BABANIZ OKUMUŞ MUYDU?
MAKALE
Paylaş
27.08.2026 18:14
536 okunma
İdris Doğan

Uzun zamandır kendisini tanıdığım, benden birkaç yaş büyük velimizi birkaç kez odamızda misafir ettim. Hoşsohbet, çevresinde sevilen bir insan… İlkokul sonrası eğitimi yok; ancak arif, zarif, umûr görmüş ve feraset sahibi.  Öyle insanların konuşmasının önüne geçmem; kendilerini dikkatle, ihtimamla dinlemeye gayret ederim.

Birkaç gün önce kursa geldiğinde bekleme salonundan odama davet ettim. Ayağa kalktım. Gençler, kendisine çay ikramında bulundular. Hal hatır faslı bile güzeldi. Sonrasında bir dolu iltifat… Teşekkür ettim.

Hacı Ağabey: “Maşallah sizleri ne güzel yetiştirmişler. Babanız okumuş muydu?” diye sordu. Buradaki okumuşluktan kastı, elbette babamın dini ve beşeri ilim tahsilinin olup olmadığıydı.

Anlaşılan o ki bugünkü sohbet bizi yetiştiren annem ile babam üzerine olacaktı. Allah ikisine de rahmet etsin. Ancak küçük bir tespit sonrası anne baba terbiyesine dönelim.

Bunu günümüz ebeveynlerinin ve sonsuz, sınırsız özgürlük çığlıkları arasında kendine yol bulmaya çalışan gençlerin iyi duymasını isterim. Evet, şahsiyet ve karakter sahibi olma yıllarımızda bizi sadece annemizle babamız terbiye etmedi. Dedelerim, ninelerim, amcalarım, teyzelerim, halalarım, dayım, unutmayalım yengelerim de bizim için birer mürebbi idiler. Hatta hatta komşularımız…

Her birinin üzerimizde büyük hakkı vardır.

Başka bir gün özellikle babaannem ve dedemi anlatmak isterim. Zira ortaokul sonuna kadar onlarla birlikteydik.

Gelelim Hacı Ağabeyin sorusuna.

Babam hiç mektep görmemiş; ümmi imiş. O, evin en büyük oğluymuş. Çift çubuk, harman derman işleri, çok küçük yaşlarda onun boynuna kalmış. Okuma yazmayı askerde Âli okulunda öğrenmiş. Heceleyerek okurdu ve zor yazardı. Seri okuyabildiği Kur’an-ı Kerim’i askerden sonra köyün imamından öğrenmiş.

Annem birkaç hafta ilkokula gitmiş. Onun da ablası okula gittiği için çok küçük yaşta hem tarla saban hem ev bark işleri ona kalmış. Annem, biz okula giderken bizimle birlikte heceleyerek okumayı öğrendi.

Beş yaşıma geldiğimde annem, benim için bir şeyi sık sık tekrarlamaya başlamıştı: “Aman kuzum yalan söyleme, sonra Allah taş eder!”

Allah Allah! Demek yalan söylersem taş olacağım, öyle mi? Zaten köyün mezarlığı insan suretlerine benzer mezar taşlarıyla doluydu. Kendi kendime, demek ki taş olmak mümkünmüş diye ürperiyordum. Buna rağmen birkaç yalan denemem olmadı değil. Anneme bir gün: “Ben yalan söyledim ama taş olmadım.” dedim.

Kendisi taş olma biçimini anlattı: “Öyle duruma düşersin ki, taştan beter olursun.” dedi. Tam anlamıyla kavrayamamıştım ama taştan beter olma korkusu beni yalandan uzak tutmaya yetti.

Babam çok sertti. Bütün kardeşler hışmından korkardık. Hiç abartmıyorum, karşısında asla yerli yersiz konuşmaz, sadece sorusuna cevap vermeye çalışırdık o kadar.

Altı yaşında ya vardım ya yoktum. Babam sert bir şekilde beni yanına çağırdı:

“Sen adama niye sövdün?” diye azarladı.  Hâlâ ne zaman, kime sövdüm bilmiyorum. Kimseye sövmediğimi söylememe fırsat vermeden suratımda dört beş tokat patladı. Doğru muydu, yanlış mıydı; bugün o tarafını tartışmıyorum. Bildiğim şu ki, o hadise çocuk hafızamda öylesine derin bir iz bıraktı ki o günden sonra açık ya da kapalı kimseye küfretmedim.

Başka bir zaman mahalledeki çocuklarla yaptığımız kavgadan sonra, şikâyet üzerine babamla aramda benzer bir hesaplaşma daha yaşandı. Haydi, sataş bakalım, sataşabilsen…

 İlkokula küçük yaşta başlamıştım. Manevi hayatımın inşası için sabahları elifba öğrenmeye, sonrasında Kur’an-ı Kerim talimine gönderildim.

Bir de evimizde, kapakları kopmuş, yıllarca odanın rafında beklemekten sayfaları yıpranıp sararmış İmam Gazzâlî’nin Türkçeye Ey Oğul adıyla çevrilen Eyyühe’l-Veled kitabı vardı. Uzun kış gecelerinde, gaz lambasının ışığında kendi derslerimizin yanında, babam ablama, daha çok da ağabeyimle bana bu kitaptan birkaç sayfa okuturdu.

Severek okuduğum, özellikle ağabeyimin okumasını zevkle dinlediğim bu müthiş kitap, o yaşta yeni yeni anlamlandırmaya çalıştığım hayata doğru bakmamın ve ahlâklı bir insan olmamın yolunu açtı.

Bir de tekrar tekrar okumaktan neredeyse ezberlediğimiz, el yazması birkaç sayfalık Bal Tefsiri vardı. Hz. Fâtıma, Çehâr-Yâr-ı Güzîn ve Hz. Peygamber'in yer aldığı bu küçük risalede, bir tas bal ile balın üzerindeki bir kıldan hareketle ibretli bir hikâye anlatılırdı.

Şunu anlatmadan geçemeyeceğim. Akşehir’de babamların ortak ektiği tarlardan birinde biçim yapıyoruz. Yaşım on ya da on bir… Yazın ekin biçme, yığma, taşıma ve harman yerindeki işlerde görev almaya başlamıştık.

Bir gün atların çektiği makineyle ekini biçiyorduk. An kenarlarında elma ağaçları vardı. Dallara dokunan makinenin kanadı birkaç elmanın yere düşmesine sebep olmuştu. Dün gibi aklımda… Ben yere düşen elmalardan birini aldım ve ısırdım. Babam atları durdurdu ve: “At elinden o elmayı, tükür ağzındakini!” diye öyle bağırdı ki ödüm koptu. Mahcubum, suçluyum. Mazeret yok, itiraz yok!

Babamın haram hassasiyeti öylesine keskindi ki bugün üzerinde uzun uzun tartışılan pek çok meselede onun ölçüsü son derece açıktı. Annemin de babamın da, bugünkü tabirle, kırmızı çizgileri vardı: Başkasının hakkına tecavüz etmemek, harama el uzatmamak, yalandan sakınmak, ırza ve namusa kem gözle bakmamak… Bu konuda annem, sık sık şakayla karışık, “Harama bakarsan gözlerini oyarım senin!” derdi.

Çocuklukta aile terbiyesiyle atılan temel, gençlik yıllarında okuduklarımızla fikrî bir istikamet kazandı. İşte bu terbiye ve eğitimle inşa edilmiş bir hayat...

Şöyle bitirmiş olayım.

Babam da annem de mektep medrese görmemişti. Ama bize neyin helâl, neyin haram; neyin hak, neyin haksızlık olduğunu öğretmişlerdi.

27.08.2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya