İkinci Bölüm
“Amerika – Batı ve İsrail Şer Ekseni”
Dizi yazımızın birinci bölümünde, 1990’lı yılların başında SSCB’nin dağılması ve Komünizmin Dünyada çöküşüyle birlikte, 1945 – 1990 zaman dilimine damgasını vuran “Soğuk Savaş Dönemi” mi Komünist ve Kapitalist Bloklardan Komünist Blok’un çökmesiyle, Dünyamızın “tek kutuplu” dünyaya dönüştüğü ve bunu müteakip meydanı boş bulan Kapitalist Blok’un lideri Amerika’nın, kendi tabiriyle “II. Yeni Dünya Düzeni” ni oluşturmaya soyunduğundan bahisle giriş yapmıştık.
Adı geçen düzen oluşturulmaya başlanırken, bunda “dünyanın tek süper gücü ” denilen Amerika yalnız değildi. Onun “ideolojik ve stratejik müttefikleri ” denilen unsurları da vardı ki, bunlar, genelde NATO ülkelerini içine alan Batı’nın Büyük Devletleri ve Ortadoğu’da ise 1948’de “Emperyalist Büyük Devletlerin Ortadoğu’da jandarması - polis devleti” olarak kurulan “Küçük İsrail” idi. Anlayacağınız, öncülüğünü Amerika’nın yapacağı “II. Yeni Dünya Düzeni”, “Amerika-Batı – İsrail Şer Ekseni” nde kurulacaktı.
“II. Yeni Dünya Düzeni” nin İlk Ortadoğu Misyonu: BOP
1990’lı yılların başında, Komünist Sovyet Rusya Bloğu çöktüğünde, Amerika’nın Devlet Başkanı “Baba Bush” denilen ve 1989 – 1993 zaman diliminde başkanlık yapan, George H. W. Bush idi. Neden “Baba Bush” idi? Çünkü, oğlu George W, Bush, Başkan Clinton’dan sonra 200I- 2009 zaman diliminde Amerika’nın iki dönem başkanı olacak ve onun bütün yaptıkları babasının yaptıklarına benzediği ve “hatta onları aştığı için” denildiği halde O, “Oğul Bush” magazinimsi esprisiyle anılacaktı.
“Baba Bush” un, “II. Yeni Dünya Düzeni” ni kurmak dahilinde Ortadoğu’ yu yeniden dizayn etmeye yönelik misyonu kendisini, “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” şeklinde göstermişti.
Erken dönemde” denilerek icatcısı “Baba Bush” olan BOP’un birçok “tali” emellerinin bulunmasına rağmen iki “ana” emeli şunlardı:
1-İsrail Devleti’nin güvenliğini sağlamak ve bunun için de koşu devletlerini etnik (ırki) – mezhepsel (dini)- sınıfsal (Komünist düzen anlayışı) bölünme esasları dahilinde bölmek;
2-“Birleşik Bağısız Büyük Kürdistan” ın kurulmasına başlanılarak, Ortadoğu’da İsrail’den sonra kendisine “İkinci Bir İsrail” yapılanmasında “Jandarma-Polis Devleti” olarak “Birleşik Büyük Kürdistan” ı kurmak.
Başkan Bush tarafından bu emellerin gerçekleştirilmesi kendisini, “Körfez Krizi” adıyla anılan 2 Ağustos 1990’da Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgaliyle gösterdi. İşin esasına bakılırsa, “Amerikan tarafından yaratıcı kaos olarak kurgulanan” denilen, bu işgalin ardından, Amerika’nın bu sefer de “bu işgali sona erdirmek” denilerek ordusunu Irak ve Kuveyt’e sokup bunu sonlandırması oldu. Bush, bunu sonlandırmakla kalmadı, bu ”yaratıcı kaos” dan kaynaklanarak, Kuzey Irak’ta “Birleşik Büyük Bağımsız Kürdistan” ın ilk yapılanmasından olan, Saddam’a “yasak bölge” olarak ilan edilen 32- 36 paralelleri sınır tayinle “Özerk Barzanistan” ın kurulması sağlandı. Bunun nasıl kurulduğunu dizi yazımızın birinci bölümünde anlatmıştık.
Yukarıda adı geçen “şer ekseni” nin, “Irak diktatörü” diye üzerine yüklendiği Saddam Hüseyin’i, bu eksen tarafından “Körfez Krizi” günlerinde iktidardan düşürebilir miydi? Bence düşürebilirdi. Ama niye düşürmedi? Buna sebep, onu “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi (GBOP)” günlerinde (2001 – 2009 zaman dilimi) yeniden kullanmak planları olduğu için düşürülmesi sonraya ertelenmişti.
“II. Yeni Dünya Düzeni” nin İkinci Büyük Misyonu ve Versiyonu: “ Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi (GBOP)”
GBOP’un Amerika’daki mimarı, “Baba Bush” yerine 2001’de Amerika Başkanı olarak seçilen “Oğul Bush” (George W. Bush) oldu.
Başkan Babası’nın 1990’lı yıllarda başlattığı BOP’u kendisi daha büyük boyutlara taşımaktan olarak, bunun adına bir de “Genişletilmiş” i ekleyerek, “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi” adıyla, “Yeni Projesi” veya “II. Bush Doktrini” ni yapılandırmak oldu. Bu da tam anlamıyla bir “CIA-MOSSAD- M 16 Projesi” idi. ” “Genişletilmiş” olması, Kuzey Afrika Arap ülkeleri ile, buna Afganistan, Pakistan, Sudan ve Somali de dahil edildiği halde, buradaki ülkelerin “İsrail-Amerika’nın güvenliğinin korunması” denilerek, 2-3-4 ve 5’e bölünmesinden kaynaklanıyordu. Bu bir bakıma da İsrail’in 1948’de kurulurken oluşturduğu “Çevre Doktrini” ve bunun “yeniden yapılandırılması” denilen İsrailli stratejist Odet Yinon’un 1982’de yaptığı adına “Yinon Planı-Doktrini” veya “İsrail İçin Starteji” denilen yapılanma idi. Esası, “Biz, İsrail Devleti, Yahudiler olarak bölgemizde ‘azınlık bir millet olduğumuz’ için güvenliğimiz tehlikededir. Bu sebepten. İsrail’e yakın ve uzak düşmanım ülkelerdeki azınlıklar bizim dostlarımızdır. Onları tahrikle, bu ülkeleri bölerek güvenliğimizi sağlayacağız” idi.
İsrail’in 1948’den 1982’yi kendisini gösteren bu “Böl –Yönet Doktrini” Amerika ve Batı’nın da doktrini olmuştu. Amerika’nın da doktrini oluşu kendisini, Başkan Oğul Bush’un Dışişleri Bakanı Condolezza Rice’nin 7 Ağustos 2003’de Washington Post’ta çıkan “Transforming the Middle East” başlıklı makalesinde göstermiş, yeni proje olarak GBOP amaçları şöyle dillendirilmişti: “Fas’tan Çin’e kadar 22 ülkenin siyasi ve ekonomik coğrafyası değiştirilecektir” (Erol Bilbilik, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi, Asya Şafak Yayınları, İstanbul, 2008, s. 8)
GBOP’nin Yeni Bir “Yaratıcı Kaos”la Yürürlüğe Konulması
BOP’un “Yaratıcı Kaoslar” la yürürlüğe konulduğunu yazımızın birinci bölümünde anlatmıştık. Durup dururken GBOP da yürürlüğe konulamazdı. Bunun içinde bir yeni “Yaratıcı Kaos” oluşturulması gerekiyordu. Bu da, New York’ta “Küresel Kapitalizmin Finans Beyni” denilen yan yana gökdelen “İkiz Kuleler’ in iki yolcu uçağı kullanılarak “11 Eylül 2001 Havaya Uçurulması” ile kendisini gösterdi. Tahribat ve ölü sayısı çok büyüktü. Artık bununla istenilen bütün dünyanın dikkati bu olay üzerine çevrilmiş, Başkan Bush, olay karşısında küplere binerek, yaptığı ilk konuşmasında, “Artık Amerika’nın da güvenliği tehlikededir. Yapacağımız mücadele yeni bir Haçlı Seferidir” diyerek, özellikle de “İslam dünyasına karşı” olarak topyekun büyük bir mücadelesinde bu “Yaratıcı Kaos” u kullanacaktı.
“Yaratıcı Kaos” oluşu, şuradan belli idi: Başkan Bush, olayın faillerini ararken El – Kaide Terör Örgütü’nü işaret etti. “Suikastı Başkanı Üsame Bin Ladin ve adamları yaptı” dedi. Yalan söylüyordu! Yalan oluşu şunlardan ileri geliyordu: Bir kere, adı geçen terör örgütü iki uçakla aynı anda bu büyük suikastı yapacak bilgi ve teknik donatımından yoksundu. Sonra, Bin Ladin, Katar’ın El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, “bunu biz yapmadık” diyordu. Bush, Pentagon ve CIA elbirliğiyle, “Üsame Bin Ladin yaptı” propagandasıyla dünya kamuoyunu askeri müdahalesi için ikna ve hazırlamaya çalışıyordu.
Daha sonraki yıllarda bu propagandanın yalan olduğu ayan beyan ortaya çıktı. Üstelik de bunu, en başta sağduyulu Amerikalı yazarlar olmak üzere birçok yazar, yazdıkları onlarca kitapta dile getirdiler. Ortak birleştikleri ana teşhis; “CIA – MOSSAD yaptı” olmuştu. İşin içinde MOSSAD’ın da olduğu şuradan belli idi ki, İkiz Kulelerde çalışan 30 bin kişiden 6 bininin Yahudi olması ve bunlardan olay sırasında hiç kimsenin ölmemesi idi. Çünkü, olay olacağı bunlara önceden bildirilmiş, 11 Eylül günü Kulelere gelmemeleri istenmiş, 10 bin cıvarındaki ölüler içinde hiçbir Yahudi’ye rastlanmamıştı.
Bush’un “Yeni Haçlı Seferi” nin hedefi “Şeytanı” ilan ettiği Bin Ladin idi. O, yakalanarak öldürülmeli, zaten de önceden bu terör örgütü, ABD tarafından Komünist Rusya’yı işgal ettiği Afganistan’dan çıkarmak için kurulduğu ve bu da sağlandığı için, ona artık gerek kalmamış, tasfiyesine karar verilmişti.
GBOP İçin İlk Defa 13 Ekim 2001’de Afganistan’ın İşgali
CIA tarafından öldürülecek Bin Ladin’in nerede olduğu araştırılırken, “Saddam’ın memleketi Irak’ ta” denildi. Bu sebepten GBOP ilk defa yürürlüğe konulacağı ülke Irak olacaktı. Ama, giderek Bin Ladin’in burada olmadığı anlaşılmaya başlandı. Saddam da zaten “Bin Ladin benim ülkemde değildir” açıklaması yapmıştı. Gerçekten de burada değildi.
Bütün bu olup bitenlerin ardından bu sefer de CIA, “Irak’ta değilse Afganistan’dadır” yalan propagandasına sarıldı. Bu propagandayı allanıp pullandırmak suretiyle, “Bin Ladin Afganistan’ın sarp dağlarında saklanıyor” u gerekçe gösterilerek, onu burada yakalamak için Amerika 13 Ekim 2001’de Afganistan’a askeri operasyon başlatıldı. 13 Kasım 2001’de başkent Kabil düştü. Böylece, GBOP’un ilk askeri operasyonu Irak’ta başlatılacağı yerde Afganistan’da başlatılmış olunuyordu. Bu operasyonun bir amacı da “Bin Ladin’i yakalamak” yanında, CIA tarafından Komünist Rusya’yı Afganistan’dan çıkarmak için genelde “Üniversite ve lise öğrencilerinden” denilerek (Türkiye’ye de zaten, 1960 – 1980 zaman diliminde Amerikancı darbelere terör olaylarıyla zemin hazırlamak için üniversite öğrencilerine Dev- Genç Terör Örgütü vb. kurdurulmuştu) kurdurulan “Taliban Terör Örgütü” denilen örgütü de “artık miadı doldu” denilerek tasfiye etmekti.
El- Kaide ve “öğrenci hareketi” adıyla da anılan Taliban, Komünist Rusya’yı Amerikan silahlarıyla Afganistan’dan kovduktan sonra, bu örgütler tarafından “mademki terör olaylarıyla işler başarılabiliyor” denilerek, bu sefer de “İslami cihat” gerekçe gösterilmek suretiyle terör silahlarını Kapitalist Amerika Bloğu üzerine çevirmeyi planlamaya başlamışlardı. Daha ileri gitmeden başı ezilmeli idi. Görülüyor ki, terör örgütleri “Yaratıcı Kaos” olarak hem kuruluyor, bunlarla istenilen hedeflere varılınca bu sefer de “tasfiyeleri” yapılıyordu.
Afganistan’a Amerika askeri müdahalesi, haksız yere NATO müttefiklerini de yanına alarak (Haksızdı; bu ülkede olup bitenler, bu ittifakın buraya müdahalesini gerekli kılmıyordu. Çünkü, Afganistan ABD’ye saldırmamış, ABD ona saldırmıştı. Buna NATO ülkesi olarak Türkiye’nin de alet edilip buraya asker sevkiyatı onun için iyiye yorumlanmadı) olmuştu ama, Bin Ladin Afganistan’da bir türlü bulunamıyordu. ABD askeri operasyonlarıyla, “bir terörist başını yakalamak ” için denilerek 1 milyon kişinin öldürüldüğü ve bir o kadarının da mülteci olarak Afganistan’ı terk ettikleri görüldü. “Taliban Terör Örgütü” de “sarp dağlara çekildiği” için yok edilememişti.
Giderek, bu sefer de yine CIA tarafından “Bin Ladin Pakistan’da” açıklaması yapılmaya başlandı. Bunun ardından, zaten kendisi de “böl - yönet” ten olarak “hedef” olduğu için “GBOP’nin yeni askeri hedefi Pakistan mıdır?” gündeme geldi. Pakistan, “usta dış politikası” ile Amerikan emperyalizminin oyununa gelmedi. “Bin Ladin, ülkemin neresindeyse bana bildirim yakalayıp size teslim edeyim” deyince, onun yakalanıp öldürüldüğü yine CIA tarafından açıklandı. Açıklandı ama, nerede yakalanıp, nerede öldürüldüğü ve ölüsünün resimleri yayınlanmadı. Bütün bu olup bitenler sonucu, “Bin Ladin, yakalanarak öldürülmedi, vadesiyle öldü” değerlendirmeleri ve yorumları yapıldı.
Afganistan, BGOP gereği tam 21 yıl Amerika – NATO işgalinde kaldı. Başkan Barak Obama’dan (2008 – 2017 arası iki dönem) sonra Amerika’nın başına başkan olarak Donalt Trump seçilip 21 Ocak 2017’de Başkanlık koltuğuna oturunca, devletinin Afganistan’da “tam başarısızlığa” uğradığını algılayarak, “buradan kaçarcasına” denilerek bütün işgalci askerlerini çekerek terk ettiği görüldü. Bin Latin burada yakalanamamış, Taliban örgütü yok edilememiş, iddia ettiği üzere buraya “demokrasi” getirilememiş ve burasını “Peçtunistan (nüfusu 28 milyon) ve Bulücistan (nüfusu 13 milyon) ” diye de ikiye bölememişti. Amerika kaçınca, Taliban yönetime yeniden hakim oldu. Hatta onunla, “Amerikan çıkarları” için denilerek “sulhcu”” olarak yeniden anlaştığı görüldü.
Zaten de tarihte 1839-1919 zaman diliminde İngiltere emperyalist emelleriyle Afganistan’ı üç defa işgal girişiminde bulunmuş, her defasında mağlup olmuş, 1978- 1989 zaman diliminde ise, Komünist Rusya, burasını yine aynı emellerle işgal etmiş, tutunamamıştı. Bu iki emperyalist işgale “üçüncü ilave” olarak, Amerika da 2001 – 2021 zaman diliminde 20 yıl süreyle Afganistan’ı işgal etmiş, takip ettiği emperyalist emellerinde başarılı olamamıştı.
Afganistan’a tarihte, bu üç büyük emperyalist saldırıların başarısızlık sebepleri araştırılırken, buna “oldukça sarp, yol ve geçit vermez dağları” ana sebep olarak gösterilmiştir. Yani anlayacağınız, Emperyalizm Afganistan’da coğrafya ve jeopolitiğe yenik düşmüştür. Her defasında, “Afganistan Milli Bağımsızlık Direnişleri ” bu sarp dağlara çekilerek varlığını korumuş, kısa süreli işgaller olsa bile zaferler hep kendisinin olmuştur. 10 Ocak 2026
GBOP Gereği ABD’nin 20 Mart 2003’de Irak’ı İşgaliyle Üçe Bölmesi ve “Büyük Kürdistan” İçin “Barzanistan” ın Bağımsızlığını İlanı
İkinci Bölümün Sonu