Bugün, Aksâ'ya yönelik ihlallerin ve saldırıların görüntüleri peş peşe gelirken her şeyden önce yeniden sormamız gereken temel soru şudur: Mescid-i Aksâ bizim için nedir? Allah Teâlâ bu mescide neden böylesine müstesna bir değer vermiştir? Aksâ, bir Müslümanın inancında, ibadet hayatında, tarih ve medeniyet şuurunda nasıl bir yere sahiptir?

Mescid-i Aksâ, yalnızca baskınlara uğradığında hatırlayacağımız bir haber başlığı, tehlike büyüdüğünde gündemimize alacağımız geçici bir mesele veya Filistinlilerin ve Kudüslülerin uzaktan takip ettiğimiz yerel bir davası değildir. Bugün, Aksâ'ya yönelik ihlallerin ve saldırıların görüntüleri peş peşe gelirken her şeyden önce yeniden sormamız gereken temel soru şudur: Mescid-i Aksâ bizim için nedir? Allah Teâlâ bu mescide neden böylesine müstesna bir değer vermiştir? Aksâ, bir Müslümanın inancında, ibadet hayatında, tarih ve medeniyet şuurunda nasıl bir yere sahiptir? Yeryüzünde inşa edilen ikinci mescit, Müslümanların ilk kıblesi, Resûlullah'ın İsrâ menzili, peygamberlere imam olduğu mekân ve kendilerine ibadet maksadıyla yolculuk yapılması teşvik edilen üç mescitten biri olması bize ne anlatmaktadır?
Mescid-i Aksâ'nın İslâm'daki değerini işgal meydana getirmedi; çağdaş siyasî çatışmalar da ona kutsiyet kazandırmadı. Aksâ, bugünkü işgalciler ortaya çıkmadan asırlar önce Aksâ idi; modern siyasetin sınırları çizilmeden önce mübarekti; devletler kurulup yıkılmadan, haritalar değişmeden önce Müslümanlar namazlarında ona yöneliyorlardı. Biz Aksâ'yı, başkaları üzerinde hak iddia ettiği için kutsal kabul etmiyoruz; Allah onu yücelttiği, Kur'ân'da adını zikrettiği, Resûlü'nün en büyük mucizelerinden biriyle ilişkilendirdiği ve onu vahiy tarihinin ve ümmetin ibadet hafızasının ayrılmaz bir parçası hâline getirdiği için ona bağlıyız. Bu sebeple Aksâ'yı tanımak, onu korumanın ilk merhalesidir. Çünkü inançta kökleşen bir hakikati zihinlerden söküp atmak kolay değildir; şuurda yaşayan bir değer ise irade ve sorumluluk dünyasında karşılıksız kalmaz.
Aksâ'nın tarihi siyasî haritalardan çok daha eskidir
Ebû Zer el-Gıfârî'nin (r.a.) Resûlullah'a, "Yeryüzünde ilk olarak hangi mescit inşa edildi?" diye sorması üzerine Allah Resûlü, "Mescid-i Harâm" buyurmuş; "Sonra hangisi?" sorusuna, "Mescid-i Aksâ" cevabını vermiştir. Ebû Zer, "İkisi arasında ne kadar zaman vardı?" diye sorunca da "Kırk yıl" buyurmuştur. Hadisi Buhârî (3366) ve Müslim (520) rivayet etmiştir.