Suriye’de ikinci ateşkesin süresi daha dolmadan Şam yönetimi ile SDG arasında bir anlaşma daha sağlandı. 10 Mart 2025, 18 Ocak 2026 ve nihayetinde bugün ortaya çıkan anlaşma.
İlerleyen günlerde 30 Ocak Anlaşması üzerinde de daha öncekilere benzer bir akıbet ortaya çıkabilir mi?
Bu soruyu besleyen ve ortaya çıkan ana faktör, şu ana kadar SDG/YPG yapısının sıcak baktığı anlaşmalar konusunda bile karar verici olamaması. Başka bir ifadeyle Kandil’in enfekte tavrından ve baskısından kurtulamaması. Nitekim bu durum sadece Türkiye’nin değil, ABD tarafını temsil eden Büyükelçi Tom Barrack’ın da sert tepkisine yol açtı.
SDG’NİN ABARTILARI BOŞA ÇIKTI
Coğrafi anlamda hayli geniş, ancak çatışma yoğunluğu düşük bir dizi operasyonun ardından Suriye Ordusu, SDG’nin işgal ettiği bölgelerin büyük bir bölümünde hakimiyet sağladı. Arap aşiretlerinin yeni yönetimle entegrasyon konusunda hızlı adım atması, SDG’nin abartılı iddialarının ne denli boşa olduğunu da ortaya çıkardı. Bulunduğu merkezlerin kontrol altına alınması deyim yerindeyse birkaç gün sürdü.
Ancak tüm bunlara rağmen SDG tarafı, önceden imza attığı metinlere uymamakta direndi. Kendilerine sunulan önerileri zamana yayma aracı gibi kullanmaya çalıştı. Nihayetinde Suriye ordusunun aktif kontrolü devam ederken ilan edilen ateşkes sürecinde yeni bir anlaşma ortaya çıktı.
ANKARA “ÖNCE BÜTÜNLÜK VE İSTİKRAR”
Ankara’nın bu yeni anlaşmaya dair değerlendirmesi, her zaman olduğu gibi Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarı yönünde bir adım olduğu yönünde. Aynı zamanda önceki süreçlerin de devamı olarak ele alınıyor.
Burada yine şu yaklaşımı aktarmakta yarar var. Bu yeni anlaşma, kapsamlı bir ateşkesi tanımlayan ve kademeli bir entegrasyonun çerçevesini çizen bir niteliğe sahip.
Askeri güçler, temas hatlarından çekilmesi ateşkesin kalıcı hale gelmesi yönünde atılacak bir adım. Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerinde Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin konuşlandırılması da önemli bir başlık.