Mekke Mutabakatının Anlamı
MAKALE
Paylaş
04.09.2026 13:56
787 okunma
İsmail Aydın

Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında yapılan Mekke Antlaşması... Mekke, Kabe'nin bulunduğu şehir. Kabe, Müslümanların kıblesi. Kıble yön demektir. Namaz kılmak için dönülen mekana isim ve terim olmuştur. Müslümanlıkta kıblenin değiştirilmesi, yeni bir toplum oluşturulmasına en büyük delillerden biridir. Müslümanlar, başka toplumlara uyuntu olmayacaklar, kendi toplumlarını inşa edeceklerdir. Doğru yol üzerinde yürüyen bir toplum!

Dünya meşguliyetlerinin en vazgeçilmezi, mal ve evlat sevgisidir. Bu sevginin dozunu gereğinden fazla artırdığında İnsanoğlu, iyiliklerden ve hayır yollarından geri kalır.

Dünyanın bir bölgesinde, halkı ile mutlu bir hayat yaşayan bir kral varmış. Büyücüler bu mutluluğu kıskanmışlar ve halk ile kralın arasını açmaya karar vermişler. Ve nihayet halkı krala  isyan eder hale getirmişler. Bunun için ne mi yapmışlar? Cevabı yarın.

Büyücüler bakmışlar ki halk devamlı bir çeşmeden su içiyor. Büyücüler o çeşmeyi zehirlemişler. Zehirli çeşmeden su içen halka bir haller olmuş ve krala karşı gelmeye başlamışlar. Peki, buna pek üzülen kral ne yapmış? Cevabı yarın.

Kral takip etmiş, bu halka ne oldu? Ne oldu da bana böyle karşı geliyorlar diye sormuş, soruşturmuş, araştırmış. Ve sonunda, o zehirli çeşmeden su içen halkın delirdiğini anlamış. Peki, buna karşı Kral  ne yapmış? Cevabı yarın.

O zehirli çeşmeden su içerek deliren halka karşı kralın yaptığı şey gayet basit. Gitmiş o da o çeşmeden su içmiş ve o da halkı gibi delirmiş. Böylece halkı ile bütünleşmiş ve yeniden mutlu bir hayat yaşamışlar.

Kral hikayemiz dün bitmişti. Kıssadan Hisse! Güzel tepkiler aldım. "Delilik ne güzel" diyenler yanında  bazı okurlarım gene de soruyorlar: Ne yani, mutlu olmak için biz de o  kral gibi delirelim mi? Hayır! Üzülsek  de Doğruları, Hak ve Hakikati, İnsaniyetin icaplarını ve Memleketin gerçeklerini ilim zihniyetinden ayrılmadan, tek başımıza da kalsak, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan kahramanca  savunmaya devam edeceğiz. Selamlar, sevgiler..

Osmanlı Devleti'nin merkeze bağlı vilayetlerinde mülki taksimat ve idare sistemi Fransız sistemi örnek alınmak suretiyle kurulmuştu. Bu sistem Fransa'nın ihtiyaçlarına göre hazırlanmıştı. Fransa dediğiniz yer ancak 2-3 Osmanlı vilayeti kadar bir sahaya malik ve nüfus müşterek bir kültüre sahipti. Oysa Osmanlı Devleti bir imparatorluktu, halk da ortak bir kültür vücuda getirememişti.

Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde dili, dini, sosyal durumu ve gelenekleri çok farklı topluluklar yaşamakta idi. Onları imparatorluk bünyesinde tutan kuvvet ise devletin sağlamış olduğu Sulh ve Sükun (barış ve rahatlık) ile Refah idi.

Fransa'dan hazır elbise gibi alınan Mülki İdare Sistemi'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun coğrafi ve sosyal bünyesine uymaması, bazı hallerde tatbikat bakımından güçlükler ve zorluklara yol açması tabii idi. Fransa ancak birkaç Osmanlı vilayeti genişliğinde olmasına rağmen 86 vilayete, Osmanlı İmparatorluğu ise 30 vilayete ayrılmıştı.Tek başına Trablus-Garp vilayeti aşağı yukarı(1000000Km2) Fransa'nın iki misli kadardır. Ulaşım ve haberleşme vasıtalarının yetersizliği yönetimi güçleştiriyordu.

Coğrafyalarımıza ve sosyal bünyemize uyar mı uymaz mı demeden Fransa'dan (Batı'dan) kurumlar ve sistemler iktibas edildi. Peki ama hiç olmazsa o sistemin ruhunu kavrayan ve bilen adamlar yani yöneticiler yetiştirilebildi mi? Hayır! Tanzimat zihniyeti onu da yapamadı.

Asıl İzzet (değer, kıymet, yücelik) yemekte değil, yedirmektedir.

Hizmet etmesini bilmeyen Efendi olamaz.

Milletlerin de gecesi gündüzü olur. Onlar da, bu değişen alemde, bazen gecelerin sükunet avucunda dinlenir gibi dinlenir ve sonra gündüzlerin aydınlığında (gerçeklerin ışığında) uyanır gibi gözlerini açarak uyanır. İşte Türkiye! Bu aziz millet Uyanış vetiresine girmiştir, birgün mutlaka ayağa kalkacaktır.

İsrail'i takma Türkiyem! Senin yürüyüşün, etraftaki köpeklerin havlamasına aldırmadan, aralarından salına salına geçerek yoluna devam eden Aslan yürüyüşü gibi olsun.

"İsrail'i takma Türkiyem" yazısına  bazı okurlarım, yumuşak olduğundan bahisle, başım üstüne kabul ettiğim eleştiriler  getirdiler. O eleştirilere karşı aşağıdaki zaruri açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim: Türkiye'nin acil ihtiyacı sulh ve sükun ve barış ortamıdır. Savaş şimdilik Türkiye'nin işine yaramaz. Selamlar.

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya