Siyasi hadiseleri analiz etmek zahmetli olduğu kadar risklidir. Sonuçta bu zihinsel bir faaliyettir ve orada çizdiğiniz sınırlar, tanımladığınız kavramlar etrafında şekillenir.
Bunu yaparken, karşınızdaki kişi, olgu ya da olayları, onlara etki eden tüm faktörlerle birlikte ele almak, düşünmek ve anlamak durumundasınız. Ancak insan aklı bunları kavrama ve düşünme noktasında sınırsız bir güce sahip değildir.
Sözgelimi bir toplumsal hareketliliği izleyip anlamak ve aktarmak istiyorsunuz. Bu hareketliliğe dair tüm unsurlara ve dinamiklere hakim olmanız mümkün değildir. Böyle bir durumda bir yandan hadiseleri birden fazla parçaya bölerek anlamaya yönelebilirsiniz. Diğer yandan da bu hareketliliği oluşturan bazı unsurları bilerek ihmal edip alan daraltabilirsiniz.
YANILMA RİSKİ
İlk cümlede ifade ettiğim risk tam olarak burada ortaya çıkar. Analiz esasen zihnimizde kurduğumuz bir binadır ve onu ortaya çıkaran unsurların herhangi bir hadise, kişi ya da olgunun tamamını kuşatması söz konusu olamaz. İşte burada düşüncenizin merkezine almadığınız herhangi bir dinamik, gerçekte anlamak istediğiniz olayın ana belirleyicisi olabilir. Gözden kaçırdığınız bir ayrıntı, zihninizde olandan daha büyük bir etkiye sahip olabilir.
Bu bölümü daha fazla uzatmak istemiyorum. Ancak tüm bunları şunun için aktardım. Çok yaygınlaşan deyimle ‘hadiseleri doğru okumak’, sanıldığından çok daha fazla çaba isteyen, yanılma payınızı her aşamada hatırınızda tutmanız gereken bir iştir.
Yanılmak bireysel bir alanda ortaya çıktığında ve sorumluluk sahibi olmayan birisi için sadece can sıkıcı olabilir. Ancak mesele siyasete ve özellikle de devlet hayatına gelince bedeli ağır olabilir.