" Ecdatın izleri - Girit’ten Suriye’ye"
Girit düştüğünde Sultan Abdülhamid Han’ın dudaklarından dökülen o cümle, bugün hâlâ yankılanıyor:
“Toprağın üstünden çok altında yatar ecdadımız…”
Bu söz, bir yenilginin değil; bir idrak farkının ifadesidir.
Çünkü Abdülhamid Han, vatanı haritalarla değil; mezarlarla okuyan bir devlet aklına sahipti.
Bugün Girit’i “uzak bir ada”, Suriye’yi ise “başka bir ülke” gibi anlatanlara bir şey eksik anlatıldı.
O eksik olan şey şudur:
O toprakların altında biz vardık.
Suriye dediğiniz yer, bir sınır ihlali meselesi değildir.
Suriye dediğiniz yer, bir iç savaş başlığı değildir.
Suriye dediğiniz yer; Selahaddin Eyyubi’nin atının izidir,
Yavuz’un ordusunun menzilidir,
Şam’da okunan ezanın İstanbul’da yankı bulduğu bir ümmet merkezidir.
O toprakların altında Osmanlı askeri yatıyor.
O toprakların altında medrese hocası yatıyor.
O toprakların altında, bu milletin henüz “Türk müyüm, Arap mıyım?” diye ayrıştırılmadığı bir çağın insanı yatıyor.
Girit’te yapılan neydi?
Önce “uzak” dediler.
Sonra “yük” dediler.
Sonra “elde tutmak zor” dediler.
En son “zaten bizim değil” dediler.
Bugün Suriye için söylenen cümleler de aynıdır.
Sadece aktörler değişti, akıl aynı kaldı.
Oysa Abdülhamid Han şunu görmüştü:
Toprağın üstünü kaybetmek, bazen bir mağlubiyettir.
Ama toprağın altını unutmak, bir intihardır.
Bugün Suriye’de olan bitenler; bir coğrafyanın değil, bir hafızanın parçalanmasıdır.
Sınırlar değil, bağlar yıkılıyor.
Şehirler değil, anlamlar bombalanıyor.
Ve en acısı: Bizden, bize ait olanı “yabancı” gibi görmemiz isteniyor.
Ecdadın yattığı toprağa “bana ne” diyen bir dil,
yarın kendi mezarına da sahipsiz kalır.
Girit böyle kaybedildi.
Sadece askeri olarak değil; zihnen kaybedildi.
Suriye de eğer kaybedilecekse, bu tankla tüfekle değil;
“Orası bizi ilgilendirmez” diyen cümlelerle kaybedilir.
Bu bir yayılmacılık yazısı değildir.
Bu bir nostalji yazısı hiç değildir.
Bu, hafıza savunmasıdır.
Çünkü vatan; sadece yaşadığın yer değil,
ecdadının sustuğu yerdir.
Ve ecdadının sustuğu yerde sen konuşmazsan,
başkaları bağırarak tarih yazar.
Abdülhamid Han’ın Girit’te hayıflandığı şey,
bugün Suriye’de göz göre göre yaşanıyor.
Ve mesele hâlâ aynıdır:
Toprağın üstünü korumak istiyorsan,
önce altındakini unutmayacaksın.
Allah’ım, bize ecdadının mezarını sınırla ayırmayan bir idrak, emaneti coğrafya değil dava bilen bir feraset nasip eyle.
18.01.2026
Hasan Günay