İbn Abdüsselâm’a göre fıkıh mezheplerinin bağlayıcılığı
MAKALE
Paylaş
03.05.2026 17:33
813 okunma
Hayreddin Karaman

İbn Abdüsselâm, bilgi sahibi olan âlim kimselerin bir başkasını taklit etmelerini uygun görmemekle birlikte âmmî olanlar (âlim olmayanlar) için taklidin gerekli olduğu görüşündedir. O, bu konuda şunları kaydetmektedir: Allah’ın hükümleri Kitap, Sünnet, İcmâ, sahih kıyâslar ve muteber istidlallerden elde edilir… Halk tabakası (âmmî olanlar) bundan istisna edilir. Onlar, ictihad yoluyla hükümleri elde etmekten aciz oldukları için onlara düşen taklit etmektir. Müctehid ise böyle değildir. O, hükme ulaştıran araştırmayı yapabilecek güçtedir (el-Kavâidü’l-Kübrâ, II, s. 274).

“İmamlardan (mezheplerden) birini taklit eden bir kişi daha sonra bir başkasını taklit etmek istese bunu yapabilir mi?” sorusuna ise şöyle cevap vermektedir: “Avam, tüm konularda bir mezhebi taklit etme mecburiyetinde değildir. Bilakis o, her bir meselede dilediği mezhebi taklit edebilir; çünkü insanlar sahâbe devrinden dört mezhebin ortaya çıkışına kadar olan dönemde rast geldikleri imamları taklit eder ve bu muteber görülüp hiç kimse tarafından tenkit edilmezdi. Bu, batıl olsaydı tenkit edilirdi (el-Fetâvâ el-Mısriyye, s. 52).

“İlmi ve ahlakı (takvası) daha üstün (efdal) olan müctehidi taklit etmek evla olsa bile bu vacip değildir. Çünkü bu vacip olsa idi sahâbe ve tâbiîn devrinden bu yana insanlar herhangi bir tenkit söz konusu olmaksızın daha faziletli (efdal) bir kişi dururken ondan daha düşük (fâdıl) olanı taklit etmezdi. Oysa onlar daha üstün kişiler var olduğu halde, ilmî bakımından daha aşağıda kişileri taklit etmişlerdir. Söz konusu dönemde ne daha üstün kişi insanları kendisini taklide davet etmiş, ne de düşük seviyeli kişi üstün kişi bulunduğu halde sorulan soruya cevap vermekten geri durmuştur. Bu, akıllı hiçbir kimsenin şüphe etmeyeceği bir husustur” (el-Kavâidü’l-Kübrâ, II, s. 274).

İbn Abdüsselâm, taklidi caiz görmekle birlikte mezhep taassubuna karşı çıkmaktadır ve mutaassıpların tutumunu çok garipsediğini şu ifadelerle aktarmaktadır: “Mukallid fakihlerden biri bazen mezhep imamının görüşü zayıf olduğu halde ve onu savunacak bir delili olmadığı halde yine de onu taklit etmekte, Kitap, Sünnet ve sahih kıyâsa uygun olan görüşü ise kendi imamını taklit konusundaki taassubu sebebiyle terk etmektedir. Hatta taklit ettiği kişiyi savunmak adına, Kitap ve Sünnetin açık anlamını ortadan kaldırmak için çeşitli yollara başvurmakta, nassları uzak ve bâtıl yorumlara tabi tutmaktadır. Bu gibi kimselerin çeşitli münasebetlerle bir araya geldiklerini gördük. Öyle ki, onlardan birine taklit ettiği imama muhalif bir görüş zikredildiğinde, muhalif görüş hakkında son derece hayret eder ve bu konuda delile teslim olmak yerine alıştığı üzere imamının görüşünü taklide devam eder. Hakkın sadece kendi mezhep imamına ait olduğunu sanır. Eğer gerçekten araştırsa başka imamların değil, kendi taklit ettiği imamın görüşünün hayret edilmeyi daha fazla hak ettiğini görürdü (el-Kavâidü’l-Kübrâ, II, s. 274, 275; el-Kavâidü’s-Suğrâ, s. 144).

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Hayreddin Karaman
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

1934 yılında Çorum'da doğdu. İlk İmam Hatip okullarından biri olan Konya İmam Hatip Okulu ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nde okudu. İki yıl İstanbul İmam Hatip Okulu'nda meslek dersleri öğretmeni olarak çalıştıktan sonra İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne fıkıh asistanı oldu. Yüksek İslam Enstitülerinin İlahiyat Fakülteleri'ne dönüşmesinin ardından akademik çalışmalarını tamamlayarak sırasıyla doktor, doçent ve profesör unvanlarını aldı. Yarım asra yaklaşan fikir ve meslek hayatı boyunca, yurtiçi ve yurtdışında binlerce konferans, seminer, panel, vaaz, hutbe, kurs, yazılı ve görsel medya programı, eğitim programında yer alarak eğitim, öğretim, tebliğ ve irşad faaliyetini sürdürdü. Aralarında bugünün tanınmış bilim ve fikir adamları olan binlerce öğrenci yetiştirdi. 2001 yılında yaşanan baskılara karşı çıkarak Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki görevinden -yaş haddi dolmadan emekliliğini isteyerek- ayrıldı. 2001-2004 yılları arasında Avrupa Uluslararası İslam Üniversitesinde (Hollanda) misafir öğretim üyeliği yaptı. İslam’ın İlk Emri Oku, Nesil, İzlenim, Gerçek Hayat, Eğitim Bilim gibi dergilerde devamlı yazdı. M.Ü. İlahiyat Fakültesinde İslam Hukuku Anabilim dalı başkanlığı ve Fakülte Kurulu üyeliği yaptı. MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan Karaman, çıktığı günden beri Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazısı yazmaktadır. Üç çocuğu, yedi torunu ve dört torun çocuğu vardır. Basılmış Eserlerinin sayısı 50 civarındadır.

 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya