Otorite, itaat ve özgürlük arasında sürekli olarak bir gerilim ve çatışma vardır. Otoriteyi ve itaati yücelten ve esas alan yaklaşım, insanı, özgür, ahlaki ve epistemik bir özne olarak görmemektedir. Otorite ve itaat, insanı edilgenleştirmekte, suskunlaştırmakta, silikleştirmekte ve silmektedir. İnsanı otoritenin ve itaatin bir nesnesi olarak kabul eden yaklaşım, en temel saplantı ve sapkınlıktır. Saplantı ve sapkınlık olarak nitelenmeyi hak eden şey, insanın otoriteye kayıtsız şartsız bağımlı bir köleye ve kula dönüştürülmesidir.Bütün kötülüklerin kaynağı, insanın otoriteye bağımlı edilgen bir nesneye indirgenmesidir.
Otorite, kerameti kendinden menkul bir şekilde meşruiyete sahip olmadığı gibi, itaat de erdem ve kutsal değildir. İstisnasız otorite olarak yüceltilen bütün kaynaklar, kurumlar, kişiler ve gruplar, aklın, eleştirinin ve hukukun denetimine ve sorgulamasına tabi olmalıdırlar. Eleştirilmeyen, sınırlanmayan ve dokunulmayan bütün otoriteler, siyasal, sosyal, psikolojik, felsefi, bilimsel, duygusal, ekonomik ve hukuki açılardan problemdirler. Sorgulanmayan otorite, bütün çürümüşlüklerin kaynağıdır. Hakikat, gelenek, kimlik ve ilahi irade gibi kavramlarla kendisini özdeşleştiren bütün otorite biçimleri, gayrimeşrudurlar. Kendisini hakikatin, ulusun, geleneğin ve kutsallığın kendisi ve temsilcisi olarak dayatan otoriteler, insanın kültürel, epistemik, ontolojik, değersel, sosyal ve siyasal çoğulluğunu bastırarak kendi tahakkümlerini mutlaklaştırarak normalleştirler. Otorite, düzen, hukuk ve özgürlük üretmez. Otorite, itaati içselleştiren ve imanlaştıran bir disiplin ve zapturapt mekanizması üretmektedir.
İtaat, insanın doğal kaderi, karakteri ve kişiliği değildir. Maneviyat, siyaset, hukuk, eğitim, kültür, epistemoloji itaate bağımlı olmak zorunda değildir. İtaatin olduğu yerde ahlak ve maneviyatın olması mümkün değildir. Şeksiz şüphesiz itaat ve iman, insanın aklını ve ahlakını ortadan kaldırmaktadır. Şeksiz şüphesiz iman ve itaat, insanı sadece talimatları uygulamaya koyan sorumsuz ve akılsızbir robota dönüştürmektedir. İtaat ve inanç, ahlakın kaynağı ve dinamiği değildir. Ahlak, akla ve muhakemeye dayanır. Aklın ve eleştirinin olmadığı bir otorite ve itaat anlayışı, erdem, ahlak ve özgürlük yerine kişilik başta olmak üzere insana dair her şeyi çürütür ve yozlaştırır.