Ramazan Medeniyeti kavramlaştırması üzerinden nefs terbiyesi, tevazu ve eşyanın idraki meşeleri arasında derin ilişkiler kurarak nefis bir yazı yazdı MTO Azerbaycan Temsilcisi Vuqar Azizov kardeşimiz. Zihinaçıcı okumalar. Ramazan’ın diriltici manevî iklimini güzel e yaşamayı ihmal etmeyelim, diyorum. Hayırlı ramazanlar diliyorum bütün okuyucularıma.
***
Ramazan-ı Şerif hümanizmin uzantısı olan kibirle başlar işe. Öze dönüş, özün üzerini kaplayan katı kalıpları yırtmakla mümkündür. Akıl, teslime isyan ederek ontolojiyi epistemolojiye indirgedi. Kendini mutlak bilerek merkezini kaybetti. Ötesini ötekileştirilerek onun karşısında bulundu. Bu karşı koyuş, kendini yüceltmekle sonuç verdi. Kibir, kelime olarak da anlamı büyüklenmek ve genişlemektir. Modern insanın her şeye “sahip olma” hırsı buradan kaynaklanıyor. Bilgi, epistemik olarak güç aracı olmuş kişini kendi bilgisinden mahrum bırakmıştır. Yatay bir düzleme hapsolan insan, şimdi kendini de aşarak kendinin güç diye ortaya çıkardığı aletlere (teknolojiye) esir olma durumuna gelmiştir. Kibrin müthiş örneğini günümüzde Gazze olayları göstermiş oldu. Aklı esas alan kibir sonunda Gazze’de kendisine yenik düştü.
Kibir, her şey benimdir der ama hiçbir şeyin sahibi değildir.
Tevazu, hiçbir şey benim değil der ama her şey ona musahhar kılınmıştır.
Çünkü aklın bir sınırı vardır. Ama aklın farklı bir boyutu daha vardır. Kendisini büyük daireye teslim ettiğinde bütünün rengini alabilir. Yani şöyle düşünelim: yerdeki nesnelere tek tek dokunamaz ve sahip olamazsın. Gücün bir yerde tükenir.