Doksanüç (1293) Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi Osmanlı Devleti'nin yenilgisiyle sonuçlanınca Ayastafanos (Yeşilköy) Anlaşması yapılmış, bu anlaşmada Rusya lehine, Avrupa aleyhine hükümler yer almıştı. Bunun üzerine Avrupalılar, güya Osmanlı lehine düzenlemeler için harekete geçmişti.
(Filistin Gazze ağlıyormuş)
Ey Koca şark (Doğu-İslam dünyası) Ey ebedi meskenet (sürekli tembel) Sen de kımıldanmaya bir niyet et. Korkuyorum Garbın (Batı-Avrupa'nın) elinden yarın kalmayacak çekmediğin melanet (kötülük-zulüm). (Akif,1915) Onlar dışardan, biz içerden Devleti yıkarken 1915'te ağlamalıydık.
Avrupalı devletlerin (İngiltere Fransa, İtalya, Almanya, Rusya) hem sahada, hem masada kaybettiğimiz zamanlarda, hoşlarına gidecek şekilde dikte ettirdikleri belli başlı antlaşma ve kongreler: Yaş Antlaşması, Tanzimat Fermanı, Paris Kongresi, Islahat Fermanı, Ayastafonos (Yeşilköy) Antlaşması, Berlin Kongresi, Sevr Antlaşması... Avrupa ve ABD, bugün de tadına doyamadıkları bu tür anlaşmaların peşinde. Aman dikkat Türkiyem!
Son haçlı (Avrupa-Yunan) saldırısını Sakarya'da durduran Kahraman Ordu, 30 Ağustos'ta Zafere koşuyor! Kutlu olsun!
Avrupa devletleri (Fransa, İngiltere, Avusturya, İtalya ve Almanya) Berlin Kongresini topladılar. (1878) İngiltere Osmanlı'ya yardım için küçük bir ikram istiyordu, o ikram Kıbrıs idi. Geçici olmak kaydıyla Kıbrıs İngiltere'ye bırakıldı. Fakat daha sonra İngiltere, anlaşma hilafına adayı ilhak etti.
Berlin'de toplanan kongre esnasında Şansölye Prens Bismark, Osmanlı delegelerine şu terbiyesizliği yaptı: "Bugünkü durumu sizden saklamak istemem; kongrenin Osmanlı Devleti için toplandığı zannına kapılarak kendinizi aldatmayınız. Ayastafanos Anlaşması Avrupa devletlerinin menfaatlerine (çıkarlarına) dokunur bazı maddeler ihtiva etmeseydi olduğu gibi bırakılırdı. İşte bu menfaatlerin uzlaştırılması için bu kongre toplanmıştır."
Halden anlayana canım kurban olsun.
Hatır, Gönül İltimas ve Rüşvet... Bütün bunlar devleti kemirici pis işler. Ki, Ahmet Mithat Efendi geçmiş hakkında şunları yazıyor: Müdürlük, Kaymakamlık ve hatta Mutasarrıflığa (Sancak amiri) varıncaya kadar memuriyetler, o kadar suistimallerle verilirdi ki, hükümet işlerinden tamamen gafil bir adama bile verilirdi. Küçük memuriyetleri artık siz düşünün.
I.Meşrutiyet mebusları, memleketin başına gelen bütün fenalıkları fena memurların kötü idaresine atfettiler: "Birtakım derebeylerine, sahte hanedanlara (ağalara), insafsız mültezimlere (vergi toplayıcılar), namussuz çorbacılara (Hristiyanların büyükleri), fesatçı ve tezvirci (yalan söyleyip ara bozan) adamlara yer veren, fukarayı bir kat daha perişan eden memurlardır" dediler.
Çocukları alayla ve ilahi ile mektebe (okula) başlatmak merasimleri nereye gitti? Çocuk teşvik için iyi giydirilir, başına altınlar konur, boynuna "Supara kasesi" takılırmış. Kaybettiğimiz o kadar çok şeyimiz var ki! Günümüzde çocuklar, nasıl ve kimden saldırı gelecek endişesiyle okula gidiyor. Yeni eğitim- öğretim yılı hayırlı olsun.