… “sevgi her şeyi çözer” diyoruz. Doğrudur… Ama bir şartla: Sevgi varsa.
Bizde mesele çözülmüyor çünkü sevgi varmış gibi yapılıyor.
Sözlerde var, afişlerde var, nutuklarda var ama kalplerde eksik.
Kalpte olmayan bir şey, hayatta nasıl çözüm olsun?
Biz sevgiyi hep romantik bir duygu sandık.
Oysa sevgi; sabretmektir, anlamaktır, yük almaktır.
Sevgi; haklı çıkmak değil, incitmemektir.
Sevgi; “ben” demekten vazgeçip “biz” diyebilmektir.
Bugün herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor.
Herkes haklı ama kimse merhametli değil.
Herkes biliyor ama kimse hissetmiyor.
Çünkü sevgi emek ister…
Emek ise en pahalı şey oldu bu çağda.
Sevgi olmayınca adalet sertleşir, ahlak kurur, vicdan yorulur.
Sevgi olmayınca aynı sofraya otururuz ama birbirimize yabancı kalırız.
Aynı evde yaşarız ama kalpler ayrı odalarda uyur.
Bir toplum sevgiyle ayakta durur.
Kanunla düzen sağlanır ama huzur sevgiyle olur.
İnanç bile sevgiyle kök salar; korkuyla değil.
Peygamberler insanları önce sevdi, sonra çağırdı.
Biz ise önce yargılıyoruz, sonra neden uzaklaştılar diye şaşırıyoruz.
Belki de asıl sorun şu:
Sevilmek istiyoruz ama sevmeye yanaşmıyoruz.
Anlaşılmak istiyoruz ama anlamaya sabrımız yok.
Herkes kendine merhamet bekliyor ama başkasına cimri davranıyor.
Evet… Sevgi her şeyi çözer. Ama biz sevgiyi kaybettik.
Ve kaybettiğimiz her şey, ondan sonra geldi.
Allah’ım,
Kalplerimizi sertleştiren ne varsa bizden uzaklaştır.
Bizi haklı olmaktan önce merhametli eyle.
Sevgiyi dilimizde değil, halimizde taşıyan kullarından eyle.
Birbirimizi incitmeden yaşayacak bir gönül genişliği nasip et.
Kalplerimize unuttuğumuz sevgiyi yeniden öğret… Âmin.
04.01.2026 / Hasan Günay