Yeryüzünde, ilahi iradenin kanuniyetlerinin başında gelen ilk kural, doğum ve ölümdür. Neslin devamı için farklı özelliklerde yaratılan dişi ve erkek çoğalmanın aracısıdırlar. Yaratılış kanuniyetinde RABB’ine kulluk etmesi için var edilen insan, belirli bir süre sonra dünya hayatında sonu yaşamakta ve ikinci bir hayata geçiş olan ölümü tatmaktadır.
Yartılışın en tabii kuralı doğum ve ölüm, her canlının başına illaki gelmiştir ve gelecektir. Yaratıcı tarafından kendisine tayin edilen ömrü tamamlanan insan, dünya hayatının olmazsa olmazı olan ölümle karşılaşacaktır.
Ölümle karşılaşacak olan insandan, hayatı boyunca kendisinden ALLAH’ın iradesine uygun şahitlik etmesi istenmektedir. Şahitlik ise insanın vazgeçilmez özelliklerindendir. Herkes bu şahitliği farklı biçimde yaşamaktadır.
Yeryüzünün İslamlaşması ve inşası çalışmalarında kimi sözüyle, kimi malıyla, kimi ilmiyle, kimi de canıyla şahitlik görevlerini yerine getirirler. Allah’ın davasına şahitlik edebilmek için canlarını seve seve veren şahitlerin kararları alemleri yaratan yüce RABB’imiz tarafından övülen, örnek gösterilen güzel insanların en kutlu davranışlarıdır. Bu şahitlik, takdir ve tavsiye edilen, insana erişilmez mertebe kazandıran, ayetin ifadesi ile insanı ölümsüzleştiren bir şahitliktir.
Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Bakara/154
Bu şahitlik, Allah’la yapılan ticarette bizzat ALLAH’ın kendisi tarafından cennet karşılığı satın alınan candan, teslimiyetin en üst mertebesine ulaşmak için severek ve isteyerek vazgeçmekle kazanılır.
Allah mü’minlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığı satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürülürler, ölürler. Tevbe/111
Candan, ALLAH için vazgeçmek, ALLAH’ın insana teklif ettiği kendi lehine pozitif ayrımcılık içeren ticaretten karlı çıkmak için, canı ALLAH için severek vermektir.
Değerler mücadelesine sahne olmak üzere yaratılan dünya tarihinin ilk gününden başlayarak günümüzde de devam eden hak batıl mücadelesinde Müslümanlar küfre ve zulme karşı canlarını ortaya koyan kahramanlar çıkartmışlardır. Bu kahramanlar, Lailahe illallah’ın, Allah adına bir meydan okuyuş olduğunun farkına varanlardan olmuşlardır. Zalim ve işgalcilere karşı teslim olmadan direnişi örgütleyen peygamberlerin, liderlerin etrafında yer almış, yaşadıkları topraklarının kirletilmemesi konusunda var güçleri ile mücadeleye iştirak etmişlerdir.
Neye inandığının farkında olan, inandığı şeyin anlamını bilen Müslüman sorgulamacıdır. Bu sorgu inancın yeniden tazelenmesini sağlar. Çünkü İman, bilerek ve isteyerek çaba ile elde edilen bir değerdir.
Mücadele için olmazsa olmaz olan öncelik bilgi sahibi olmak, bilgiyi yaygınlaştırmak için çalışmak, ardından bu çalışmalara engel olmak için karşı duruş sergileyenlere karşı direnme, örgütlenme ve mücadele kararı almanın gerekliliği asla göz ardı edilemez.
Kendisini örgütlü bir mücadeleye vakfetmiş inananlar ilim sahibi, lider karakterli, mücadele adamı, öncü, önder, siyasi ve askeri dehası yüksek, mütevazi, arabulucu, sözüne itibar edilen, vakur, alçak gönüllü, paylaşmayı seven, şükreden, isteyene istediğini veren, olmayan şeyleri neden yok diye tasalanmayan bir karakter sahipleridir.
Bu insanlar bilirler ki, ecel ve ölüm kaçınılmazdır. Bundan kurtuluş yoktur. Yalnız mücadele edenler değil bütün insanlar ölecektir. Fakat cihat alanında gelecek bir ölüm, dünya ve ahiret için şerefli bir ölümdür.
Dünden günümüze kadar küfrün zulmü karşısında mücadeleden geri kalmayanlar yüzyıllar boyunca şunu görmüşlerdir. İnananlar her isteyenin kolayca yutabileceği bir lokma değildir. Bizi kimse imanımızdan, davamızdan alıkoyamaz. Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Anlayışını hep canlı ve diri tutmuşlardır. Günümüzdeki Gazze örneği ne güzel bir örnekliktir. Gazzeyi yıktılar, yerle bir ettiler. Yetmiş küsur bin insanımızı şehit ettiler. Yüz binlercesini yaralı ve sakat bıraktılar. Ancak Gazze’lileri teslim alamadılar. Hamas’ı yok edemediler. Canlarımız gitti. Ancak onlar canlarını cennet karşılığı Allah’la yaptıkları bir ticarette şahitler bıraktılar.
Dünya konforu arayanlar!
Sizler de biliyorsunuz ki dünya konforunun sonu yoktur. Kontrolsüz dünya konforu bataklığa sürükler. Dünya konforunun temelinde genellikle gayri meşruluk, yasak ve haramlar vardır. Konfor Allah’ın insan için koyduğu sınırları tanımaz, aksine sınırlara düşmandır. Onları yıkmayı önerir. Dünya konforunda sınıfsal ayırım, üstünlük hastalığı vardır. Farklıyım, sizden değilim, sizin gibi olamam çılgınlığı vardır.
İnanan için ise esas konfor cennettir. Bunun adı Ahiret konforudur. Dünyadaki imanın ve mücadelenin ve güzelliklerin karşılığıdır. Ahiret konforu dünya ile Ahiret arasındaki dengeyi kurmakla elde edilir. Ahiret konforu hiç eksilmeyen ve yok olmayan bir konfordur.
"İşte onlar için altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenirler, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler, tahtlar üzerine yaslanarak otururlar. Bu nimetler ne güzel mükâfat; o cennet ne güzel bir barınaktır!"
Kehf731
Bu konforu istemeyen var mı?
Ey RABB’imiz bizleri malıyla, canıyla senin davan için şahitlik edenlerden eyle!
Vahap Yaman
vahap3442@gmail.com