NATENYAHU’DAN TÜRKİYE’YE KARŞI YENİ HAMLE
MAKALE
Paylaş
01.03.2026 15:31
230 okunma
Cemal Akkuş

NATENYAHU'NUN ALTIGEN İTTİFAK SİSTEMİ

22 Şubat 2026 tarihinde İsrail Kabine Toplantısı'nın açılışında Başbakan Benjamin Netanyahu tarafından ilan edilen "Altıgen İttifak Sistemi" (Hexagon of Alliances), İsrail'in Orta Doğu ve çevresindeki diplomatik izolasyonunu kırmayı ve yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedefleyen bir çaresizlik atağıdır. Bu girişim, henüz fiilen kurulmuş bir yapı olmasa da, İsrail'in bölgesel ve küresel güçleri kendi güvenlik öncelikleri etrafında yeniden toparlama çabası olarak değerlendirilebilir.

Bu hamle, aynı zamanda Hindistan’dan Akdeniz’e uzanan ve "radikal akslar" olarak tanımlanan güç odaklarını yani İslam Dünyasını çevrelemeyi hedefleyen çok katmanlı bir kuşatma projesidir. Netanyahu’nun bu açıklaması, 2023 yılında başlayan Gazze savaşının ve 2025 Haziran ayında gerçekleşen 12 günlük İsrail-İran savaşının ardından, bölgedeki İran etkisinin zayıflamasıyla oluşan güç boşluğunu doldurma girişimi olarak okunabilir. Bu yazı; Altıgen İttifak Sistemi’nin aktörlerini, Mike Huckabee'nin "Büyük İsrail" söylemini, radikal Şii ve Sünni aks ayrımını, ABD'nin bölgeden çekilme kararının yarattığı boşluğu ve Türkiye'nin Suriye'deki yükselen stratejik hakimiyetini analiz etmeye çalışacaktır.   

Altıgen İttifak Sistemi: Mimari Yapı ve Stratejik Bileşenler

Netanyahu’nun iddiası, Orta Doğu’yu merkez alan ancak coğrafi olarak Asya, Afrika ve Avrupa’ye eklemlenen altı temel sütun üzerine inşa edilmiştir. Her ne kadar bazı ortaklarını ileride sırası ile açıklayacağını ifade etse de kabaca kurguyu ortaya koymak mümkün. Bu sistemin "altıgen" olarak tanımlanması, her bir köşenin stratejik bir ağırlık merkezini temsil etmesi ve bu merkezlerin birbirini askeri, ekonomik ve diplomatik olarak desteklemesi ilkesine dayanmaktadır. Elbette ortakları henüz açıklanmayan bu farazi ittifakın özellikle altıgen olarak ifade edilmesi, altı köşeli Davut Yıldızına atıfta bulunuyor da olabilir.

İttifakın Sütunları ve Stratejik Fonksiyonları

İttifakın Doğu Kanadı, Hindistan (merkez aktör) üzerinden şekillenmekte; teknoloji, savunma üretimi ve enerji tüketimi odaklı bir fonksiyon üstlenmektedir. Bu kanadın temelini IMEC ve Sudarshan Chakra gibi projeler oluşturmaktadır. Batı (Akdeniz) Kanadı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) aracılığıyla enerji koridoru ve deniz güvenliğini sağlarken, Great Sea Interconnector (GSI) ve Achilles Shield projeleriyle desteklenmektedir. Bölgesel (Arap) Kanadı, BAE, Bahreyn ve Fas gibi ülkeleri kapsayarak lojistik entegrasyon ve Hayfa Limanı gibi finansal istikrar projelerine odaklanmaktadır.   

Güney (Afrika) Kanadı, Somaliland ve Doğu Afrika ülkeleri üzerinden İsrail'e stratejik derinlik ve gıda güvenliği sağlarken; Kuzey Kanadı, ABD’nin istihbarat ve diplomatik şemsiyesinden yararlanılması planlanmaktadır. Tüm bu yapının Çekirdek Sütunu ise İsrail’dir; sistemin koordinasyonunu sağlar ve kuantum bilişim gibi ileri teknoloji/siber savunma kapasitelerini ittifakın hizmetine sunar.  

Abraham Anlaşmaları ve Hazar’dan Akdeniz’e Stratejisi

Netanyahu’nun ilan ettiği bu plan, 2020’de başlayan Abraham Anlaşmaları sürecinin bir devamı ve genişletilmiş versiyonu niteliğindedir . Planda adı geçen Arap ve Afrika ülkelerinin (BAE, Bahreyn, Fas vb.) tamamının Abraham Anlaşmaları imzacısı olması, bu girişimin mevcut normalleşme süreçlerini bir güvenlik paktına dönüştürme çabası olduğunu göstermektedir. Bu vizyon, aynı zamanda "Hazar’dan Akdeniz’e" uzanan enerji ve ticaret hatları üzerinde İsrail merkezli bir kontrol alanı oluşturma stratejisiyle de doğrudan ilintilidir.

Radikal Akslar Doktrini: Şii ve Sünni Ayrımı

Netanyahu’nun "Altıgen" vizyonu, bölgeyi iki temel tehdit odağı üzerinden tanımlayan bir "Akslar Doktrini" üzerine kuruludur. İsrail Başbakanı, ittifakın amacını "gerçekliği, zorlukları ve hedefleri aynı şekilde gören ülkelerden oluşan bir eksen yaratmak" olarak açıklamış ve bunu doğrudan iki radikal yapıya karşı konumlandırmıştır .

İsrail stratejisinde "Radikal Şii Aksı", İran ve onun bölgedeki vekillerini (Lübnan Hizbullahı, Suriye ve Irak'taki milisler) temsil etmektedir. Netanyahu, 2025 Haziran ayındaki savaşta bu aksın "çok ağır darbeler aldığını" belirterek, Altıgen İttifak'ın bu zayıflamayı kalıcı hale getirmek ve İran'ın nükleer/balistik kapasitesine karşı bölgesel bir bariyer oluşturmak için kurulduğunu vurgulamaktadır.

Analizin en dikkat çekici kısmını, Netanyahu'nun ilk kez bu kadar net tanımladığı "yükselen radikal Sünni aksı" oluşturmaktadır. İsrail güvenlik bürokrasisi ve uzman yorumlarına göre bu aks; Türkiye, Katar, Pakistan ve Müslüman Kardeşler ideolojisine yakın duran bölgesel yapıları kapsamaktadır. İsrail tarafı, İran'ın zayıflamasıyla oluşan boşluğun Türkiye tarafından "Yeni Osmanlıcı" ve "İslamcı" bir motivasyonla doldurulmaya çalışıldığını iddia etmekte; bu yapıyı Şii aksından daha uzun vadeli ve tehlikeli bir tehdit olarak nitelemektedir. Bu bağlamda Altıgen İttifak, sadece İran'a karşı değil, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını çevrelemek için kurgulanmış bir "seküler/ılımlı blok" olarak pazarlanmaktadır. Yani, ittifak içinde her ne kadar İslam ülkeleri de olacakmış gibi bir hava estirse de asıl hedef yine İslam dünyası ve onun en güçlü temsilcisi konumundaki Türklerdir. Nitekim Ancak Mike Huckabee gibi figürlerin "İsrail'in tüm bölge üzerinde kontrol kurması kabul edilebilir" şeklindeki teopolitik çıkışları, girişimin dini bir genişlemecilik içerdiği yönündeki analizi güçlendirmektedir.

Mike Huckabee ve 'Büyük İsrail' Doktrini: Teopolitik Bir Kırılma

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin yaptığı açıklamalar, Altıgen İttifak'ın sadece siyasi bir birlik değil, aynı zamanda teolojik bir genişleme projesi olduğu gerçeğini daha net bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Huckabee, İsrail'in Nil'den Fırat'a kadar uzanan "Büyük İsrail" vizyonuna atıfta bulunarak, İsrail'in Orta Doğu'nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının "kabul edilebilir" olacağını ifade etmiştir.

Huckabee’nin bu çıkışı, aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Pakistan’ın da bulunduğu 14 Müslüman ülke ve 3 bölgesel örgüt (KİK, Arap Birliği, İİT) tarafından ortak bir metinle şiddetle kınanmıştır. Bildiride, bu ifadelerin "tehlikeli ve kışkırtıcı" olduğu, devletlerin egemenliğini hiçe saydığı ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu vurgulanmıştır. Huckabee daha sonra bu ifadelerin "mübalağalı" veya "bağlamından koparılmış" olduğunu savunsa da, İsrail Kabinesi'ndeki radikal isimlerin söylemleriyle bu doktrin arasındaki paralellik, bölgedeki "yeni din savaşı" algısını güçlendirmiştir.

ABD'nin Geri Çekilme Kararı ve Suriye'de Türkiye'nin Yükselişi

Netanyahu’nun Altıgen İttifak’ı bir "güvenlik kalkanı" olarak sunmasının arkasındaki en temel motivasyon, ABD'nin bölgeden çekilme kararı ve Rusya'nın Suriye'deki etkisinin azalmasıyla oluşan jeopolitik boşluktur. Bu durum, Türkiye'nin Suriye sahasında uzun süredir devam eden stratejik hedeflerine ulaşması için kritik bir fırsat penceresi açmıştır.

Türkiye, 2025-2026 döneminde Suriye ile yürüttüğü normalleşme sürecinde büyük mesafe kat ederek 10 Mart'ta Şam yönetimiyle bir anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşma, "Terörsüz Türkiye" inisiyatifi kapsamında PKK/YPG unsurlarının bölgeden tasfiyesine imkan sağlamaktadır. ABD'nin çekilmesiyle korumasız kalan SDG unsurlarının İsrail'den gelen "direnin, yanınızdayız" mesajlarına rağmen zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel oyun kurucu rolünü pekiştirmiştir. Netanyahu’nun Türkiye’yi "Radikal Sünni Aks" olarak tanımlaması, aslında Ankara’nın Şam üzerindeki artan etkisi ve İsrail'in desteklediği SDG koridorunun kesintiye uğramasına karşı bir tepkidir.   

Ekonomik Savaşlar: IMEC Projesi ve Kalkınma Yolu

Altıgen İttifak’ın ekonomik motoru olan IMEC koridoru, Hindistan'ı İsrail ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya bağlayarak Türkiye'yi baypas etmeyi hedeflemektedir. Lojistik analizler, IMEC rotasının Süveyş Kanalı rotasına göre transit süresini %40 (18-25 gün), lojistik maliyetlerini ise %30 oranında azaltma potansiyeline sahip olduğu iddia edilmektedir. 

Ancak Türkiye’nin Irak üzerinden yürüttüğü "Kalkınma Yolu" projesi, IMEC'e karşı en rasyonel alternatif olarak konumlanmaktadır. Kalkınma Yolu, sadece Irak ve Türkiye topraklarını kullanarak Basra Körfezi'ni Avrupa'ya bağladığı için IMEC'in karmaşık deniz-kara aktarma operasyonlarına göre daha düşük maliyetli ve pratik bir güzergah sunmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki Mavi Vatan doktrini, ittifakın Great Sea Interconnector (GSI) projesiyle doğrudan çatışmaktadır. 

Savunma Kapasiteleri: Aşil Kalkanı / Çelik Kubbe

Askeri alanda Altıgen İttifak, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı bir "ileri karakol" olarak konumlandırmaktadır. Yunanistan, İsrail desteğiyle 3 milyar Euro değerindeki "Achilles Shield" (Aşil Kalkanı) hava savunma projesini başlatmıştır. Bu sistem, Iron Dome ve David’s Sling teknolojilerinin bir uyarlaması olup, temel hedefi Türk İHA/SİHA üstünlüğünü dengelemektir.   

Türkiye ise bu hamleye karşı yerli ve milli sistemlerin (Hisar, Siper, Korkut) entegre edildiği "Çelik Kubbe" doktrini ile cevap vermektedir. Çelik Kubbe, HAVELSAN ve ASELSAN tarafından geliştirilen yerli algoritmalarla yönetilmekte ve Doğu Akdeniz'de hava üstünlüğünü korumayı amaçlamaktadır.   

Uluslararası Örgütlerin Pozisyonları

Netanyahu’nun vizyonu kapsamında dile getirilen "3+1" (İsrail, ABD, Yunanistan, GKRY) çerçevesi, parlamentolar arası bir diyalog ve iş birliği forumudur.

İsrail bir NATO üyesi değildir ve NATO'nun güney kanadında herhangi bir fonksiyon üstlenmesi veya ittifaka dahil olması, Türkiye dahil tüm üyelerin oy birliğini gerektirmektedir. Mevcut koşullarda, Türkiye'nin onayı olmaksızın İsrail'in NATO merkezli bir güvenlik mimarisinde belirleyici bir rol oynaması mümkün değildir.

Buna karşılık, Türkiye öncülüğündeki Türk Devletleri Teşkilatı, Türkistan derinliğinde bir "Türk Kalkanı" ve ekonomik blok oluşturmaktadır. Türk Devletler Teşklatı’nın 2040 vizyonu; ortak ordu (Turan Ordusu fikri) ve ortak alfabe gibi projeler Natenyahu’nun Altıgen İttifakı’nı boşa çıkaran çalışmalardır. Ama özellikle Pakistan-Afganistan savaşı, İran’ın ABD ile nükleer konusunda anlaşamaması gibi durumlar göz önüne alındığında İsrail-Hindistan ittifakının bölgede nasıl bir aşamaya evrileceği konusunu daha önemli hale getirmektedir.   

Sonuç: Yeni Bir Medeniyetler Cephesi mi?

Netanyahu’nun Altıgen İttifak Sistemi ve Mike Huckabee’nin "Büyük İsrail" vurgusu, bölgede yalnızca siyasi değil, derin bir teopolitik kırılmanın habercisidir. ABD’nin geri çekilmesiyle oluşan boşluğu Türkiye; Suriye sahasındaki kazanımları, "Kalkınma Yolu" projesi ve Türk Devletleri Teşkilatı ile doldurmaya çalışırken; İsrail-Hindistan-Akdeniz bloğu bu yükselişi bir "Radikal Sünni Aks" olarak tanımlayıp çevrelemeyi hedeflemektedir. Bu da bölge de yeni mücadele alanları anlamına gelmektedir. İsrail böyle bir mücadeleden asla sonuç alamasa da bölgede yeni bir kaos oluşturulması hususunda elinden geleni yapacaktır. Türkiye, ‘niyet’ aşamasında da olsa bu ittifak girişimine karşı tedbirlerini almak zorundadır.

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya