Bir anlık öfke
MAKALE
Paylaş
07.06.2026 19:20
395 okunma
Vahdettin İnce

Kuşkusuz iyilik ve kötülük, insan hayatında, siyam ikizleri gibi birbirlerinin yanı başında yer alırlar. Hiçbir fert veya millet sadece iyi veya sadece kötü değildir bu yüzden. Bilakis herkes her ikisini de sergileyecek potansiyele sahiptir. Nitekim bu yaygınlığından dolayı felsefenin ve İslam kelamının ana konularından biridir bu "iyilik" (hüsün) ve "kötülük" (kubuh) meselesi. Dolayısıyla aşağıda anlatacaklarımdan hareketle sadece ve yalnızca Kürtler arasında bu tür olumsuzlukların yaşandığını kast ettiğim gibi bir durum anlaşılmasın. Her millette şu veya bu oranda hem iyilik hem kötülük mevcuttur. Bunları hayata yansıtma yöntemleri ve tarzları farklılık gösterir. Belki de coğrafyanın davranışlar üzerindeki etkisi belirleyici oluyor.

Batılı bir sosyolog, Irak Kürtleri arasında saha çalışması yaparken gözlemlediği bazı olaylara ve bu olaylara ilişkin değerlendirmelere yer verdiği kitabında "Kürtleri diğer komşularından ayıran bir özellikleri de aniden öfkelenmeleri ve hemen ardından derin bir pişmanlık duymalarıdır" diyor ve şu örneği veriyor: "Bir gün misafir olduğum köye ve çevresine hakim bir tepeye oturmuş, günlük işlerini yapan insanları gözlemliyordum. Bir köylü, dağda katırına odun yüklemiş, dağın dibindeki köye indirmeye çalışıyordu. Dikkatimi çekti. Gayri ihtiyari izlemeye başladım. Yolun bir yerinde katır inatlaştı ve ilerlemez oldu. Adam ne ettiyse katırı yerinden oynatamadı. Sonra yükten bir odun çıkardı ve katırın kafasına acımasızca vurmaya başladı. Katır cansız yere düşünceye kadar vurmaya devam etti. Katırın öldüğünü fark edince bir süre ne yapacağını bilemedi. Sonra katırın başını dizine koyarak hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bu dünyadaki tek sermayesi o katırdı".

Yarım asrı geçkin ömrümde, kendi gözlemlerime dayanarak buna benzer onlarca, yüzlerce örnek anlatabilirim. Ne yazık ki benim gördüğüm, bildiğim örneklerde kurbanlar da katır değildi. Bazıları, Kürtlerin bu karakterini yaşadıkları coğrafyanın davranışları üzerindeki etkisine bağlıyorlar. Gerçekliği vardır mutlaka. İnişli ve çıkışlı bir coğrafyada yaşıyorlar neticede. Mesela bir yanda yüksekliği beş bin metreleri bulan Ağrı Dağı, hemen dibinde göz alabildiğine uzanan Iğdır Ovası. Biraz beride patlamış bir öfke misali Süphan Dağı yükselirken, onun yanı başında durgun, dingin, sakin, pişmanlık kadar derin Van Gölü boylu boyunca uzanıyor. Ve daha nice örnekler. Bu da haliyle insanların, keskin inişlerin ve çıkışların biçimlendirdiği bir karaktere sahip olmasına yol açmış.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya