ABD Başkanı Trump ve Netanyahu arasında gerçekleşen son toplantı, daha öncekiler kadar ilgi görmedi. Bugüne kadar yapılan toplantı sayısının yanısıra, ABD-İran hattındaki sürecin gidişatı da bunda etkili oldu.
İki ülke arasındaki müzakere, Trump’ın saldırgan üslubu ve tehditleriyle, İran’ın verdiği cevapların gölgesinde devam ediyor. Ancak bunları dikkatlice ayıkladığımızda meselenin daha olumlu bir seyre doğru ilerlediğini söylemek mümkün.
Bu durum, ABD hattının bir saldırıda bulunmayacağı anlamına gelmediği gibi, sürecin bir imzayla barışa dönüşeceğini de söylemiyor bize. Sürecin, düşündüğümüzden daha uzun, inişli çıkışlı bir seyrinin olacağını, bu zaman diliminde İran’ın kendi içinde bazı değişim hamlelerine dair adımlar atacağını öngörüyorum.
ABD COĞRAFYAYI TANIYOR MU?
ABD; gayet açık ifade edelim, ne Ortadoğu’yu, ne bölgenin tarih ve değerlerini derinlemesine bilmiyor, daha doğru ifadeyle kavrayamıyor. Tarzının ve yöntemlerinin kabalığı, güç merkezli oluşu kadar; bu tür kavrama ve anlama çabalarını zaman kaybı olarak gördüğünü düşünüyorum. Satın aldığı bakış açıları da böyle bir yaklaşımın ürünü.
Bu nedenle, sözgelimi İran’a bakarken neler gördüğünü gerçekten merak ediyorum. Tahran’da son derece karmaşık, iç içe geçmiş, çok aktörlü ve anlaması hayli zor bir yönetim modeli var. Dolayısıyla Amerikan yönetiminin ikide bir “İran’da rejimi yıkmak kolay, ama ertesi gün ne olacağını kestiremiyoruz” mealinde açıklamalar yapması tam olarak bunun ifadesi.
İRAN ÜZERİNDE BASKI SONUÇ VERİYOR MU?
Son haftalarda bir yandan Trump’ın deniz üzerinden oluşturduğu askeri baskı, diğer yandan ekonomik yaptırımların daha da ağırlaşmasını hedefleyen hamleler, İran içinde kuşkusuz sorunları daha da derinleştirebilir. Buna karşılık mevcut yönetimin ülkede bir ekonomik operasyon yapacağına dair söylemler, henüz tam olarak karşılık bulmuş değil.
Masada görünen birkaç başlık vardı. İran, Umman’da sadece nükleer başlığı altında müzakere istedi. Peki diğer başlıklar ne oldu, onlara bakalım.