Avrupa (Batı) sanayileşip sömürgeciliğe başladıktan sonra, Osmanlı devleti vatandaşı olan Hristiyan unsurları ırka dayalı milliyet duyguları ile tahrik etmiş, Tanzimat döneminden itibaren de bunlar lehine devletin iç işlerine burnunu sokarak müdahaleye başlamıştır.
Hristiyanlık taassubu ile hareket eden Batı'nın dilinde demokrasi, insan hakları, devletler hukuki gibi kavramlar, Sömürgeciliğin işine yaradığı müddetçe bir anlam ifade eder. ABD'nin, Venezuela'ya müdahalesine ve İran’ın iç işlerine burnu sokmasına bundan dolayı Avrupalı hiç bir devlet itiraz etmiyor ve ses çıkarmıyor.
Hristiyan unsurları koruma iddiası ile Osmanlı Devleti'nin içişlerine burnunu sokan önceleri Rusya iken, Berlin konferansından sonra İngiltere Fransa ve Avusturya da aynı yola girmekte tereddüt göstermemişlerdir.
Avrupalı devletlerin, Osmanlı Türkiye’sinin içişlerine müdahalesinin klasik formülü, Hristiyan halk lehine ıslahat (PKK dilinde demokratikleşme) yapılmasını istemekten ibaretti.
Londra'da, Paris'te, Sen- Petersburg'da kaleme alınan veyahut aynı devletlerin İstanbul elçiliklerince hazırlanan ıslahat(!) tasarları, Osmanlı hükümetine teslim edilmek ve bunların takip ve sonuçlandırılması işi de elçilere bırakılarak, onların politika kariyerinde yükselmeleri için bir imtihan vazifesi görmekteydi.
İte dalanmaktansa çalıyı dolanmak daha iyidir.
İsraf etme! Ekmeği sokağa atma! Paran çoksa, bu memleketin fakiri var, git karnını doyur.
Hayırlı kandiller! Evimizde, işimizde ve iş yerimizde israfı önlemek için ne gibi tedbirler aldık?
İsraf etme! Ekmeği sokağa atma! Paran çoksa, bu memleketin yoksulu var, git üstünü başını giydir, cemiyetin içine kat.
İsraf etme! Ekmeği sokağa atma! Paran çoksa, bu memleketin yetimi var, git başını okşa, sevindir yavrucağı.
Yüce Allah dilerse zayıfları kuvvetlilere galip getirir. Ancak bunun biricik şartı, O'na layık Kul olmak ve öylece yardımını cezbedecek kıvama gelmektir.
Sana da hayırlı kandiller İsmail. İsraf konusunda, su, elektrik özel ihtiyaçlar gibi şeylerde üstüme düşeni yapıyorum kendimce. Çocukluğumuzdan beri öyle öğretildi bize. (Peyman Kırımlıgil)
İşin esası o. Çocuk geniş ailede yetişir, sosyalleşir. Doğruyu yanlışı daha aile ortamında iken öğrenir. Dededen, nineden, amcadan, yengeden, abladan, ağabeyden, hasılı herkesten bir şeyler öğrenerek gelişir. Eğitim ile de daha güzele, daha iyiye yönelir. Şimdi ne o aile, ne o eğitim. Çekirdek aile! Peh! Tam da kelin merhemi olsa başına çalar misali. Selamlar.