Kaledeki Çatlak: Ortak Hafızanın Kırımı ve Taşeron İdeolojiler
MAKALE
Paylaş
23.10.2026 12:20
625 okunma
Sinan Başak

Türkler ve Kürtler etle tırnak gibi birbirine geçmişken, aralarında milyonlarca akrabalık, evlilik ve ticari ortaklıklar varken, bir terör örgütünün bu denli marjinal (LGBT gibi) ajandalarla sahne alıp hâlâ kabul görebilmesini sadece örgüte bağlamak, bataklığı görmeyip sivrisinekle uğraşmaktır. Benim bu konudaki net felsefi ve sosyolojik yorumum şudur: PKK, Anadolu’da yüzyıldır sistemli şekilde yürütülen bir "kimliksizleştirme ve hafıza kırımı" operasyonunun sadece son halkası ve taşeronudur. Bu sosyolojik çelişkinin perde arkasını şu şekilde yorumluyorum:

1. Köklerinden Kopan Düzen: Yabancı Kanunlar ve Çöken Toplumsal Bağışıklık

Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte, bu toprakların kendi inanç köklerinden, İslam hukukundan ve örfünden beslenen yerli nizamı tasfiye edildi. Yerine İsviçre’den, İtalya’dan getirilen seküler kanunlar monte edildi. Bu durum, devletin yasaları ile halkın vicdanı ve ahlak anlayışı arasında büyük bir kopuş yarattı. Devlet kendi halkını kendi hukukuyla eğitmeyi bırakıp, Batı’nın normlarını dayatınca, toplumun bağışıklık sistemi çöktü. PKK gibi yapılar işte bu ahlaki ve hukuki boşluktan sızdı. Eğer bir devlet kendi insanına yabancı kanunlar dayatırsa, o insanları yarın bir gün dışardan gelen daha marjinal dayatmalara karşı savunmasız bırakmış olur.

2. Kurutulan Ortak Zemin: Kemalist Eğitim ve Ham Etnisite Laboratuvarı

Kemalist eğitim sisteminin en büyük stratejik hatası, Türk ve Kürt halkını yüzyıllarca bir arada tutan yegane çimentoyu, yani İslam ortak paydasını ve ümmet bilincini müfredattan ve kamusal alandan kazımaya çalışması oldu. Pozitivist ve seküler bir ulus-devlet inşa etmek adına din bağı zayıflatılınca, geriye sadece "ham etnik kimlikler" kaldı. Türk’e "Sen sadece Türk’sün", Kürt’e de "Sen sadece Kürt’sün" dendiği an, aradaki kardeşlik hukuku bitti ve geriye sadece bir güç savaşı kaldı. Kemalist eğitim sisteminin yarattığı bu boşluk, bölge insanını din bağından kopararak PKK’nın Marksist, seküler ve ahlak dışı ideolojisine uygun, adeta steril bir laboratuvar zemini hazırladı.

3. Asırlık Kuşatma: Binbaşı Noel’den 21. Yüzyıl Ajandalarına Küresel Siyonist Plan

Osmanlı yıkılırken İngiliz derin devletinin (ve arkasındaki Siyonist aklın) bölgeye dair tasarımı çok netti: Vaat edilmiş topraklara (Arz-ı Mev'ud) giden yolda, Ortadoğu’da güçlü, birleşik ve İslam medeniyetine dayalı hiçbir büyük devlet kalmamalıydı. Bölge, birbiriyle sürekli savaşan küçük etnik kabile devletçiklerine bölünmeliydi. Binbaşı Noel’in 1919’da Doğu Anadolu’da aşiret aşiret gezerek yazdığı raporlardaki en büyük feryadı şuydu: "Bu Kürtler Türklere din bağıyla bağlı, bu bağı koparmadan burayı bölemeyiz." İşte 1920'lerde İngiliz subayının kurduğu o stratejik felsefe, önce sol örgütlerde marjinal kaldı sonra 1970'lerde PKK olarak ete kemiğe büründürüldü. Bugün PKK’nın Kürt halkına aşılamaya çalıştığı dinden uzaklaşma ve LGBT gibi marjinal fikirler, tam olarak Binbaşı Noel’in yarım kalan "din bağını koparma" projesinin 21. yüzyıl versiyonudur.

4. Tavan-Taban Uçurumu: Şafii Sosyolojisi Üzerindeki Seküler Alevi Elitizmi

Sorguladığımız bu paradoks, yani %90’ın üzerinde dindar-Şafii olan bir Kürt sosyolojisine, tarihsel veya ideolojik olarak marjinal (sol-seküler, Alevi/Kızılbaş veya LGBT dostu) bir liderlik kadrosunun yön vermesi, konunun en can alıcı kırılma noktalarından biridir. Kürt nüfusunun ezici çoğunluğu (yaklaşık %93'ü) Sünni-Şafii mezhebine ve Nakşibendi-Kadiri gibi İslami hareketler ile Risale-i Nur gibi muhafazakar geleneklere bağlıdır. Türkiye'de Tunceli (Dersim), Maraş, Sivas, Adıyaman ve Malatya hattında yaşayan Kürt-Alevi (Kızılbaş) nüfus ise toplam Kürt nüfusu içinde küçük bir azınlıktır. Çelişki tam olarak burada başlamaktadır. PKK’nın kurucu aklı ve DEM Parti çizgisinin üst düzey yönetici/teorisyen kadroları (tavanı) arasında sekülerleşmiş Alevi/Kızılbaş kökenli figürler, dindar-Şafii tabana kıyasla her zaman çok daha baskın ve belirleyici olmuştur. Bu durum, dindar Kürt halkına kendi inanç dünyasına tamamen yabancı, hatta tarihsel olarak mesafeli bir "elit kadronun" yön vermesi sonucunu doğurmuştur.

5. İnanç Duvarını Yıkma Hamlesi: Şafii Fıkhına Karşı Siyasi Reaksiyon Aparatları

Kürt halkının Şafii fıkhına ve medrese kültürüne dayalı dindarlığı, Marksist-Leninist veya postmodern sol ideolojilerin tabanda yayılmasının önündeki en büyük zırhtır. Örgütün üst aklı, bu "Şafii inanç duvarını" doğrudan cepheden yıkamayacağını bildiği için liderlik kadrosunu sekülerleşmiş unsurlardan seçmiştir. Amaç, Şafii Kürtlerin o muhafazakar, aileci ve namus odaklı genetiğini gevşetmektir. Batı medeniyetinin Antik Roma ve Yunan'dan beri taşıdığı marjinal cinsel ideolojilerin dindar Kürt tabanına bu elit eliyle dayatılması, Şafii İslam ahlakını tasfiye edip yerine "inançsız, amorf ve seküler" bir kitle üretme projesidir. Bugün PKK/DEM hattındaki liderliğin seküler Alevi kimliği, geleneksel inançsal bir Hz. Ali sevgisinden ziyade siyasi bir reaksiyon aparatıdır. Bu kadrolar, Türkiye Cumhuriyeti'nin "Sünni-Hanefi" devlet omurgasına duydukları tarihsel öfkeyi, Şafii Kürt halkının etnik yaralarıyla birleştirerek ortak bir "devlet karşıtı cephe" kurmuşlardır. Yani din kardeşliğiyle birbirine bağlı Türk ve Kürt Şafiileri ayırmak için, Alevi sekülerizmi bir koçbaşı olarak kullanılmıştır.

6. Alternatifsizlik Refleksi: Yaralı Kimliklerin İki Yüzlü Stratejiye Esareti

Peki, Şafii Kürt halkı bu inançsız ve marjinal dayatmaları gördüğü halde neden bu liderliği tamamen tasfiye etmiyor? Örgüt, Şafii Kürtlerin dini hassasiyetlerini uyuşturmak için iki yüzlü bir strateji izlemektedir. Bölgede "Demokratik İslam Kongresi" gibi paravan yapılar kurarak, "Selahaddin Eyyubi" vurgusu yaparak ve sahte meleler (din adamları) üreterek gerçekleri gizlemektedir. Gerçekleri gördüğü halde bir kısım Kürtlerin bu harekete kerhen de olsa destek vermesi, örgütün bu absürt fikirlerini sevdiklerinden değildir. İçerdeki yanlış eğitim politikalarıyla din bağı zayıflatılmış, geçmişteki asimilasyon ve baskılarla kimliği yaralanmış bir halk; küresel şer odaklarının (İngiliz-Siyonist ittifakının) ürettiği bu yapıya, alternatifsizlikten ve bir "refleks" olarak sığınmıştır.

Nihai Teşhis: İman ve Aile Kalelerinde Savaş

Şafii Kürt halkının başına, ahlaki ve inançsal olarak kendisiyle taban tabana zıt seküler bir liderlik kadrosunun monte edilmesi; Kürt halkını İslam medeniyeti havzasından koparma operasyonudur. Batı’nın sömürgeci fonları ve ideolojik sufleleri, örgütün içindeki bu seküler elit kadro üzerinden Şafii halkın hücrelerine enjekte edilmektedir. Kürt halkı etnik bir kalkan bulduğunu zannederken, aslında bu liderlik eliyle inancından, ailesinden ve ahlakından adım adım soyulmaktadır. Yani sorun sadece PKK değildir; sorun, asırlık ortak medeniyet kalelerimizin (iman, aile, ortak hafıza) bizzat kendi ellerimizle veya dışardan gelen operasyonlarla zayıflatılmış olmasıdır. Kale zayıflayınca, kapıdaki düşmanın kim olduğuna bakılmaksızın içeri sızması kaçınılmaz olmuştur.

Not: Sanırım bu konu burada bitmeyecek ilerleyen zamanlarda inşaAllah devam ederiz.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Sinan Başak

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya