NARKO-TERÖR VE PKK
MAKALE
Paylaş
14.02.2026 19:20
173 okunma
Cemal Akkuş

KÜRESEL UYUŞTURUCU EKONOMİSİ ve TERÖR ÖRGÜTLERİ

Uluslararası güvenlik paradigması, 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren devlet dışı silahlı aktörlerin finansal özerklik arayışıyla birlikte köklü bir değişim geçirmiştir. Soğuk Savaş dönemindeki ideolojik bloklaşmanın sona ermesi, terör örgütlerinin devlet sponsorluğu desteğinden mahrum kalmasına yol açmış, bu durum örgütleri operasyonel sürekliliklerini sağlamak amacıyla yüksek kâr marjlı illegal sektörlere yöneltmiştir. Bu sektörlerin başında gelen uyuşturucu ticareti, terörizm ile organize suçun birbirine geçtiği "narko-terör" olgusunu doğurmuştur. PKK, bu hibrit yapının küresel ölçekteki en önemli örneklerinden biri olarak, uyuşturucu üretiminden sokak dağıtımına kadar uzanan dikey bir işletme modeli geliştirmiştir. Bu rapor, narko-terör kavramını PKK odağında derinlemesine incelemekte, küresel kartel dinamikleriyle karşılaştırmalı analizler sunmakta ve Türkiye'nin bu çok boyutlu tehdide karşı geliştirdiği kurumsal mücadele stratejilerini değerlendirmektedir.

Narko-Terörizmin Teorik Çerçevesi ve Mali Kaynak İhtiyacı

Terör örgütlerinin varlığını sürdürebilmesi, sadece ideolojik bir taban değil, aynı zamanda devasa bir lojistik ve askeri altyapıyı gerektirir. Silah temini, eğitim kamplarının idamesi, militanların iaşesi ve küresel propaganda ağlarının yönetimi, düzenli ve yüksek miktarda nakit akışı zorunluluğunu beraberinde getirir. Devlet sponsorluğunun azaldığı modern dönemde, uyuşturucu ticareti bu finansal ihtiyacı karşılayan en verimli araç haline gelmiştir.

Suç-Terör Sürekliliği Modeli

Tamara Makarenko tarafından geliştirilen "Suç-Terör Sürekliliği" modeli, terör örgütleri ile organize suç grupları arasındaki ilişkinin evrimini dört aşamada açıklar. Bu aşamalar; geçici iş birliği, yöntem ve hedeflerin birleşmesi, tek çatı altında birleşme ve nihayetinde "kara delik" olarak adlandırılan, devlet otoritesinin tamamen çöktüğü ve suç/terör yapısının egemen olduğu alanların (kurtarılmış Bölge) oluşmasıdır. PKK, bu süreklilik içerisinde "yöntem ve hedeflerin birleşmesi" aşamasını çoktan aşarak, hem siyasi hedefleri olan bir terör örgütü hem de profesyonel bir narko-kartel özelliklerini eş zamanlı olarak sergileyen "hibrit" bir yapıya dönüşmüştür.

Terör örgütlerinin uyuşturucu ticaretine dahil olma motivasyonları, sadece maddi kazançla sınırlı değildir. Uyuşturucu ağları, aynı zamanda silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve kara para aklama gibi diğer suç alanları için de hazır lojistik kanallar sunar. Araştırmalar, bu ağların yapısını incelerken teröristlerin güvenlikten ziyade "verimlilik" odaklı hareket ettiğini göstermektedir. PKK üyeleri, uyuşturucu şebekeleri içerisinde merkezi düğüm noktalarını kontrol ederek veya farklı alt gruplar arasında köprü görevi görerek ağın operasyonel kapasitesini maksimize etmektedir.

Küresel Uyuşturucu Ekonomisi: 2024 Verileri ve Makro Analiz

Uyuşturucu ticareti, dünya ekonomisinde kayıt dışı kalan en büyük finansal bloklardan birini oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından yayınlanan 2024 raporu, uyuşturucu pazarının sadece hacim olarak büyümediğini, aynı zamanda üretim ve dağıtım yöntemleri açısından daha karmaşık bir hal aldığını vurgulamaktadır.

Pazar Hacmi ve Tüketici Demografisi

Küresel uyuşturucu ticaretinin toplam büyüklüğü yıllık ortalama 500 milyar dolar seviyesinde tahmin edilmektedir. Bu rakam, alt sınır olarak 426 milyar dolar, üst sınır olarak ise 652 milyar dolar gibi devasa bir aralığı kapsamaktadır. Bu ekonomik güç, terör örgütlerine ulusal hükümetlerin bütçeleriyle yarışabilecek finansal manevra kabiliyeti kazandırmaktadır.

Küresel veriler, uyuşturucu kullanımının son on yılda dramatik bir şekilde arttığını göstermektedir. Özellikle sentetik uyuşturucuların yayılımı, geleneksel bitki tabanlı uyuşturucuların (afyon, kokain) pazar payını daraltmaya başlamıştır. Bu değişim, arz zincirlerini kısalttığı ve üretim maliyetlerini düşürdüğü için terör örgütleri için daha cazip bir finansal model sunmaktadır.

PKK ve Narko-Terör İlişkisi: Dikey Entegrasyon ve Balkan Rotası

PKK'nın uyuşturucu ticaretiyle olan ilişkisi, örgütün kuruluş yıllarına kadar uzanan sistematik bir stratejidir. Örgüt, uyuşturucuyu sadece bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda toplumları "zehirleyerek" istikrarsızlaştırma stratejisinin bir parçası olarak görmektedir. PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği yıllık gelirin 1,5 milyar dolar civarında olduğu hesaplanmaktadır.

Üretimden Sokak Satıcılığına: PKK'nın İşletme Modeli

PKK'yı diğer birçok narko-terör örgütünden ayıran temel özellik, uyuşturucu ticaretinin her aşamasında (üretim, nakliye, toptan ticaret ve perakende satış) doğrudan rol almasıdır. Örgüt, dikey olarak bütünleşmiş bir yapı sergilemektedir.

1. Üretim ve Ham Madde Kontrolü: PKK, özellikle Irak'ın kuzeyi ve Suriye'deki otorite boşluğundan yararlanarak uyuşturucu laboratuvarları kurmuş ve yerel halkı uyuşturucu ekimine zorlamıştır. Afganistan'dan gelen afyon sakızının Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçişinde "vergilendirme" adı altında haraç toplamakta, aynı zamanda kendi laboratuvarlarında bu maddeleri eroine dönüştürerek katma değerini artırmaktadır.

2. Balkan Rotası Hakimiyeti: PKK'nın uyuşturucu lojistiği, dünyanın en stratejik güzergahlarından biri olan "Balkan Rotası" üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu rota, Orta Doğu'dan başlayarak Türkiye üzerinden Balkanlar'a ve oradan Batı Avrupa ülkelerine uzanmaktadır. Örgüt, bu hat üzerindeki tır şoförleri, gümrük kaçakçıları ve yerel suç grupları üzerinde mutlak bir baskı ve kontrol mekanizması kurmuştur.

3. Avrupa Sokak Dağıtımı: Avrupa uyuşturucu piyasasının %80'inin PKK kontrolünde olduğu değerlendirilmektedir. Örgüt, deşifre olmamış üyelerini ve paravan derneklerini kullanarak uyuşturucuyu Avrupa'nın içlerine kadar taşımaktadır. Örneğin, Londra merkezli "Tottenham Boys" gibi Kürt çetelerinin, uyuşturucu satışı üzerinden PKK için para topladığı ve bu süreçte aşırı şiddet uyguladığı İngiliz polis raporlarına yansımıştır.

4. Kilit İsimler ve Şebekeler: AB raporlarında Zeyneddin Geleri, Çerkez Akbulut ve Ömer Boztepe gibi isimler PKK'nın uyuşturucu ağındaki kritik figürler olarak zikredilmektedir. Bu şebekeler, sadece uyuşturucu değil, aynı zamanda insan kaçakçılığı ve kara para aklama faaliyetlerini de eş zamanlı yürütmektedir.

PKK Dışındaki Büyük Uyuşturucu Kartelleri: Meksika Örneği

Dünya genelinde narko-terörün en vahşi ve ekonomik olarak en güçlü temsilcileri Meksika merkezli kartellerdir. Bu yapılar, PKK ile benzer şekilde devlet otoritesine meydan okumakta ve devasa finansal kaynakları yönetmektedir. Özellikle Sinaloa Karteli ve Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG), küresel uyuşturucu pazarının iki ana kutbu haline gelmiştir.

Sinaloa Karteli, Meksika'nın en eski ve en köklü uyuşturucu örgütüdür. "El Mayo" Zambada ve "El Chapo" Guzmán liderliğinde on yıllar boyunca büyüyen bu yapı, Meksika belediyelerinin yaklaşık %40'ında varlık göstermektedir. Sinaloa, sadece şiddetle değil, aynı zamanda kurduğu geniş rüşvet ağı ve sosyal tabanla hayatta kalmaktadır. Kartel, milyarlarca dolarlık kokain, eroin ve son yıllarda fentanyl trafiğini yöneterek küresel bir suç imparatorluğuna dönüşmüştür.

CJNG, 2011 yılında Sinaloa'dan ayrılarak kurulan ve çok kısa sürede Meksika'nın en şiddetli örgütü haline gelen bir yapıdır. "El Mencho" liderliğindeki kartel, Meksika'nın 32 eyaletinin 27'sinde aktif olarak faaliyet göstermektedir. CJNG'yi diğerlerinden ayıran, kullandığı aşırı şiddet ve paramiliter kapasitedir. Örgüt, zırhlı araçlar, drone'lar ve ordu standartlarında silahlarla donatılmış bir askeri güce sahiptir. 2013-2023 yılları arasındaki kartel bağlantılı ölümlerin %80'inden CJNG sorumlu tutulmaktadır.

İnsani Söylemler ile Kriminal Gerçeklik Arasındaki Negatif İlişki

Narko-terör örgütlerinin en dikkat çekici stratejilerinden biri, yürüttükleri ölümcül faaliyetleri perdelemek için kullandıkları "insani" ve "koruyucu" söylemlerdir. Bu durum, akademik literatürde "kriminal yönetişim" veya "çıkış odaklı meşruiyet" olarak adlandırılır.

Kriminal Hayırseverlik ve Sosyal Taban İnşası

Karteller ve PKK gibi yapılar, devletin hizmet götürmekte zorlandığı veya ihmal ettiği yoksul bölgelerde bir "paralel devlet" gibi hareket ederler. Bu süreçte sergiledikleri hayırseverlik faaliyetleri, aslında toplumu kendilerine bağımlı kılma ve olası operasyonlara karşı insan kalkanı oluşturma amacı taşır.

Meksika Örneği (CJNG): CJNG, "Meksikalıların koruyucusu" söylemini kullanarak, rakiplerini halka zarar veren "yağmacılar" olarak nitelendirir. Noel, Anneler Günü gibi tarihlerde yoksul mahallelerde oyuncak, gıda kolisi ve ev eşyası dağıtır. COVID-19 pandemisi sırasında üzerinde kartel logosu bulunan yardım kutularıyla halkın desteğini kazanmaya çalışmıştır.

PKK Örneği: PKK, ideolojik söylemlerinde uyuşturucuyu "kapitalist modernitenin bir silahı" olarak yerse de, pratikte bu ticareti kendi "devrimci" mücadelesinin finansman kaynağı olarak meşrulaştırır. Örgüt, kontrol ettiği bölgelerde halka "güvenlik" sağladığı iddiasıyla uyuşturucu gelirlerinden pay alır.

Söylemsel Çelişki ve "Dahil Olanlar" Paradoksu

Bu yapıların "insani" retoriği ile uyguladıkları şiddet arasında derin bir uçurum vardır. Meksika'da karteller, öldürdükleri kişileri "dahil olanlar" etiketiyle damgalayarak toplumda bir duyarsızlaşma yaratır. Bu söylem, devletin uyuşturucuyla savaşını meşrulaştırmasına dolaylı hizmet ederken, kurbanların masumiyetini elinden alır ve toplumun sessiz kalmasını sağlar. Gerçekte ise bu örgütler, hammadde üretimi için ormanları tahrip etmekte, kimyasal atıklarını su kaynaklarına boşaltmakta ve çevreye telafisi imkansız zararlar vermektedir. Zehir tacirlerinin "insani" söylemleri, aslında toplumu çürütürken kullandıkları birer anestezi aracıdır. PKK’nın Kürtler adına temsiliyet ve hak mücadelesi söylemleri bunun en keskin örnekleridir. Sömürgeci ülkelerin maşalığı karşılığında aldıkları yardımlar ve uyuşturucu ticareti başta olmak üzere geyrimeşru gelir kaynakları yapının ana amacı haline gelmiştir.

Doğal ve Sentetik Uyuşturucu Ayrımı ve Kartel Karakteristiğine Etkisi

Uyuşturucu dünyasındaki en büyük paradigma değişimi, bitki tabanlı (doğal) maddelerden laboratuvar ortamında üretilen sentetik maddelere geçiştir. Bu teknolojik dönüşüm, narko-terör örgütlerinin operasyonel modellerini ve risk haritalarını kökten değiştirmiştir.

Sentetik Devrimi: Neden Daha Tehlikeli?

Doğal uyuşturucular (esrar, afyon, kokain), ekim alanı, iklim koşulları ve uzun bir hasat döngüsüne ihtiyaç duyar. Bu durum, kolluk kuvvetlerinin hava fotoğrafları veya uydu görüntüleriyle üretimi tespit etmesini kolaylaştırır. Ancak sentetik uyuşturucular (fentanyl, methamphetamine) bu kısıtlamaları ortadan kaldırmıştır.

Sentetikler, herhangi bir bodrum katında veya mobil bir laboratuvarda, ucuz kimyasallarla üretilebilir. Tarım işçisine, toprağa veya mevsimsel koşullara ihtiyaç yoktur.

Fentanyl, eroinden 50 kat, morfinden 100 kat daha güçlüdür. Bu, çok küçük miktarların bile devasa bir kullanıcı kitlesini etkilemesine veya öldürmesine neden olur. Lojistik açıdan ise, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki fentanyl, tonlarca uyuşturucuya eş değer kâr ve ölümcül doz sunar.

Kimyasal formüller üzerinde yapılan küçük değişikliklerle, maddeler henüz yasaklı listesine girmeden piyasaya sürülebilmektedir.

Kartellerin Karakteristik Değişimi

Sentetik uyuşturuculara geçiş, kartelleri daha endüstriyel ve teknoloji odaklı hale getirmiştir. Artık çiftçilerle uğraşmak yerine, Çin ve Hindistan'daki yasal kimya şirketlerinden "öncü kimyasallar" tedarik eden global bir tedarik zinciri yönetilmektedir. Bu durum, kartellerin lojistik birimlerini birer "kargo şirketi" gibi verimli çalışmaya, üretim birimlerini ise "yasa dışı ilaç fabrikaları"na dönüştürmüştür.

Türkiye'nin Narko-Terörle Mücadele Doktrini ve Kurumsal Gelişimi

Türkiye, coğrafi olarak "Balkan Rotası" ve "Kuzey Rotası" gibi uyuşturucu arterlerinin merkezinde yer alması nedeniyle, dünyadaki en kapsamlı narko-terörle mücadele mekanizmalarından birini inşa etmiştir. Türkiye'nin stratejisi, sadece uyuşturucu yakalamak değil, uyuşturucudan elde edilen gelirin terör örgütlerine (özellikle PKK) akışını kesmek üzerine kuruludur.

Kurumsal Yapılanma: EGM Narkotik ve TUBİM

Türkiye'de uyuşturucu ile mücadele, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın eş güdümüyle yürütülmektedir.

Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı: Operasyonel süreci yöneten ana merkezdir. 23 Ekim 2018'de 81 ilde "Narkotim" kuruluşları tamamlanarak sokak düzeyinde mücadele kurumsallaştırılmıştır.

TUBİM (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi): Bilimsel veri toplama, analiz ve strateji geliştirme birimidir. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) ile tam entegre çalışarak Türkiye'nin uyuşturucu profilini çıkarır.

NEA (Narkotik Suçlarla Mücadele Akademisi): Kolluk kuvvetlerine uyuşturucu tespiti, narko-terör yöntemleri ve operasyon teknikleri konusunda ileri düzey eğitimler verir.

Sosyal Projeler ve Farkındalık: Türkiye, mücadeleyi sadece kolluk operasyonlarıyla değil, toplumsal bilinçlendirme projeleriyle de desteklemektedir:

UYUMA Mobil Uygulaması: Vatandaşların gördükleri uyuşturucu ticaretini anonim olarak ihbar etmelerini sağlar.

En İyi Narkotik Polisi Anne: Anneleri uyuşturucuyla mücadelede birer gözlemci ve eğitmen haline getirmeyi amaçlar.

Narkolog ve Narkotır: Veri tabanlı analizler ve mobil eğitim araçlarıyla farkındalık oluşturur.

Türkiye'de Büyük Uyuşturucu Operasyonları ve Dönemsel Hareketlilik

Türkiye'nin narko-terörle mücadelesi, dönemsel olarak artan yoğunluktaki operasyonlarla karakterizedir. 2017-2024 yılları arasındaki veriler, hem yakalama miktarlarındaki artışı hem de mücadelenin odak noktasının nasıl değiştiğini ortaya koymaktadır.

2017 yılında Türkiye'de uyuşturucuya bağlı doğrudan ölümler 941 ile zirve yapmış, ardından yürütülen kararlı operasyonlarla bu rakam 2019'da 342'ye kadar gerilemiştir. Ancak son yıllarda sentetik uyuşturucuların yayılımıyla birlikte, 2024 yılında ölümler tekrar artış göstererek 427'ye yükselmiştir.

"Kaynağında Kurutma" Stratejisi

Türkiye, özellikle PKK'nın uyuşturucu gelirlerini kesmek için "kırsal alanda kenevir imhası" operasyonlarına büyük önem vermektedir. 2020 yılında 13 milyondan fazla kök kenevirin tarlalarda imha edilmesi, örgütün milyarlarca liralık finansmanını terör eylemine dönüşmeden engellemiştir. Ayrıca, uluslararası sularda ve sınır ötesinde gerçekleştirilen operasyonlarla uyuşturucunun Türkiye topraklarına girişi engellenmektedir.

Uyuşturucu ile Mücadelede Neredeyiz? Mevcut Durum Analizi

Türkiye, uyuşturucu ile mücadelede dünyanın en yüksek yakalama oranlarına sahip ülkelerinden biridir. Özellikle eroin yakalamalarında dünya liderliğine oynamaktadır. Ancak tehdidin niteliği değiştikçe, mücadelenin de şekli değişmektedir.

2024 Türkiye Uyuşturucu Raporu verilerine göre, uyuşturucu kullanımı nedeniyle hayatını kaybedenlerin %90'ı 35 yaşın altındadır ve ölümlerin büyük bir kısmı sentetik maddelerden kaynaklanmaktadır. methamphetamine, son yıllarda hem Türkiye hem de dünya için en büyük tehdit unsuru haline gelmiştir. 2020'nin ilk yarısında yakalanan 1 ton methamphetamine, bu tehlikenin öncü sinyalidir.

2026 Hedefleri ve Gelecek Projeksiyonu

2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, uyuşturucuyla mücadelede vites yükseltileceğini işaret etmektedir. AA’nın haberine göre hedefler arasında:

Uyuşturucu suçlarıyla mücadele kapsamında 242.550 yeni operasyonun gerçekleştirilmesi.

Ara kimyasalların üretim ve ticaretinin denetiminin sıkılaştırılması.

Uyuşturucu kullanma suçuna ilişkin riskli illerde özel yönetim planlarının uygulanması yer almaktadır.

Toplumsal ve Ekonomik Riskler

Uyuşturucu kullanımı, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir "sosyal çürüme" sorunudur. Türkiye'de uyuşturucu bağlantılı 800 bin denetimli serbestlik dosyasının bulunması ve tedavi merkezlerine (AMATEM/ÇEMATEM) başvuruların 390 bine ulaşması, aile yapısı üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Tedavi başvurusu yapanların yarısının işsiz olması, uyuşturucunun yarattığı ekonomik yıkımın ve kısır döngünün bir göstergesidir.

Sonuç: Narko-Teröre Karşı Küresel ve Ulusal Strateji

Narko-terörizm, modern dünyanın en sinsi ve yıkıcı güvenlik tehdididir. PKK ve Meksika kartelleri üzerinden yapılan incelemeler, bu yapıların sadece uyuşturucu satmadığını, aynı zamanda toplumların geleceğini, devletlerin otoritesini ve genç nesillerin sağlığını hedef aldığını göstermektedir. PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği yıllık 1,5 milyar dolar, doğrudan Mehmetçiğe kurşun, şehirlere bomba ve sokaklara zehir olarak dönmektedir.

Türkiye, son yıllarda geliştirdiği "Narkotim", "Narkolog" gibi teknolojik altyapılar ve "kaynağında kurutma" operasyonlarıyla bu tehdide karşı dünyadaki en dirençli duruşlardan birini sergilemektedir. Ancak uyuşturucu pazarının bitki tabanlı üretimden sentetik laboratuvar üretimine kayması, mücadelenin siber alan, kimyasal denetim ve uluslararası istihbarat paylaşımı konularında daha da derinleşmesini zorunlu kılmaktadır.

Uyuşturucu tacirlerinin "hayırsever" söylemleri, siyasi hedefleri, aslında toplumu içeriden çürüten bir Truva atıdır. Bu yapıların insani maskesini düşürmek, finansal damarlarını kesmek ve uyuşturucuyla mücadeleyi bir "milli savunma" meselesi olarak görmek, 21. yüzyılın en büyük güvenlik önceliğidir. Türkiye'nin 2026 vizyonu, bu çok boyutlu tehdide karşı hem sokakta hem laboratuvarda hem de zihinlerde topyekun bir seferberliğin devam edeceğini kanıtlamaktadır. Narko-terörle mücadelede gelinen nokta, bir başarı hikayesi olmakla birlikte, tehdidin adaptasyon hızı karşısında asla rehavete yer olmadığını da göstermektedir.

Bu anlamda PKK ile mücadele Suriye sonrasında Irak’ta da en sert şekilde devam ettirilmeli ve terör örgütünün tehlike boyutu ‘sosyal barış’ hedefinin gölgesine saklanmamalıdır. Son yıllarda Türkiye artık uyuşturucu trafiğinin geçtiği bir ülke olmaktan öteye geçmiş ve en iyi pazarlardan biri haline gelmiştir. Son dönem operasyonlar bunun boyutlarını ortaya koymaktadır. Dolayısı ile trafiği engellemeye çalışmanın yanında kullanımı engellemenin stratejileri de ayrıca ele alınmalı ve daha çok önem verilmelidir.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya