra etmelidir. Bu nedenle medeniyet ihyası insandan başlamak zorundadır. Günümüzde Türkiye’nin iç ve dış siyaseti ile İslam medeniyetini ihya çabaları arasında paralellik gözlenmektedir. Milli eğitimde medeniyetimize uygun nesiller yetiştirme hedefi resmen benimsenmiş durumdadır.

Medeniyetimizin en büyük sorunlarından birisi siyasi katılım eksikliğidir. Bu sorun günümüzde cemaatle namaza katılım eksikliği ile zirveye ulaşmıştır. Cemaate katılımın yerini TV, bilgisayar ve cep telefonuna ekranlarına esaret almıştır. Cemaate, topluluklara katılım eksikliği toplumsal denetim eksikliğine yol açmakta, siyasi yönetimin keyfiliğine ortam hazırlamaktadır. Elbette kulun Allah’a kaşı sorumluluğu, bir cemaatin mevcudiyetine bağlı değildir. Fakat yalnız başına yaşayan insan nadirdir. İnsanoğlunun bulduğu en az zararlı seçim yöntemi olan demokrasi de katılıma dayanmaktadır. Bilindiği gibi, demokrasi ilk önce eski Grek şehir devletlerinde hayata geçirilmiştir. Mademki bir düşman saldırdığında şehri hep birlikte savunuyoruz, yöneticileri seçmede de herkesin söz hakkı olsun, yaklaşımı benimsenmiştir. Katılımın söz konusu olmadığı Doğu toplumlarında ise istikrar güç ve korku ile sağlanmaktadır.

Kanaatimce medeniyetimizin ihya süreci Müslüman bireyin inşası ile başlamalıdır. Öğrenci yetiştirmek yapılan en hayırlı iştir. Bilindiği üzere, düşünür Yusuf Kaplan yirmi beş otuz yıldır esas sorunun medeniyet olduğunu vurgulamakta, Medeniyet Tasavvuru Okulu (MTO) adını verdiği bir girişimle insan yetiştirmeye çabalamaktadır. Önce yüz kitaptan oluşan bir liste hazırlamış bunların nasıl okunacağını tarif etmiştir. Kamplar, etkinlikler, kültürel geziler tertip etmektedir.

Ekonomi, İslami hayat ortamı hazırlamada önemli bileşenlerden birisidir. Helal kazançla yaşayan insanların çabaları herhalde meyvesini de verecektir. İnsan helal kazançla yetiştirilebilir. Tahribatın çoğu haram kazançtan kaynaklanmaktadır. Günümüzde faizin bulaşmadığı kazanç elde etme imkanı neredeyse mevcut değildir. Bilindiği gibi İslam kazanç miktarına bir sınır koymamakta, fakat onun elde edilme ve kullanımını kurala bağlamaktadır.

Türkiye’de kendi tabiriyle İslami İktisada en özgün katkıyı yapan kişi, bildiğimiz kadarıyla merhum Sabri Orman Hocadır. Onun Haziran 2020’de vefatı üzerine, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Temmuz 2020 Sabri Orman Özel Sayısını yayımladı. Bu dergide yayımlanan “Prof. Dr. Sabri Orman’ın İslami İktisada Özgün Katkıları” başlıklı makalemde, kural gereği bir paragraflık İngilizce özet de yer aldı. Ulakbim’de yayımlanan bu makale uluslararası taramalara açık olduğu için, İngilizce özet çok ilginç bulundu. Birçok dergi yazı kurulunda yer almamı teklif etti, yazı talep edenler oldu. Kasım 2023’te Çin’in Wuhan kentinde yapılan toplantıya baş konuşmacı (keynote speaker) olarak davet edildim. Bu çağrılara icabet etmedim, çünkü ilgi çeken ben değil, merhum Sabri Hocanın görüşleri idi. Ben sadece onun görüşlerinin iyi bir sunumunu yapmıştım.

Sabri Hocanın faiz yasağı konusunda böyle ilgi çeken açıklamalarını kısaca özetleyeyim: Faiz yasağından murat aslında kredi mekanizmasının yasaklanmasıdır. Bankalar krediyi teminatı olana, borcunu ödeme gücü olana vermektedir. Bankacılar büyük holdinglere düşük faizli kredi verebilmek için adeta birbiriyle yarışmaktadır. Teminat ve kefil gösteremeyenler ise krediye erişememektedir. Dolayısıyla, faizli sistemde zenginler kendi öz varlıklarının onlarca yüzlerce katı oranında başkasının parasını kullanarak servetlerini sürekli katlamaktadır. Bu imkana sahip olmayan kitleler yerinde sayarken, faiz sistemi sayesinde bir azınlık ulaşılamayacak servet yığmaktadır. Servetle ilgili raporlarda dünyada 42 gerçek kişinin (şirket veya aile değil) dünyada 4 milyar insanın (Dünya nüfusunun yarısı) servetine eşit mal varlığına sahip olduğunu okuyoruz. Bu servetin oluşmasında tek faktör olmasa da faiz önemli bir sebeptir. Borsa oyunları, savaş çıkartma, başka tartışmalı yöntemler bu servetin diğer kaynaklarıdır.

Faiz yasak olunca, böyle bir mekanizma işleyemeyecektir. İş yapmak isteyip sermayeye, paraya ihtiyacı olanlar başkalarıyla ortak olmak durumunda kalacaktır. Böylece büyük çoğunluk emeğiyle veya sermayesiyle iş hayatında yer alacaktır. İşçi-işveren çıkar çatışması da ortadan kalkacaktır. Mevcut sistemde genel olarak işveren mümkün olduğu kadar az ücret vermeye çalışmakta, işçiler ise patronun vaziyetini dikkate almamakta, tüm varlığıyla işine sarılmamaktadır. Milyonda bir oranında da olsa çalıştığı işe ortak olan işçinin dünyası değişecektir. Şirketin iyi kazanması için sadece bedenini değil, beynini de yormaya çalışacaktır. Ekonomiyi etkileyen konulara ilgi duyacaktır. Siyasete bakışı da değişecek, şirketine iyi iş imkanı hazırlayan iktidarı seçecektir. Dünyaya bakışı da değişecektir. Sonuçta faiz yasağı, işte ortaklık suretiyle kardeşliğin hayat bulmasına imkan sağlayacaktır. Faiz yasağı sosyal, ekonomik, politik katılıma zemin hazırlayacaktır. Böyle katılım sonucu, dünya hayatının hakkını veren, yaşadığı döneme şahitlik eden, etki eden, yön veren mü’minler topluluğu ortaya çıkacaktır.

Medeniyet ihyasında üstesinden gelinmesi gereken bir sorun da okuma alışkanlığının eksikliğidir. İlk emri “Oku!” olan bir dinin mensupları, bu çabayı göstermemekte, yaratılış statülerini düşürmektedir. “Bana oku, araştır, sorgula deme, ne yapacağımı söyle yeter!” alışkanlığı vardır. Bazı durumlarda bu alışkanlık avantaj sağlasa da, özü itibariyle yanlıştır. Matbaanın 300 yıl sonra kullanılmaya başlanması, emperyalistlere, “tek dişi kalmış canavar”a yenilmemizin en önemli nedenlerindendir. Saltanatın korunması için toplumun zapt u rapt altına alınması, servet biriktirenin ordu teşkil edip tehdit oluşturmaması için gelir kaynaklarının bilinçli olarak sınırlı tutulması, ekonomisini güçlendiren düşmana karşı koyma imkanını kısıtlamıştır.

Halil İnalcık’ın Ortadoğu devlet geleneği, siyaset bilimcilerinin ise siyaset döngüsü olarak adlandırdığı “Mülk asker ile, asker akçe ile, akçe imar (ekonomi, ümran, medeniyet) ile, imar adalet iledir” ilkesi dönüp dolaşıp adalette son bulmaktadır. Müslüman toplumun sosyal ibadeti denilebilecek haftalık Cuma namazında hutbede zorunlu olarak okunan, Allah’ın adaleti emrettiğini ifade eden Nahl Suresi’nin 90. Ayetine rağmen, adaletsizlik başlıca şikayet konusu olmaya devam etmektedir. Adalet sağlanmadan medeniyetin ihyası mümkün değildir.

İslam medeniyetini ihya projesi çok hayırlı bir projedir. Yöneticilerin, çeşitli toplum kesimlerinin, bilhassa üniversite gençliğinin haberdar edilmesi amaç yönünde bir bilinçlenmeye yol açabilir.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Prof.Dr. Yaşar Akgün

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya