Ülkemde ne hikmetse taş kafamıza düştükten sonra sıkıntılarımıza tedbir almaya, çözüm üretmeye çalışıyoruz.
Bu hayati konulardan biri de deprem kuşağından uzak, verimsiz Anadolu topraklarında kurulması düşünülen sanayi kentleri.
İstanbul, Trakya, Sakarya, İzmit, Bursa gibi illere yığdığımız sanayi bölgeleri, hem deprem kuşağında hem de verimli toprakları işgal etmiş, katletmiş durumda.
Cumhuriyetin kurulduğu günden bu güne şehirleşme ve toprağı koruma noktasında, sistemli ve sürdürülebilir bir devlet planlama programımız olmamıştır.
Öyle zannediyorum Anadolu’nun deprem haritası en az yüz yıldır biliniyor. Bilinmesi bir tarafa yaşadığımız depremlerden bile ders almadık.
Deprem fay hatlarının üzerindeki şehirleri ya büyütmeyecektik ya da depreme dayanaklı binalar yapacaktık.
Biz zannediyoruz ki yıkımların, ölümlerin tek nedeni deprem. 6 Şubat Depremi asrın felaketi değil, resmen asrın ihmali veya cinayeti.
Fay hattının üzerine dayanıksız binalar yap, sonra da asrın felaketi de. ’’Felaket’’ ifadesi akıldan, tedbirden yoksun düşüncenin bakışı, sığınağı. Yani geçmişi ve bugünü temize çıkardık. Tüm pislikleri hasırın altına süpürdük.
Meselâ, 7.4 şiddetindeki deprem bizde felaket, Japonya’da sıradan bir hareket oluyor.
Çok geç kalınmış bir karar olmasına rağmen, Bağdat harap olduktan sonra da olsa, Anadolu’nun verimsiz topraklarında Sanayi Kentlerinin kurulması düşüncesi çok doğru bir karar.
Sanayi bölgelerini, ülkemin sınırlı coğrafyasında tutar nüfusu da oraya yığarsanız ülkede ekonomiden sosyal hayata, kültüre, ahlâka kadar birçok problem oluşturursunuz. Bu meseleleri bugün, üst düzeyde yaşıyoruz.
İstanbul ve Marmara Bölgesi, İzmir, Adana, Antalya neden bu kadar büyütüldü ve bu illerin ovaları katledildi. Buna mecbur muyduk?
Meselâ, Bursa İnegöl’de mobilya üretiminin birinci sınıf ovanın üzerinde yapılmasını izah edemezsin.
İşte bugün, yaşadığımız ve yaşayacağımız depremlerle akılsız başın cezasını ayaklar çekti ve yarın da çekecek.
Sanayileşme adına ovalarımın katledilmesini hazmedemiyorum. Sanayi tesislerinin ve yerleşimin ovalara kaydırılması bir cinayettir.
Adana, Osmaniye, Bursa, Kahramanmaraş, Antalya, Sakarya… işgalin örnekleri.
Deprem kuşağında olmayan İç Anadolu, bomboş, verimsiz topraklara sahip. Acilen bu bölgelerimizde Marka Sanayi Kentleri oluşturulmalı. Sanayi tesisleri ve nüfus, buralara kaydırılmalı ve Anadolu toprakları şenlendirilmeli, yeşillendirilmeli.
Konuyu, zamana yaymadan, bir temenniye dönüştürmeden hayata geçirmek gerek.
Bu konuda bilimsel araştırma ve analizler yapılmalı. Üniversiteler seferber olmalı.
Hülâsa ülkenin meselelerini yaşayarak öğrenme ahmaklığından, basiretsizliğinden kurtulmazsak, ortaya kalıcı bir irade koymazsak bu ülke daha, çok sıkıntılar yaşayacaktır.