Bu aziz milletin Kadim değerleri hem Ruhi Birliğe hem de Maddi Birliğe en büyük önemi verir. İmandan sonra emredilen Namaz ve Zekât ibadetleri bunun açık ve net delilleridir.
Bir aç ile bir tokun bir safta kurşunla kenetlenmiş binalar gibi bir sevgi ve kardeşlik duygusu ile birbirine kalben perçinlenmesi, ancak ve ancak namaz, zekât ve oruç ibadetleri ile mümkündür.
Zekât ve oruç ibadetleri, Yüce Allah'ın emri olarak, sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve yalnız bu niyetle yapıldığında bir anlam kazanır. Böylece insanı yalnızlıklardan kurtararak, beşerî bayağılıklardan silkindirir ve ilahi vekilliğe yükseltir.
Bizim yazılarımızda sadece dua yok, bir çaba, bir gayret var. Yapmamız gerekenleri hatırlatma çabası. Şüphe yok ki yapmamız gerekenleri yaptığımızda Yüce Allah yardımını esirgemeyecektir. O da dualarımızın kabulü demektir. Selamlar.
Sait Paşa sadrazamlıkta ilkin sekiz ay kalmış, azledildikten sonra da, İkinci Meşrutiyet'in ilanına kadar muhtelif tarihlerde yedi defa daha sadrazam olmuştur. Bu konuda ilk rekortmen Demirel değil Sait Paşa'dır.
Mithat Paşa'nın Abdülhamid'e sunduğu Kanuni Esasi (anayasa) layihasında (tasarı) Meşihat ve Şeyhülasamlık kelimeleri geçmemekte, Paşa, böylece Şeyhülislamlığı devlet teşkilatı dışında bırakmaktadır.
Abdülhamid, I. Meşrutiyet devrinin sonlarına doğru sadrazamlığı başvekilliğe çevirmiş, Ahmet Vefik Paşa'yı da başvekalete (başbakanlığa) getirmiştir. Başvekil Paşa, Şeyhülislam'a bir memur göndererek Vükela heyetine (Bakanlar Kuruluna) iştirak etmemesini (katılmamasını) tebliğ etmiştir.
Ahmet Vefik Paşa renkli bir kişiliğe sahiptir. Paris'te Elçi bulunduğu sırada, resmî bir kabul esnasında ve bütün elçiler önünde "Şam Vak'ası" münasebetiyle III. Napolyon'un, kendisine, "İmparatorluğunu çatırdıyor" demesi üzerine "bizim memleket uzak olduğu için duyamazsınız, ben sizin memleketinizdeyim, çatırdıyan sizin imparatorluğunuz" demiştir.
Ahmet Vefik Paşa, İstanbul'daki Fransız elçisinin kayığını padişah kayığı rengine boyamasına nazire (karşılık) olarak elçilik arabasını İmparatorun arabası rengine boyamış, onun bu davranışı, Fransa hükümetinin Babıali nezdinde protestoda bulunmasına sebep olmuştur.
Herkes Türkçe konuşabilir ama... Mora isyanını hazırlayan adam, Türkçeye mükemmel surette vakıf bulunan, Arapça ve Farsçayı pek iyi bilip konuşan, Rumeli ve Adaları dolaşarak propaganda yapan, Hacı Murat takma adlı, Katerina'nın yetiştirdiği bir Rus casusu idi.
Zeki ve haris bir adam olan Ömer Zahir isimli adam devlete isyan etmiş, Akka, Sayda, Yafa, Hayfa, Remle ve Nablus taraflarına kadar yayılmıştır. Bu adama destek olmak üzere Beyrut sahillerine gelen Rus donanması, karaya asker çıkarmış, dükkanları yağmaladıktan sonra askerler tekrar donanmalarına dönmüşlerdir.
Devlet kimlerle ve nelerle meşgul edilmiş!.. Zahir Ömer'den önce, aslen köle olan Bulutkaptan Ali isimli bir şahıs da devlete isyan etmiş, Katerina bu asiye istiklal vadetmiştir. Bu asi Ali, Şam'ı alıyor ve Halep'e kadar ilerliyor.