Ülkemizde ve Dünyada, Afrika hariç ailedeki dönüşüm sonucu sıkıntılar ortaya çıkmış, ülkeler çözüm arayışına girmişlerdir.
Şehirleşme, dijitalleşme ve kadın istihdamı sonucu, geleneksel aile yapısı değişim ve dönüşüme uğramaktadır.
Aile bireyleri çok az bir arada zaman geçirmekte, baba spor veya haber programı izlerken, anne dizi izlemekte, çocuk veya çocuklar kendi odalarında akıllı telefonları ile oyun oynamaktadır.
Bu durum aile kurumunu devam ettiren şanslı ailelerde bu şekilde iken; tek çocuklu, çocuksuz, ergen ama ayrı evde yaşayan kız veya erkek çocuklarda daha sıkıntılıdır.
Boşanmış ailelerde aaneanne yanında annesiyle birlikte yaşayan çocuklar.
Kısaca özetlemeye çalıştığım aile kurumunun olumsuz değişim, dönüşümünün sancılarının sonucunu TÜİK verileriyle paylaşmak istiyorum.
-Doğurğanlık Oranı
2001 yılında %2,38 olan oran,
2010 yılında %2,25’ e,
2024 te ise %1,48’ e düşmüştür.
-Evlenme sayısı.
2001 yılında 544.372 olan sayı,
2010 yılında 582.715 ve
2024 yılında 568.395 olmuştur.
-Boşanma Sayısı.
2001 yılında 91.994 iken,
2010 yılında 118.568 ve
2024 yılında 187. 343 tür.
Yani 2024 yılında 3 evlenmeye karşılık 1 boşanma olmuştur.
Evlenme oranı düşerken, boşanma oranı ciddi olarak artmaktadır.
-Hane Halkı Sayısı.
TÜİK verileri değerlendirildiğinde 2001 de 4 olan hane halkı sayısı 2024 de 3’e düşmüştür.
Bu değişimde şehirleşmenin artması, kadın istihdamı(çalışma hayatı), kariyer hedefi doğurganlık düşüşünde etkili olmuştur.
Çalışma hayatı kadının çocuğa ayırdığı zamanı elinden almıştır.
Ekonomik bağımsızlık, 3*4=12 yıllık zorunlu eğitim, herkesi üniversite mezunu yapmak evlilik yaşını yükseltmiştir.
Yeni evli gençlerin, ebeveynleri yanındaki sorumsuz hayatı, konforu içselleştirdikleri için, evliliğin sorumluluklarına ve zorluklarına katlanamamaktadırlar.
Kötü örnekler evliliği geciktirdiği gibi, boşanmaları hızlandırmaktadır.
Son 23 yılda hane halkı sayısı 4 ten 3’e düşmüştür. Evlenmeyen , boşanan gençler gelir durumuna göre tek yaşamayı tercih etmektedir.
Ortadaki gerçekler ailenin ciddi dönüşüm sancıları yaşadığını göstermekte, çözüm arayışları büyük önem arz etmektedir.
Aileler çocuklarının günümüz koşullarında (büyük şehir olumsuzluğu, sosyal medya, okul, sokak vs.) maruz kaldığı olumsuz etkileri dikkate almalıdır. Çocuklarını ve görüşlerini önemsemesi, bu konuda sorumluluk alması gerekir. Aileler yüzyüze, birlikte geçirilen iletişimin zamanını artırmalıdır.
Devletin ilğili kurumları, Millî Eğitim, Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı vs. Sivil Toplum Kuruluşları, Politikacılar, Sendikalar, Akademisyenler, Sanatçılar, Sanayici ve İş Adamları vs. Küresel tehdide karşı aile kurumunu güçlendirecek ciddi sosyal destek mekanizmaları uygulamalıdır.
YUSUF ERKOÇ