'Bilgini İslamileştirilmesi' hareketinin yaşayan en önemli düşünürü Seyyid Muhammed Nakib el-Attas geçtiğimiz gün vefat etti, Allah rahmet mağfiret eylesin. Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir der arifler, bu bağlamda İslam aleminin kaybı büyüktür. Hayatını İslami düşünce tasavvuru bağlamında İslami bilim modelini ortaya koymaya adamış bir alimdi Attas. Batılı bilim anlayışlarına getirdiği metodolojik eleştiriler, aslında bir tür Doğu/ Batı yüzleşmesi şeklindeydi. İslami bir dünya görüşünü kurmak, oluşturmak, eğitim kanallarıyla yaygınlaştırmak onun bu dünyadaki en asli çabalarındandı. Çağdaş İslam düşüncesinin önemli mütefekkirlerindendi...
Onu çağımızın önemli adamlarından birisi haline taşıyan asıl mesele, güncel sorunlar karşısındaki Müslüman bireyin çıkmazları kadar, çıkış yolları hakkında da zihin yorması, modern olanı ıskalamaması, özellikle Hristiyanlığın protestanlaşma ve dolayısıyla sekülerleşme dalgalarıyla din olma kabiliyetini yitirişi macerasının İslam toplumlarında yaşanmaması gereken tecrübeler olduğunu haykırmasıydı...
İslam epistemolojisi, eğitim felsefesi ve medeniyet tasavvuru bağlamlarında önemli mesajlar, dersler verdi, kitaplar yazdı. Bilginin İslamileştirilmesi çabasının her şeyden evvel bir dünya görüşü ve eğitim teorisi gerektirdiğinin altını çiziyordu. Bu maksatla 1987'de Kuala Lumpur'da International Institute of Islamic Thought and Civilization (ISTAC) adlı kurumu kurarak, İslam düşüncesi ve medeniyeti üzerine akademik çalışmalar yapan bir merkez kurdu. Vefat edinceye kadar da bu merkezde kitaplar yazdı, dersler, konferanslar verdi, akademik çalışmalarına devam etti...
Eğitimde bilgi teorisini tasavvufi ahlak umdeleriyle birleştirerek, 'kamil insan' tarifi yaptı. Bu bağlamda 'edep' en temel kavram olarak tüm eserlerinden üzerinde durduğu bir meseleydi. Dünyevileşmeyi önleyecek en temel vasıf olarak edep, özellikle gençliğin şiarı olarak benimsenmeliydi.