Milli Heredot’umuzu kaybettik
MAKALE
Paylaş
15.03.2026 15:47
424 okunma
Erhan Afyoncu

İlber Ortaylı Hocamız, ülkemizin son 30 yılına damgasını vurmuş, Türkiye’de çok örneği olmayan bir toplumsal aydın idi. Kendi geçmişi olmasına rağmen Osmanlı’ya hâlâ olumsuz bakanların olduğu bir dönemde Osmanlı ile devletin, aydınların ve toplumun bu kesimini barıştırdı, her kesimde tarihe olan ilgiyi artırdı

Türkiye'nin en önemli tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocamız vefat etti. Toplumun hemen her kesimi tarafından sevilen bir sima idi. İlber Ortaylı, tarihi sevdiren hocalardandı, Allah'ın lütfu olan bir zekâ ve üsluba sahipti. Tarihe geniş bir perspektiften bakabilen ve adeta tarih yazımının kanunlarını koyan bir üstadımızdı. Tarihin bir dönemine hapsolmadan insanlığın ortak birikiminden istifade edebilen bir araştırmacıydı.

Tarihle ilgili herhangi bir konuya dair konuşurken onun çağdaşlarını ve tarihteki benzerlerini de mukayeseli olarak rahatça anlatır, böylece meselenin daha derinlikli olarak anlaşılmasını sağlardı. Sizi bir taraftan Osmanlı sarayının koridorlarında gezdirirken diğer taraftan da Roma İmparatorluğu veya Petro döneminin bilgileriyle kuşatır, Viyana, St. Petersburg saraylarında da zevkli bir seyahate çıkarırdı. Konuşmaları ve eserleri akademik ayrıntılara boğulmadan geniş ufuklar kazandırmak üzere inşa edilmişti.

DEVENİN TAŞIMA MALİYETİ EĞRİSİ

İlber Ortaylı, 1970'lerin başında akademik hayata girdi. O yıllarda üzerinde fazla durulmayan konulara ilgi duydu. Doktora tezi "Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahalli İdareleri (1840-1880)" idi. Doçentlikte ise "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu"nu çalıştı.

Araştırmalarında hem farklı dillerden kaynakları hem de Osmanlı arşiv belgelerini kullanıyordu. Teori ve belge dengesini kurabilen nadir bilim adamlarındandı. Akademik hayata atıldığım zaman akademisyenlerin dışında pek kimsenin bilmediği 1973'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi'nde yayınlanmış bir makalesi dikkatimi çekmişti. Hocamızın en dikkat çekici ve önemli çalışmalarından biri olan bu makale onun tarih anlayışını yansıtır: "Devenin Taşıma Maliyeti Eğrisi Üzerine Bir Deneme."
Hocamız, bu makalede endüstri çağı öncesinde ekonominin temelini tarımsal üretimin teşkil ettiğini, üretim ve tüketim merkezleri arasındaki bağlantıyı sağlayan en önemli araçlardan birinin deve olduğunu ileri sürer. Çalışmada önce Osmanlı'da endüstri öncesi ulaşımın nasıl olduğunu ele alır. Tüccarın Osmanlı'daki iktisadi konumu üzerinde durulur ve "toplumun en zengin tabakasının tüccarlar olmadığını" savunur, bunun sebeplerini tetkik eder.

Osmanlı kervan organizasyonunun nasıl olduğu anlatır. Kervan ticaretinden sonra taşınan malın niteliği, yükleme, boşaltma masrafları yani taşıma maliyetini değerlendirir. Taşıma maliyeti için de uzun mesafe ve uzun zaman alan ticareti ele alır. Çünkü deve, uzun mesafe ticaretinin en önemli taşıma vasıtasıdır. Uzun mesafe ve daha çok develerle yapılan ticarette muayyen bir noktadan hareket eden bir kervanın, malı uğradığı yollarda sattığını ve buralarda yeni mallar aldığını tespit eder. Böyle bir ticaretin devamlı artan ve azalan bir maliyet demek olduğunu, ancak taşıma masraflarının hızla artmasının önüne geçildiğini kaydeder.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya