Aracımla ara sokaktan çıkarken az ilerde benim ve arkamdaki üç aracın gelmekte olduğunu göre göre bir araç geri manevra yapmaya başladı. Oysa 3 aracın geçmesini beklese zaten boş bir yol olacaktı. Muhtemelen de acemi idi ki tek manevralık yerde en az 3 git gel yaptı.
Her geri ve ileri gidişinde direksiyon yönünü de değişmediği için bir türlü araç istediği yere gelemedi. Onu yönlendiriyor görünen ve badigartlığını yapan genç de onu yönlendirip yolu açmak varken sürekli bize bekleyin diye el işareti yaptı. Arkamdakiler çatladı tabi. Kornalara basıldı.

Manevra yapan araç çıktığı yere yeni manevra için girer girmez harekete geçip orayı aştım. Ben geçerken de genç badigart da bana bağırıyordu:
-“Öldün mü lan!”
Ramazan nedeniyle tepki vermedim. Ancak saygısızlık ve umursamazlık sinir bozucuydu.
***
PTT şubesine kızım için e-devlet şifresi almak üzere vasi belgesiyle gittim. Vasi belgesi böyle özel çocuklar için gereken işlemler için tüm yetkiyi anne veya babaya verir ki; buna da “vasi” belgesi denir. 5 ay beklersiniz ve mahkeme bunu verir. Bu belge olmazsa o e-devlet şifresi alınamaz.
PTT şubesine girdiğimde bir vatandaş çıkıyordu ve başka kimse kalmamıştı. Masanın arka kısmında bir eleman vardı. 50’li yaşlarda, tarlasına suyu vermiş, kendi de tentenin altında yayvan oturmuş biri idi. Ancak PTT şubesinde memurdu. Olsundu.
Ona durumu izah edip kimliği, vasi belgesini uzattım. Vasi belgesine hafiften göz gezdirip:
-“Bunda e-devlet şifresi alabilir diye ibare yok. Bu geçersiz. Veremem ben” dedi ve arkasını döndü. Oturduğu sandalyenin döner ayaklı olduğunu o an fark ettim. Artık her personele bunlardan veriyorlar. Rahat rahat sırtını dönüp insanları sinirlendirebilsin diye.
Ramazan’dı Sinirlenmemem ve son yıllarda ağzıma dolanan ve bırakmaya itina gösterdiğim küfürleri etmemem gerekiyordu.
-“Bu vasi belgesi Bunda yapılacak tüm işlemlerde kesin vâsidir yazıyor. Her detayın yazmasını beklemeyin. Hem internetten de baktım. Bu belge yeterliymiş.”
Oturduğu döner sandalye arkaya dönünce orada kitleniyor olmalı ki geri bile dönmeden:
-“Ben virmem. Get kim veriyossa ondan al !”

Çıktım. İşyerime geldiğimde PTT şikâyeti araştırdım. X üzerinden bulduğum yere yazdım şikayetimi. Böyle bi adamı o masaya oturtan zihniyet benim bu şikayetimle ilgilenebilir mi? Elbette ilgilenmez.
Ancak yanılmışım. Bir saat geçmeden bir hanımefendi arayıp şikâyet dosyasını oluşturdu. Ertesi sabah da bölge merkezinden Bünyamin Bey arayıp özürler diledi. Elemanın genel vekaletname ile vasi belgesini karıştırdığını söyledi. O dayı meğerse üniversite mezunuymuş. Her kasabaya üniversite açılınca ister istemez eğitim kalitesi düşüyor. Ama onlar bile PTT gibi bir kurumda işe girebiliyor. Merkeze davet etti. Bizzat ilgileneceğini söyledi. İşim halloldu.
Ramazanda çıkıyor bu cinsler. Oruçlularla uğraşmak, oruçları sakat etmek için.
İnsan ömrü dört kısımdır demiş bir internet fenomeni. Katılmasam da komiğime gitti.
-“Hayret, şükret, sabret ve sit..r et” dönemleri imiş. Son evrede olduğum için artık umursamıyorum.
Hani bir hasta kıvrana kıvrana Acil’e gitmiş. Görevli hanım personele durumunu söyleyince sağ olsun hanım kızımız hemen yardımcı olmuş.
-“Hemen 2. odaya gidin Doktor içeride.” Demiş. Hasta da apar topar dalmış 2. Kapıdan. Görevli hanım sonradan fark etmiş ki hastanın girmesi gereken oda 1. Oda. Girdiği oda ise psikoloğun odası.
Hanım görevli hastanın çıkmasını beklemiş. Hasta çıkınca de kendi hatası ayyuka çıkmasın diye farklı şekilde ağız aramış:
-“Ne oldu? Doktor yardımcı olabildi mi. Rahatsızlığınız geçti mi?”
-“İshalim geçmedi. Ama artık takmıyorum kafama”
Her şeyi kafaya takmamak lazım.
***
Bir abimiz var. Her şeyin sağlıklısını bilir. Ekmek olarak glutensiz undan kendi yaptığınızı yiyin demiştir. O ekmeği denedim. Hani artan ekmekleri dilimleyip fırında kurutup çorbaya katarlar ya. Biz çocukken ona “kurukrak” derdik Hah işte o ekmek daha yumuşak.
Annem yaşlı. Ona o glutensiz undan yapılan ekmekten getirmişti. O da bundan sıkıntıya giriyor ve gizli gizli bana ekşi mayalı tam buğday ekmeği aldırıyor.
Bu abinin her hastalığa karşı bitkisel çözümü vardır. Hatta hastalık öncesinden tedbiren kullanmak üzere çeşit çeşit bitki çayları vardır. Normal çayı içmez. Bazı karışımları vardır. Ama o karışımların malzemelerini alabilmek için bile bir şirkette yönetim kurulu başkanı olmak gerekir ki malzemeler alınabilsin. Bu bitkisellere çevresindeki herkesi de zorlar. Ben bile bir dönem uygulamaya kalktım. Baktım tüm birikimlerim eriyor. Bıraktım. Şunun şurasında bu yaşa da gelmişiz. Daha kaç yıl yaşayacağız ki kendimize bu eziyetleri edelim.

Sorun fazla kilolarda. Fazla kilolardan kurtulmak için tek yöntem var. Başınızı hızlıca önce sağa ve sonra sola çevirin. Bu egzersizi size her yemek ikram edildiğinde 3 kez tekrarlayın. Sonuçlarına şaşıracaksınız.
Ancak biliyoruz ki kalan ömrü sağlıklı geçirmek içindir bunlar. Onu da anladık. Ama ne kadar zamanımız kaldığını bilmiyoruz. Bu tatsızlığı çekmeli mi insanlar.
Hem sanki Lokman Hekim ölmemiş mi?
Gelelim yazı sonu fıkramıza.
Temel’in tavukları kümesteki komşu Cemal’in bahçe tarafına açılan delikten çıkıp bahçedeki çiçekleri yiyorlar, zarar veriyorlarmış. Cemal Temel’e ne kadar rica ettiyse de Temel tavuklar bir şekilde besleniyor diye kümesteki deliği kapatmamış. Bir ara Cemal hanımına:
-“Öyle bi fikir buldum ki Temel kümesindeki deliği hemen kapatacak!”
-“Nasil yapacaksun oni?”
-“Benim bahçedeki çiçeklerin arasina 4-5 tane yumurta koyacağum. Temel görebileceği zaman onları toplayip eve getireceğum.”
***
Ramazan Bayramınız mübarek olsun.
Kalın sağlıcakla.
