Dümdüz bir mavilikte" üzerimize yağdığını unuttuk...
Şöyle bir gelip geçivermesini biliyoruz çoktandır.
Aklığını geçtim, kahverengi çamuruna bile hasretiz.
Yüzümüze vuran ayazını eski bir sevgili gibi hatırlar olduk...
***
Kardan bahsediyorum, anlamışsınızdır...
Çocukları sevince boğan ama yetişkinlere "kaybolmuş sevdikleri"ni hatırlatan kar yağışından bahsediyorum...
Önümüzdeki haftanın sonuna doğru gelecek diyorlar...
İnanalım mı?
Hepimize tadımlık bir gösteri çekip sonra gidecek mi?
Kalsa, ayrı dert!
Belki de en iyisi kaloriferin yanındaki koltuğa kurulup "kış şiirleri" okumak.
Düşünün, dışarıda güneş var...
Ve mevsimin adına kanıp üzerinde paltoyla dolaşan tipler...
***
Kentte (şehirde değil, şehir yok artık, birkaç turistik bölge sadece) kar ne anlama geliyor?
Beyaz bir örtü mü?
Sadece geceleri belki...
O da geçmişte kaldı çoktandır...
Gündüz kahverengi çamur, sıkıntı, kavga dövüş trafik...
***
Yine de yağsa kar...
Çok eski günlerdeki gibi yağsa...
Çocuklar gibi sevinsek yine...
Mümkün mü?
O çağların neşesi, saf kahkahaları şimdi bizlerde ne arar?
Instagram'daki "mutlu aile" fotoğraflarına veya gençlerin eğreti romantizmlerine dekor olur mu kar?
Takılmıyorum, inceden birilerini çizmeye çalışmıyorum.
Dümdüz söyleyeyim; buna bile ihtiyaç var...
***
Daha kardan bahsettiğim anda gözümün önünden "resimler" geçiyor...
Uzak istasyonlar geliyor gözümün önüne; camları buz kesmiş, trenin gelmesinden çoktan umut kesilmiş, içerisi salep, çay, is ve ıslak yün kokan bekleme salonları...