Bir insanın, bir toplumun ve bir milletin geleceğini belirleyen en önemli faaliyet eğitim ve öğretimdir. Bu alanda başarılı olanlar gelişmiş, ilerlemiş ve dünyada söz sahibi olmuşlardır. Bilimde, teknolojide, tıpta ve diğer bilimlerde ilerleyen milletler bunun meyvesini yemiş bunu başaramayanlar ise gerileyip sürünmüşlerdir.
Miladi 8-11 yüzyıllar arası İslam dünyası bunu başarmış ancak Moğol ve Haçlı istilaları bu özelliğe darbe vurulurken Müslüman dünyada meydana gelen bilimsel durgunluk ve gerileme asırlarca yeni hamle yapamamıştır.
Fatih Sultan Mehmet fermanında Sıbyan mekteplerinde muallim olmak için Fıkıh, hadis, tefsir, kelam, felsefe, matematik astronomi ilimlerini okumasını şart koşmuştur. Bu uygulama 1550’lerden sonra kaldırılmış, genellikle erkek çocuklar cami imamlarına, kız çocukları imamın hanımına teslim edilmiş, medreselerde eğitim ve öğretim vakıf sahibinin isteğine göre şekillenmiş, ne yazık ki medreseler yeni bir bilgi üretememiştir.
II. Mahmut bu konuda adım atmaya başlamış, iptidai, rüştiye ve idadiler açılırken öğretmen yetiştirmek için ancak 1848 yılında Darulmuallim mektepleri açılmaya başlamış, 1869 yılında Maarifi Umumiye Nizamnamesi çıkarılarak ilk kez eğitim disiplinize edilmeye başlanmıştır.
Yeni okullar açılırken muallime ihtiyaç duyulmuş ve muallim mektepleri hızla sayıca artırılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet kurulduğunda ülkede ancak 1500 öğretmenin varlığı göz önünde tutulursa durumun vahameti ortaya çıkmış olur.
Cumhuriyet hükümetleri öğretmen yetiştirmek için Erkek ve Kadın muallim mektepleri, eğitmen kursları, köy enstitüleri kurularak, eğitmen kursları açılarak bu meseleyi çözmeye çalıştılar. İhtiyaç durumunda eğitmenler ve yedek öğretmenler ile bu açığı kapatmaya çalıştılar.
Öğretmen okulları yanında Eğitim Enstitüleri, Yüksek Öğretmen Okulları, Teknik Öğretmen okullarını kurarak eğitim ve öğretim hizmetlerini ilerletmeye çalıştılar. 1975-1982 arası siyasal ve sosyal olaylar öğretmen yetiştiren kurumların kapatılmasına sebep olurken YÖK tarafından 1982 yılında Eğitim Fakülteleri öğretmen yetiştiren kuruma dönüştürüldüler.
Ancak geçen zaman içinde Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen yetiştirmeyi bir türlü rayına koyamadı. Bir zamanlar öğretmen bulunamazken şimdilerde yüzbinlerce öğretmen atanamamaktadır.
Okullarda özellikle son yıllarda kılık kıyafet yönetmenliği, disiplin yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, ders ücretli öğretmen, ücretli öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen uygulamaları işin çığrından çıkmasına sebep olmuştur.
2025 tarihi itibarıyla 94-97 arasında ki Eğitim Fakültelerinde 200 bin civarında öğretmen adayı okumakta buna karşılık yılda 20-30 bin arasında öğretmen ataması yapılmaktadır.
Şu an ülke genelinde 600 bin ile 1 Milyon öğretmen adayı atama beklemekte bu ise ülkeye büyük maliyetler getirmektedir.
Ülke genelinde doğum oranlarının1.4 seviyesine düşmesi öğrenci sayısını düşürmekte buna karşılık öğretmen ihtiyacı azalmaktadır. Öğretmenlerin 65 yaşına kadar ekonomik nedenlerden dolayı çalışmak mecburiyetinde olması problemin daha artmasına sebep olmaktadır.
O halde acilen eğitimi fakültelerinin sayısı on veya on beşe kadar düşürülmeli veya öğretmen aday sayısı yüzde 80-90 azaltılmalıdır. Bunlar yapılmayacaksa en az Eğitim Fakülteleri on yıl öğrenci almamalıdır.
İnsanımızın perişan olmaması için acilen ciddi tedbir alınması şarttır. Eğitim ve öğretim işleri birilerinin siyasi, sosyal, ekonomik ve ideolojik çıkarlarından çıkarılmalıdır. Ülkesini, milletini, insanını seven her yönetici bu konuda acil karar vermelidir.
10.09.2026 ERZURUM