Yazık olmak/etmek
MAKALE
Paylaş
08.01.2026 19:02
216 okunma
Kadir Durgun

“Ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti bizim Niyazi.” deyimini duyarız, ne anlama geldiğini de biliriz belki; ancak hikayesini bilenimiz pek azdır:

Resneli Niyazi; Balkanlarda hürriyet meşalesini yakan veya isyan hareketlerini başlatan ilk kişidir. Osmanlı’da hürriyetin ilan edilmesinde öncü rol oynamış İttihatçı bir kahramandır. Balkan dağlarında bir kurtarıcı olarak önüne çıkan geyiği de en az kendisi kadar hatta kendisinden çok daha meşhurdur. Zira halkın büyük bir çoğunluğu, ne olduğunu bilmedikleri hürriyetin geyik tarafından ilan edildiğini düşünür. Bu yüzden uzun süre İstanbul’da geyik muhabbeti yapılır. “Geyik muhabbeti” deyimi de bize onun geyiğinden yadigârdır. Resneli Niyazi; kahramanlığı ve geyiği ile birlikte romanlara, öykülere ve şiirlere konu olmuştur. Ama ne yazık ki istibdada son vererek hürriyeti ilan ettiren Resneli Niyazi’nin sonu, kendisi gibi kahramanca olmamış; o, İttihat ve Terakkî’nin muhafızlık edip korumalık yapmakla görevlendirdiği kişi tarafından vurulmuştur. Öldürülme sebebinin karanlıkta kalmış ve kendi koruması tarafından vurulmuş olması "Ne şehit oldu ne de gazi; pisi pisine gitti Niyazi!" deyiminin kaynağı olmuştur

Niyazi’ye yazık mı olmuştur, yoksa Niyazi kendisine yazık mı etmiştir? Kahraman olmak ve ihanete uğramak, buna rağmen şehit veya gazi olamamak. Olaya hangi gözlükle baktığımız, nasıl bir inanç ve düşünceyle yaklaştığımız önemli.

Yazık; hata, günah anlamlarına gelen; hayıflanma, kınama, üzülme, pişmanlık gibi duygularımızı dillendirmede kullandığımız eski bir kelime. “Yazık oldu, yazık etti” fiillerini sık kullanırız. “Yazık ol-” bileşik fiili, kendiliğinden olan, irademiz ve gücümüz dışında gerçekleşen üzüntülü olaylar için kullanılır. “Yazık et-” bileşik fiilinde ise bir kılış, bir durum söz konusudur. Bu eylemin gerçekleşmesi irademiz, sorumluluğumuz, gücümüz dahilindedir. İstem dışı ve istemli gerçekleşen eylemler diyebiliriz her birine. Kişiyle ilgili kötü bir sonucu kişi kendi hazırlamışsa kişi kendine yazık etmiştir. Kötü sonuç, kişinin gücü dışındaki etkenler tarafından gerçekleştirilmişse biz o kişiye “yazık oldu” deriz. Birinde “masumiyet”, diğerinde “suçlama” söz konusudur. Ona hep kahraman gözüyle bakanlar için Niyazi’ye yazık olmuştur, hain gözüyle bakanlar için ise Niyazi kendine yazık etmiştir.

“Yazık” ifadesini; acımayı, istenmezliği, beğenilmezliği anlatan pek çok durum için kullanabiliriz. 1999 Marmara Depremi’nde yıkılan beş katlı binasının önüne gelen avukatın söylediği “Kırk beş yıllık emeğim, kırk beş dakikada heba oldu.” cümlesi, yazık olan emeğin ifadesidir. Bir babanın veya annenin, varlığını adayarak yetiştirdiği göz nuru çocukları tarafından vefasızlığa uğraması ümitlere yazık olmasıdır. Bir iş adamının, sırdaş kabul ettiği yöneticisi tarafından kuyusunun kazılması sonucu müflis olması, bir sanatçının, büyük ümitlerle ve satış beklentisiyle açtığı sergisinin bir nedenle hiç ilgi görmemesi birer yazık olma durumudur. Herkesin kendisiyle ilgili yüksek beklenti içinde bulunduğu kişinin, beklenenin çok altında bir profildeki kişiyle evlenmesi yine bir yazık olma durumudur.

Kapsama alanındaki eşyaya, kişiye, yetkiye, hatta kendisine; haksızlık, saygısızlık yapan, değersizlik gösteren, kötü davranan kişi, “yazık etmiş” olur. Kişi, vatanına, bedenine, itibarına, mesleğine, nesline yazık edebilir. Her yazık etmede, kişiye ait sorumluluk vardır, günah vardır, vebal vardır. Yılların emeğiyle değer üretip popülerlik kazanan birinin, ahlaki olmayan bir davranışta veya söylemde bulunduğu için itibarını kaybetmesi kendisine yazık etmesidir. Bir evladın babadan kalan mirası, mirasyedi tiplemesiyle berhava etmesi, mirasın yazık edilmesidir. Yetenekli veya zeki bir çocuğun, yeteneğinin veya zekasının kıymetlendirilememesi çocuğun yazık edilmesidir, ziyan edilmesidir. Yazık etme vebali, çocuğun vesayetini üstlenenlere aittir.

Bir deyimin oluşmasına neden olan Resneli Niyazi, halkın nazarında kendine yazık etmiş görünüyor. Bu kadar mücadeleye rağmen, dini ve milli ayrıcalık olan şehitlik ve gazilik niteliklerinden mahrum olarak ölmek, kendine yazık etmektir. Şehit veya gazi olabilseydi, kahraman isim olarak tarihteki yerini alacaktı.

Ömür, geçip gidiyor. Kendimize yazık etmemeliyiz. Kendisine yazık eden, başkalarına da yazık eder. Başkalarına değer vermek, öncelikle kendine değer vermekten geçer. Hayat, bize lütfedilen en değerli hediyedir, onunla barışık yaşamalıyız. Bir hadiste "Her konuda ifrat ve tefritten sakının. Zira, helaklerden sakınmanın en iyi yolu, itidalli olmak ve orta yolu tutmaktır." tavsiyesinde bulunur Peygamber’imiz. Nisa suresi 29. Ayette “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin; ancak karşılıklı rızanıza dayanan ticaret böyle değildir ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” buyrulur. İnsanın kendi hayatına zarar vermesi ya da kendisine yazık etmesi, bu ayetle kınanmakta; yaşamın değerli olduğu ve korunması gerektiği hatırlatılmaktadır. Yine bireylerin kendi davranışları ile kendilerine zarar vermemeleri gerektiğinin “Allah yolunda harcama yapın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever.” cümleleriyle Allah tarafından Bakara suresi 195. ayette vurgusu yapılır.

Neyimizi ve neyimize yazık ettik, neyimiz yazık oldu? Muhasebe etmek, cesur ve samimi insanların işi. Atı alan Üsküdar’ı geçmeden…

Kadir Durgun

kadirdurgun1957@gmail.com

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kadir Durgun
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ
Kadir DURGUN'un
Özgeçmişi
 
Bilecik 1958 doğumlu,
Yunus Emre İlk öğretmen Okulu 1976 mezunu,
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. (1981)
Sırasıyla, ilkokul, lise ve dershane öğretmenlikleri, dershane kuruculuğu yaptı.
Meslek tecrübesi 40 yıl.
1987 yılında Haydarpaşa Lisesi Edebiyat öğretmenliğinden ayrılarak İstanbul'da özel dershanelerde çalışmaya başladı, bu tarihten itibaren hem Türkçe öğretmenliği hem de birkaç dershanenin kuruculuğunu yaptı.
Öğretmenliğinin yanında değişik gazetelerde haftalık köşe yazıları da yazmaktadır. 
Kendi adına açtığı blog ve üç Youtube kanalı mevcuttur. Bu kanallarda eğitimle ilgili, günlük olaylardan genele uzanan yorumlar yapmakta ve Kadir Hoca Türkçe Kursu adlı diğer kanalda Üniversite hazırlık Türkçe dersleri vermektedir. 
Kocaeli-İzmit'te ikamet etmektedir.
Eğitimin bir akıl ve gönül işi olduğu inancıyla dünyadaki son gününe kadar eğitim hizmeti yapmayı düşünmekte, millete karşı ödenmesi gereken borcu olduğuna inandığı için sürekli çalışmakta ve üretmektedir. 
Üniversiteye hazırlık için bir Edebiyat kitabı vardır. 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya