Çocuk terbiyesi bitmeyen bir eğitimdir.
MAKALE
Paylaş
21.04.2026 18:14
97 okunma
Vahap Yaman

İlk defa bu kadar uzun bir yazı kaleme aldım. Sebebi son zamanlardaki şiddet, tecavüz, sanal dünya kurbanı, mafyacılık oynayan, katliam yapan toplumun her kesimini rahatsız eden gençlerin yetiştirilme şekline ve hayat tarzlarına sağlıklı bir bakış olmasını istedim.

Uzun yazı okumaktan sıkılanlardan özür dilerim. Hoş görün. Her bir parağraf  ayrı ayrı da okunabilir. Bütününü okumak isteyenlere Allah sabırlar versin. Allah tesirini halk eylesin.

Yolu iyi tarif edilen çocuk hatadan çabuk döner. Her üç dönemde de ilahi mesaj can simididir.

--Çocuk masumdur. Suçu bilmez. Suçlu çocuğun yolunu tarif etmeyen, ilgilenmeyen, dizisi, maçı, tarikatı, cemaati, partisi, kahvehanesi ve işi çok ama çok önemli olan anne babadır. Yolu iyi tarif edilen, çizgisi doğru cetvelle çizilmiş, ilahi mesaj yaşına göre verilmiş, insani, ahlaki ve imani görevleri zamanında benimsetilmiş,  geç kalıp din ve ahlak yoksunu olmamış, yaşının ve anlayışının üzerinde boca edilmiş bilgi ile,  din ve ahlak yorgunu edilmemiş, gerekli bilgi gerekli kadar verilmiş çocuk yolu çabuk öğrenir. Yaşı gereği bazı şeyleri yanlış yapsa da yanlıştan hemen dönmesini bilir.

--Aile içerisinde şu da göz ardı edilmemelidir. Anne babanın kendi yetersizliği, anne babanın kendi keyfinden ödün vermek istememesi, gençlerle ilgilenmemeleri, çocukta meydana gelen kırılmalardan aile büyükleri olarak bire bir sorumludurlar.

Çocuklar suçlu değil, onları eğitmeyen anne baba ve eğitim kurumlarıdır.

--Gençlik dönemi; insanın sorumluluk hissetmeye başladığı, kendi ayakları üzerinde durmaya çabaladığı, dünyası için planlar, projeler yaptığı, ülke ve dünya meselelerinin fazlaca ilgisini çektiği, çevresi ile birlikte problemlere çözümler arandığı ve üretmeye başladıkları bir dönemdir.

--Ergenlik dönemini yaşayan genç yaşadığı yoğun değişim sancısını taşırken, bir yandan da aşırı sorgulama yapmaktadır. Sorgulama sonucu fikirleri, davranışları sık sık değişebilmektedir. Günlük yaşayışında şiddet, kaba davranış, sert hareketler sıkça görülmekle birlikte,  merhamet, iyilik, fedakarlık gibi hoş davranışlar da sergiler.  Bu davranışlar bazen ileri boyutlara bile ulaşabilir. Yardımseverlik, iyilik etme, malından ve canından fedakarlık etmede bile sınır tanımaz. 

--Herkesten farklı olmak, dikkat çekmek, bu dönemin en belirgin özelliklerindendir.  Genç, bu dönemde duygu yoğunluklu bir hayat yaşar. Düşünceleri ve yaşam tarzı sürekli dalgalanma gösterir. İnişli ve çıkışlı, birbiri ile zıt fikirler sıkça görülür. Kendini ispatlama ve kendisi olma gayreti içerisindedir. Sevgide de nefrette de aşırıya kaçar. Her şeyi bildiklerini sanır ve onun için yanlışlarında bile direnir. Bu sebeplerden dolayı gençler çok yanılırlar. Ancak yanlışlarını da kolay kabul etmezler. Tutarlılık çok örselenen bir davranış şekli haline gelir.

--Bu dönemde, hız ve haz odaklı bir yaşamın içine sürüklenirler. Bunu sosyal ve sanal hayatın etkisi ile meşru bile görebilirler. Gençler bedensel lezzetlerin peşinde daha çok koşarlar. Dünyevi hazları sınırsız bir şekilde yaşamak isterler. Bu arzular ise genci yanlışa sürükler. Doyumsuz bir hale getirir ve sürekli yanlış yapma eğilimine iter.

--Haz ve hızın pençesine sürüklenen gençlerde, İslami değerler örselenir. Gençlik döneminin, eğlence, heyecan, haz dolu bir süreç olduğu dikkate alınarak gençlere bu ihtiyaçların insan fıtratının bir gereği olduğunu, ancak herkes için cazip olan bu taleplerin meşru yollardan karşılanması gerektiği, yasak ve haram alanlara bulaşmamaları gerektiği vurgusu yapılmalıdır.

Haram hazlara hayır!

--Ancak bu dönemin zor ve kaygan bir zemin olduğunun farkında olmak gerekir. Gencin değişim sürecini sabırla ve kesintisiz sürdürmesine yardımcı olunmalı. Genç insana, “yirmi yaşında isteklerin, otuz yaşında zekanın, kırk yaşında aklın” önemli olduğu sıkça hatırlatılmalı.

--Zamanımız gençleri,  gerek ailede, gerekse toplumda içerisinde yaşadıkları dönemin sıkıntılarını, taleplerini düzgün anlatacak ve aktaracak, hatta dini  konularda  yeterli destek verecek birilerini zor bulmaktadırlar.

--Bir de modern ve sanal hayatın çekiciliği, İslam’ı öğrenme ve yaşamada gençleri zorlamaktadır. Aile ve toplum önderleri, bunları dikkate alarak, yeterli bilgilendirmeyi iyi yapmalı, bunların yaşanabilirliğini de örneklikle göstermelidir ki genç destek olanların farkında olsun. Genç kendisine tavsiye edilen şeylerin tavsiye edende yaşanmasını görmek ister.

--Bu örnekliği gösterirken, genç, söylenenle yaşananlar  arasındaki çelişki görürse, sıkıntıya düşer, morali bozulur, ikiyüzlülüğü benimser. Anlatılanları anlamaz, anlamak istemez. Güven kaybına uğrar. Cetvel eğri ise çizgi doğru olmaz prensibi asla unutulmamalıdır.

--Dikkatlerinizden kaçmıyordur. Modern hayat; gence özgürlük adı altında sorumluluktan uzak, istediğini istediği zaman yapan, hesap vermeyen, sosyal ilişkilerini ve arkadaş çevresini sanal ortamla sınırlayan, anlık zevk ve eğlence düşkünü, başarıyı zahmetsiz elde etmek isteyen, geleceğini sadece para kazanmak olarak planlayanlar olmalarını önermektedir.

--Aile bu pozisyonları göz önüne alarak, hayatın sadece maddi unsurlardan oluşmadığı bilincini evindeki gence vermeli, bu konuda da geç kalmamalı. Geç kalan ailenin boş bıraktığı alanları birileri mutlaka dolduracaktır. Birileri ise ailenin istediği gibi değil, kendi istediği gibi genci bilgilendirecek ve kendi istikametine uygun yönlendirecek ve biçimlendirecektir. Günümüzde şiddet yanlısı, kuralsız yaşayan, maddenin tuzağına düşmüş, cinselliğinin cazibesiyle fuhuş girdabında savrulan gençler uyarıda geç kalanların bıraktığı boşluktan faydalanan birilerinin kurbanı olanlardır.

--Bu yaş grubu, aşırı koruyucu-himayeci bir yaklaşımdan rahatsızlık duyar. Bu durum göz ardı edilirse genç evden kopar, gence evi dar gelir, evi ile bağlarını azaltır. Topluma, çevreye, sokağa korumasız bir şekilde karışır. Ana-babanın öğütlerinden ve kendisine karışmalarından bıkar, soluklanabildiği, özgür davranabildiği yer zannettiği dışarıyla temasını artırır. Dışarıyı kendisi için nefes alabildiği, dilediğini yapabildiği ortam olarak diye düşünür, tabir yerinde ise sokakların çocuğu olur. Sokaktaki sizin gördüğünüz tehlikeleri göremez.

--Günümüzde sokağın tuzaklarla, hilelerle dolu olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Evde yeterli donanımlı hale getirilmeyen genç, kontrolün olmadığı sokağa bırakılırsa hem sizi, hem de kendini epeyce üzer. Sokaklarımız maalesef gençlerin koruyucu kalkanları olan, abiler, ablalar, racon kesen delikanlılar, dedeler ve ninelerinden mahrum kaldı. Bu saydığımız insanlar sokağın koruyucuları idi. Maalesef toplumun doğal koruyucu dinamikleri olan bu insanlar modern hayatın kirlettiği, kimsenin kimseyi tanımasına fırsat vermeyen yüksek binaların kuşattığı şehirlerde kayboldu.

--Donanımsız kalan ve kurtuluşu sokakta arayan genç, kendine, topluma, geleceğe zaman ayırmaktan uzak kaldığı için kendisine ait çizgisi de oluşmaz. Sokakta salaş vaziyette amaçsız dolaşan tiplerden olur. Toplum içinde düzgün ve iyi bir yer edinemeyen genç, geleceğinden de umudunu keser, topluma sırt çevirir. Her şeyde aykırılığı benimser.

--Evden ve sizden kopmaması için, kendi hayatı ve evinizle ilgili bazı kararları gencin vermesi ve bazı işleri yapması, gence bırakılmalıdır. Bütün ihtiyaçları birileri tarafından karşılanan genç ileriki yaşlarda sorumluluk almakta zorlanır. Bazı faaliyetlerde yanlış da yapsa sorumluluk verilmeli.

--Biliyoruz ki din ve dünya işlerinde başarılı olmak için hayat boyu düzgün bir çizgi tutturulması ve bunun da sürekliliğinin sağlanması gerekir. Buna da kitabımız Kur’an’ı Kerim, dosdoğru yol( sırat-ı mustakım)da olmak ve doğru yaşamak diye tarif etmekte ve bu tercihi de ömür boyu sürdürmeyi insanlardan istemektedir.

--Gençleri, kendi değerlerimizi paylaşanlarla arkadaşlık kurmaları, birbirleriyle yakın olmaları ve aralarında dostluk kurmaları konusunda onları rahatsız etmeden bilinçlendirmek gerekir. Ancak gençler, genellikle kendilerine doğrunun ve yanlışın ne olduğu anlatılsa dahi, onu bizzat tecrübe ederek elde etmek ister. Gençlerdeki bu tecrübe isteği, kınanmamalı, kısıtlanmamalı, tecrübe etmesine kontrollü fırsat vermelidir.

-- İnançsız evlerde, bilinçsiz aile ortamında yetişen genç, kimlik ve davranış sorunu yaşar. Genç ise sorularına tatmin edici cevaplar ister. Sorularına cevap alamaz, yeterli donanıma sahip olamazsa, başka yerden, sanal dünyadan, yanlış bilgi aktaran merkezlerden sorularına cevap aramaya çalışır. Bu durumda ailenin biçimlendirmesi gereken gençleri, başkaları biçimlendirecektir. Onlar da sizin talep ettiğiniz gibi değil, kendi istedikleri gibi bilgilendireceklerdir. Bu durum, gencin sizin değil başkalarının genci olduğu sonucunu doğurur. Bu tip gençlerin aileleri ile ilişkileri ciddi anlamda kötüleşir. Birçok işini ailesinden gizli bir şekilde yapmaya yönelir.

--Bu arada aileden konu açılmışken bir konuyu da dile getirelim. Aileler, hayal edip de yapamadıkları şeyleri ve kendi arzu ettikleri meslekleri seçmelerini gençlerden bekler. Onları kabiliyetlerinin ve ilgilerinin olmadığı alanlara yönlendirir. Bu tip gençler aileyle, çevreyle sürekli çatışır. Başarılı da olamazlar. Ailelerin, gençlerin ilgilerine göre eğitim aldırmaları gerekmektedir.

--Gençler bu dönemde yapmış oldukları yanlışlıklardan dolayı kınanmayı sevmezler. Yanlışları kendisine hissettirilip izah edilmeli, yaptıkları yanlışlar asla başkalarıyla paylaşılmamalı. Gençlerin genelinde kurallara karşı bir tepki vardır. Yaşları gereği, tartışmaktan ve çekişmekten, gereğinden fazla konuşmaktan büyük zevk alırlar. Bu yaş grubu çevresi tarafından kendilerinin fark edilmelerini ister. Bunun için her şekilde kendini ispat etmeye çalışırlar. Kimi zaman çok konuşarak, kimi zaman aşırı şekilde gülerek, kimi zaman çokça kendini anlatarak, kimi zaman da alakasız şeyleri paylaşarak gösterebilir. Günlük hayatta dert edindikleri şeyler oldukça basit şeylerdir. Bunlardan rahatsız olunmamalı, gençleri anlamaya gayret etmelidir.

Yirmi yaşında istek, otuz yaşında zeka, kırk yaşında akıl ağırlığı öndedir.

--Toplum yöneticilerinin ve aile büyüklerinin, gençlere istikbalimizin teminatı sizlersiniz diyerek, onlardan aşırı taleplerde bulunmak ve yapamayacakları görevleri üstlenmelerini istemek veya gençlerden sadece sürekli şikayetçi olmak gibi alışkanlıkları vardır. Bu hiç de hoş olmayan davranışlardır.

--Gence hedef gösterirken makul hedefler göstermeli, yapamayacakları ve ilgilerinin olmadığı alanlarıa yönlendirilmemeli, kendi ilgi alanlarında düzenli çalışmaları ve azimleri sayesinde başarılı olacakları konusunda onlara umut vermelidir.

--Gençlere küçük çocuk gibi davranmamalı, çocuk muamelesi yapmamalıdır. Genci eğitme tarzı dikte ile değil, rehberlik yapma şeklinde olmalı, hayatı anlamlandırma ve yaşamasında yardımcı olmak şeklinde olmalıdır.

--Genç insan, bu döneminde, kimlik arama, sorgulama ve değer sistemine kavuşma dönemini yaşamaktadır. Kimliğin oluşmasında etkili olan, dini ve sosyal çalışmaların etkisi daima göz önünde bulundurulmalı, dini, sosyal ve siyasal faaliyetlerde aktif hale gelmeleri sağlanmalı, öğrendiklerini bu faaliyetlerle sahada göstermelerine imkan vermelidir. Gençlerin, umut ve hayallerini sürekli canlı ve diri tutmak gerekir. Fikren ve fiziken diri olanlar; çözüm üreten, iddia sahibidirler.

--Değerlerini başkalarına aktarmada zorlanmazlar. Bu özellikleri elde etmiş gençler, evlerinde, okullarında ve sosyal hayatta iyi davranışlarıyla modellik edebilirler. Rol modelliği biçimlendiren ise dini eğitimdir. Dini eğitim salt bilgi edinmek amaçlı değildir.  Dini eğitim kişiye ve topluma katkı sağlamak, kişiyi ve toplumu değiştirip dönüştürmek için edinilmesi duygusu verilmelidir.  Dini eğitim, bilgi eğitimi olduğu kadar duygu eğitimidir. Bilgi yoğunluğundan ziyade bunun hayatta yer edinmesini ve yaşanmasını sağlayacak duygu yoğunluğuna dikkat çekerek gençlere yön tarif edilmelidir.

--Amacına uygun verilen dini bilgi, gencin ilahi mesajı içselleştirmesine, dinin  sadece öte  dünya  için değil bu  dünyadaki işler için gerekli olduğu bilincine öncelikle sahip olmasını sağlar. Bu da ilahi emir ve yasaklara uyma, ibadetlerde düzenlilik ve devamlılık, başkalarının hak ve menfaatlerini gözetme olarak kendini gösterir. Tabiki dini temsil edenlerin, güzel bir örneklik ve sorumluluk sahibi olmaları gençlerin işlerini kolaylaştırmada en önemli unsurdur.

İyi bir rol model

--Rol modelliği iyi yapanlardan etkilenen gençler; dini değerlerle donanmış, onları hayat tarzına dönüştürmüş, azim ve kararlılıkla topluma hizmet etmeyi seven, dürüst, dinamik, çalışkan, girişimci, gelişime açık, söz ve iddia sahibi, dünyayı ve ahireti iyi algılamış önder ve öncüler olarak şekillenirler. Öncü olarak şekillenen, dini hayat tarzı olarak benimsemiş gençlerin iş ve el birliği, dinin yayılmasındaki engelleri ve zorlukları ortadan kaldıracağı ve gençler ilkeli, inatçı ve kararlı bir mücadele ile ilahi mesajın toplumda yer edineceği bilincine çabuk ulaşırlar.

--Çünkü gençler toplumun problemlerine daha duyarlıdırlar. Problemleri tanıma ve onlara uygun çözüm üretme konusunda daha atak ve ısrarcıdırlar. Çözüm üretmede geç kalmak istemezler. Geç kalındığı zaman başkalarının çözümlerinin devreye gireceğini iyi bildikleri için, bundan hoşlanmazlar. Kendi projeleri ile toplumun önüne çıkmak isterler.

--Gençler için boş vakitler, önemli sorunlardandır. İnsanın boş vaktinin olmaması bilinci verilmelidir. Vaktini, kendisini yetiştirmeye, başta ailesi ve toplumu uyarıp değiştirmeye gayret göstererek doldurmaları gerektiği şuurunu vermelidir. Toplumsal değişimde rol alarak bir şeyler yapmanın başarıyı getireceği, başarının ise iyi bir yapılanma ve ortak bir birliktelikte sağlanabileceği, toplumların ancak birlikte yapılan çalışmalarla değişebileceği, bunu gerçekleştirirken de muhataplarıyla ayrılık noktalarından ziyade ortak noktalarını çoğaltmak gerektiği hatırlatılmalıdır.

--İbadet, günümüz gençlerinin hayatında yeterli derecede kendine yer bulamamakta. Oysa iman etmekle kabul edilen İslami değerlerin, ibadetlerle hayatta yaşanılır kılınması gerektiği, namaz, oruç, zekat, tevbe, dua gibi konuları gençlerin ıskalamaması vurgusu yapılmalıdır. Kendisini Müslüman olarak adlandıran gençlerde bile imanın eylemsel şekli olan ibadetler göz ardı edilmekte, özellikle namaz kılma alışkanlığı ortadan kalkmaktadır. Günahın, “imanla amel arasındaki bağın” kopmasından doğduğu, bu bağı koparmamaları gerektiği hatırlatılmalı, sadece inandım demenin yetmediği, inandığı şeylerin hayat tarzına yansıması ve dönüşmesi gerektiği vurgusunu yapmalıdır.

--Genç,  dinin “iman, ibadet ve ahlâk” esaslarından oluştuğu ve bu bütünlüğün hiçbir zaman bozulmaması gerektiği bilincini edinmesi gerekir. Ahiret hayatının gerçek ve sonsuz bir hayat olduğu, esas kazanılması ve mutlu olunması gereken hayatın ahiret hayatı olduğu, bunun da yukarıda bahsedilen üçlünün birbirinden ayrılmadan kavranması ve yaşanılması ile sağlanabileceği, dünya hayatının hesabının görüleceği yer olan ahiret hayatında mutlu olmanın bu üçlüye tam bağlılıkla gerçekleşeceği hiç akıllarından çıkartılmamalıdır.

--Din bilerek ve arzu ederek  tercih edilen bir değer olduğu zaman daha kıymetlidir. Genç, dinden haberdar olmanın başka, dindar olmanın başka olduğunu bilmeli, dolayısı ile tercihini bilerek yapmalı ve dinde derinleşmeli; Müslüman kimlik edinmeye gayret etmelidir.

--Çocukları ve gençleri dini değerlerle tanıştırırken onların kuru kuruya taklitçi olmamaları duyarlılığı verilmelidir. “Taklitçilikle ve ezbercilikle dindar olunmaz. Din, bilerek tercih edilen bir değedir.” Neye ve nasıl iman edilmesini, yol gösteren ilahi mesajı, yolu tarif eden sünneti gereği gibi kavramalı, teslimiyet problemi yaşamamak bilincine ulaşmak fikrinin kıymeti kavratılmalı.

--Gençler dini hayatlarını bilerek ve isteyerek inşa etmelidir. Dinin ana kaynağı Kur’an ve onun hayata yansıyış biçimi olan Rasululullah’ın sünneti genç tarafından iyi kavranmalı ve bu iki ana kaynak, gencin hayatında sürekli yer edinmelidir. Neye ve niçin iman etmesini bilmeyen ve farkında olmayanın, yaşadığı teslimiyet problemi zamanla onu teslim alır, inandığı değerlerden zaman zaman tavizler verir. Yasaklar meşru hale gelebilir. Özellikle haram ve helal sınırlarının çokça karıştığı günümüzde, gençler haramın ve helalin sınırlarını zorlamaktadırlar. Modern hayatın kendilerine sunduğu seküler hayat tarzı ile aileden gelen dini kültür ve geleneklerin çatıştığı bir ikilemi yaşamaktadırlar. Bu ikilemle karşı karşıya kalan genç, haram alanlara asla girmemeli, modern hayatın kurduğu tuzaklarına düşmemeli, bunu sağlamak  içinde taklitçi bir imandan ve yaşayış biçiminden ziyade farkında olunan bir imanı ve yaşayış tarzını öğrenmelidir.

--Genç ile ilişki kuranlar, samimi olmalıdır. Şekilcilikten arındırılmış ve içten gelen bir ilişki biçimi genci olukça etkiler. İçselleşmiş bir arkadaşlık ve dostluk gören genç, hesapsız bir şekilde kendisine yaklaşanlarla hemen özdeşleşir. Sevgi ve samimiyetle geliştirilen ilişkiler, daha işlevsel ve daha etkili olduğundan gencin değişimi hızlanır ve kendisinden istenen sorumlulukları üstlenmesinde sıkıntı yaşamaz. Akıllı aile büyükleri ve eğiticiler gençle kurdukları temasta öncelikle gençlerin davranış değişimini öncelemelidir. Ancak gencin değişim sürecinin biraz zaman alacağını iyi bilmelidirler. Gencin yaşadığı bu değişim süreci sabırla takip edilmeli ve kesintisiz desteklerle süreci tamamlamalarına yardımcı olunmalıdır. Şunu unutmamak gerekir ki, sürekli eğitimin değiştirmeyeceği kimse yoktur. Kayaları eriten dalgaların sertliği ve boyutları değil, sürekliliğidir.

-- İyi bir tarih okuması yaptığı zaman, imanın getirdiği samimiyet, değişim ruhuyla yapılan fedakarlık, kararlılık ve azimle yürütülen mücadele, ahlâk ve iyi muamele ile yapılan tebliğ ve davetin, muhataplarında hemen karşılık bulduğunu görecektir.

Vahap Yaman

vahap@gmail.com

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya