ORTADOĞU’DA YENİ TEOPOLİTİK-JEOPOLİTİK DENKLEM
MAKALE
Paylaş
21.09.2026 17:05
847 okunma
Aydın Bolat

İbrahim anlaşmaları (Abraham Accords)

15 Eylül 2020 tarihinde ABD arabuluculuğunda İsrail ile bazı Arap ülkeleri (ilk olarak BAE ve Bahreyn) arasında imzalanan ilişkileri normalleştirmeyi amaçladığı açıklanan genel siyasi bir dizi ikili mutabakattır. Ayrıntılı ve bağlayıcı hukuki maddelerden ziyade anlaşma genel ilkeleri içeren çerçeve bir metinden ibarettir. İsrail ile taraf olacak ülkeler arasında tam diplomatik ilişkiler, ekonomik ve ticari işbirliği, bilim ve sağlıkta ortak çalışmalar, güvenlik ve aşırılıkla mücadele, kültürel diyalog ve hoşgörü (üç İbrahim’i semavi dinlerin İslam, Hristiyanlık ve Yahudiliğin ortak atası kabul edilen Hz İbrahim’den  ilhamla dinler arası diyaloğun, barış ve hoşgörü kültürünün teşviki anlaşmaya sembolik bir ortaklık katıyor) gibi temel içerik ve konular yer almaktadır. Filistin şartı, çözümü yoktur. Bu meseleyi unutturmayı hedefler. Toprak karşılığı barış değildir. Genişleyerek güçlenmesi istenmiştir. Sürece ihtiyaç ve zorunluluklarıyla Fas, Sudan, Kazakistan resmen katılmışlardır.

ABD Başkanı Trump, İran ile olası anlaşmanın parçası olarak bölge ülkelerinin (Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün) İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesi gerektiğini savunarak İbrahim anlaşmalarını imzalamasının zorunluluğunu vurguladı. Ancak öyle bir gelişme yaşanmadı. Türkiye dahil bölge ülkeleri kendilerine ait nedenlerle (Filistin, Yemen vs) İbrahim anlaşmalarına resmen katılmadılar. Mesafeli durdular. İbrahim anlaşmaları söylenen, açıklanan amaçlarının dışında ABD desteğiyle İsrail'in güvenliği, genişlemesi ve hegemonyasının güçlenmesi stratejisine hizmet edeceği açıktır. Bölgede yaşanan jeopolitik tarihi gelişmeler İsrail'in Siyonist yayılmacılığını, işgal  saldırılarını, soykırıma varan tecavüzlerini Gazze, Batı Şeria ,Lübnan, Suriye, Mısır, Sina'daki işgallerini ve bunlara tam destek veren ABD hamileliğindeki batı politikaları her şeyi apaçık gösteriyor.

Görünürdeki hedef, çatışmaları azaltarak, ortak hedefleri öne çıkartmak ve barışı desteklemekti. Ancak pratikte Yahudilerin ve Hristiyanların Müslümanlara karşı yaptığı her türlü zulüm, şiddet, jenosit, soykırım ve kötülüğü perdeleme süreci olarak ilerledi.

11 Kasım 2023'te Riyad’da toplanan 57 + 5 ülkenin katıldığı İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap ligi üyesi devletlerin yöneticileri zirvesinde alınan kararlar İsrail'in Siyonist soykırımcı suç ve saldırganlıkları Müslüman halkların İbrahim anlaşmalarına mesafeli duruşlarının ilanı oldu.

Mekke Paktı (Mekke Ortak Savunma Anlaşması)

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan stratejik güvenlik ve savunma işbirliği anlaşmasıdır.

Kolektif Güvenlik (taraf devletlerden herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek bir silahlı saldırı paktın tüm ülkelerin yapılmış bir saldırı olarak kabul edilir. NATO 5. maddesi gibi),

Güç birliği (Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayi ve askeri kapasitesi, Suudi Arabistan'ın yüksek finansal gücünü ve stratejik coğrafyasını, Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı),

Bölgesel/küresel istikrarın korunmasını amaçlayan savunma odaklı yapısı, kurumsal yapılanması ve genişlemeye açık olması paktın temel özellikleri ve kapsamını göstermektedir.

Zaman içerisinde bütün bölge ülkeleri hatta vadedilmiş topraklar Filistin şartı ve Siyonist hedeflerinden vazgeçtiği durumda İsrail'de Mekke Paktı'nın üyesi olmaya davet edilmektedir. Hiçbir ülkeye karşıtlık, düşmanlık, ön yargı yoktur. Hiçbir ittifaka, savunma iş birliğine alternatif değildir denilerek bölgesel ve küresel stratejik duruşu açıklanmıştır. Stratejik misyonu güvenlik, barış, savunma işbirliği, bölgesel ve küresel istikrar olarak duyurulmuştur.

Tepkiler:

İsrail; Mekke Paktını bölgesel güç dengelerini değiştiren kaygı verici bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Kolektif savunma ilkesi NATO'nun 5 maddesine benzetilerek üç ülkenin stratejik kapasiteleri bir araya getirilerek paktın İsrail'e karşı oluşturulmuş jeopolitik bir denge olduğu vurgulanıyor. İbrahim anlaşmalarına karşı alternatif olduğunu ve bölgede yeni bir güvenlik mimarisi yarattığı ifade edilerek endişe verici olarak yorumlanmıştır.

İran; Mekke parkına karşı hem anlaşmayı küçümseyen açıklamalar yapmış hem de bölgesel rekabet nedeniyle tepki göstermiştir. Paktın bölgeye gerçek bir güvenlik ve istikrar getirmeyeceğini savunarak “kağıt üstünde bir anlaşma” vurgusuyla küçümsemiştir. Pakta ancak “kurucu ortak” olarak katılabileceğini belirtmiştir. Mekke Paktı’nı; ABD’nin bölgedeki nüfusunun kırılması ve Orta Doğu’daki rolünün azalması çerçevesinde yorumlamıştır. Paktı otorite boşluğunun doldurulması arayışı olarak nitelendirmiştir. Gelişmeyi endişe verici bulmadıklarını, ABD güdümlü bir operasyondan ziyade bölge ülkelerinin ABD sonrası döneme hazırlık için kendi aralarında geliştirdikleri bir refleks olarak okumuştur.

Paktın kurucu ortakları resmi söylemde reddedilse de arka planda İran'ı jeopolitik olarak çevreleme (Sünni Bloku- İzolasyon) hamlesi olarak okumaktadır. Sonuçta; İran paktı bir fırsat olarak görmüyor aksine kendisini dışlayan, sınırlayan “bir savunma duvarı” oluşmasına engel olmak için “beni de kurucu ortak yapın” diyerek paktı kendi lehine jeopolitik bir fırsata dönüştürmek istiyor.

ABD; Mekke Paktı'na olumlu ve destekleyici bir tepki verdi. Anlaşmayı bölgedeki güvenlik yükünün yerel aktörler tarafından paylaşılması açısından çıkarlarına uygun bir hamle olarak gördü. ABD'nin resmi tepkileri ile arka plandaki stratejik beklentileri şunlardır:

Trump bu adımı bölge güvenliği için “büyük, cesur ve önemli bir adım” olarak nitelendirerek bölgesel yük paylaşımı, Çin'in nüfuzunu engellemek stratejik ve siyasi hedefleriyle uyumlu gördü.

İran ve vekil güçlerine (Husiler gibi)  karşı Sünni Bloku tahkim adımı için fırsat olarak gördü.

ABD'nin Bölge/Ortadoğu hegemonyasının, gerilemesinin stratejik kabulü olarak görülerek bölge ülkelerinin ABD'nin güvenlik garantilerine olan güvenin azaldığı anlaşıldı.

ABD ;Paktı Türkiye-İsrail rekabetini dengeleme aracı olarak da benimsedi.

ABD'nin Paktı İran’ı çevrelemekten ziyade bölgedeki “Büyük İsrail Projesi” adımlarına karşı bölgesel bir denge ve cevap olarak kurulduğunu yorumlayarak, ABD'nin bölgedeki savaşı kaybetmeye başladığını kabullenmek istemediğini ileri süren analizler de yapılmaktadır.

ABD bölgenin jeopolitik gerçekleri ve oluşan konjonktürün zorlamasıyla ilerlemeyen, çalışmayan, kabul görmeyen İbrahim anlaşmalarına alternatif B planı olarak Mekke Anlaşmalarının stratejik avantajları, çıkar ve hedefleri için daha işlevsel görmüştür. İsrail'e de jeopolitik fren tercihini kullanmıştır.

Mekke paktı ile İbrahim anlaşmalarının karşılıklı yorumu:

2026'da imzalanan Mekke Paktı; 2020'den bu yana ABD-İsrail ekseninde yürütülen İbrahim anlaşmaları düzenine karşı geliştirilmiş en somut alternatif ve bölgesel jeopolitik değişim adımıdır. İbrahim anlaşmaları “normalleşme, entegrasyon ve İsrail ekseninde jeopolitik hizalanma” olarak yürütülmek istenirken Mekke Paktı “güvenlik, stratejik özerklik, jeopolitik değişim ihtiyaç alternatifi” olarak doğmuştur.

İbrahim anlaşmalarının nihai uzun vadeli amacı Suudi Arabistan'ın da İsrail ile resmi ilişkiler kurarak sisteme dahil edilmesiydi. 2026'da Trump yönetimi Riyad’da nükleer teknoloji ve güvenlik garantileri sunarak İbrahim anlaşmalarına katılım şartı koşmuştu. Ancak Suudi Arabistan; ABD'ye olan mutlak güvenlik bağımlılığını ve İsrail’le zorunlu normalleşme baskısını Mekke Paktı alternatifiyle aşabilmiştir. Güvenlik ihtiyacının “ABD'den ithalatını” değil “yerel /bölgesel üretimini” tercih etmiştir. Buna da ABD'yi razı etmiştir. Türkiye ve Pakistan'ın da bu süreçte stratejik katkısı ve ikna çabaları ile kendilerine ait güvenlik istikrar ihtiyaçlarından dolayı destekleyici inisiyatifleri mutlaka olmuştur.

Mekke Paktı; ne sadece Amerika'nın İbrahim anlaşmalarına alternatif kurguladığı bir projedir, Ortadoğu için ikinci bir B planıdır, ne de tamamen ABD'ye rağmen, ona karşı kurulan bir pakttır.

Mekke Paktı bölgedeki güçlü üç İslam ülkesinin ortak iradesi, güvenlik ve jeopolitik, stratejik ihtiyaçlarının doğurduğu önemli bir adımdır. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin ötesinde tarihi birliktelik potansiyelidir. Ancak; İslam NATO’su ve İslam Birliği için hamaset yapılamayacak başlangıçtır. Teolojik anlamda sembolik olarak İbrahim'i /Kudüs anlaşmasına nazire, Muhammedi Mekke Anlaşması tarihsel çağrışımlarıyla bölgede heyecan ve umutlar uyandırıyor. Ancak beklentiler için erken vakit ve konjonktür siyasi dikkatten kaçırılmamalıdır. Artık Suudi Arabistan ve Pakistan'ın tavır ve ilişkileri de süreci bağlar.

Türkiye ve Mekke Paktı

Pakta kurucu liderlik eden ülkelerden biri olarak Türkiye bölgesel ve küresel ölçekte stratejik askeri ve ekonomik kazançlar hedeflemiştir. Doğu Akdeniz'den Körfez’e kadar uzanan hatta güvenlik mimarisine katılmak, stratejik planlamalara dahil olmak fırsatı doğmuştur.

Özetle Türkiye için:

İsrail-Rum-Yunan ve Hindistan eksenini dengelemek imkanı bulmak,

NATO dışında alternatif güvenlik şemsiyesi ek caydırıcılık kalkanı edinmek,

Yeniden bölgesel oyun kurucuları rolüne soyunmak,

Jeopolitik köprü, bölgesel güvenlik aktörü haline gelmek,

Suudi Arabistan ve Körfez ile kalıcı entegrasyon üst düzey askeri ve stratejik ortaklık fırsatı yakalamak,

Gelişen savunma sanayisi için ihracat pazarlarını genişletmek,

Pakistan eksenli nükleer ve Güney Asya dengesinde rol almak,

Küresel güç blokları (ABD, Rusya, Çin) karşısında elini, inisiyatiflerini ve sözünü kuvvetlendirecek konum elde etmek gibi önemli stratejik avantaj ve fırsatları doğmuştur.

Bunlar değerlendirilebilirse Türkiye’nin lehine ciddi sonuçlar üretilebilir. Değilse süreci iyi yönetemezsek ABD-İsrail'in hegemonik, emperyalist amaçlarına kaldıraç/araç oluruz.

İttifak ve paktlar güçler arasındaki mücadelenin barış /siyasi ortamda devamıdır.

Aydın BOLAT

Eylül 2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya