Kazakistan’da üniversite eğitiminden sonra İslam’a ilgi duymaya başlayan, kendi çabası ile hayatı sorgulayan, duyduğu alemleri yaratan ve sahibi olan Allah’ı tanımaya ve O’na kulluk etmeye karar veren genç bir kızdan haberim oldu. İslam’ı öğrenmek için gelmek istediğini öğrenince İstanbul’a getirdim. Bu genç kızın ve ablası Kunsulu’nun yaşadıklarından önemli gördüğüm bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir dostumun vesilesi ile hiç görmeden tanıştım. Yüz yüze havaalanında tanıdım. Tanışmamızdaki ilk izlenimlerimi aktarayım. Modern kıyafet giymiş, sevinçten ve mutluluktan gözleri parlayan sıcakkanlı, cici bir bir kız. Mutluluğunu Türkiye’ye gelen yabancı bir genç kızın başka bir ülkeye gelişinin sevinci olarak algıladım. Ancak sevincinin sebebini hemen havaalanında heyecanla anlattı.
Bana ilk sözleri şu oldu. “Hocam tanımadığım bir ülkeye ve tanımadığım insanların yanına geliyordum. Ülkemden de ilk defa yurt dışına çıkıyordum. Böyle durumlarda insan biraz korkar ve ürkek olur ya, nedendir ben hiç korkmadım. Sizi görünce kendi evimdeymişim gibi bir duyguya kapıldım.”
Bundan sonraki cümlelerini dikkatle okuyalım. “Galiba tanımadığım ve öğrenmek için yola çıktığım İslam’ın bana verdiği bir güvendi. Kazakistan’da da peygamberin kim olduğunu okuduğumda onun emin ve güvenilir bir insan olduğunu görmüştüm. İslam insana güven veren bir din olarak kafamda şekillenmişti.”
İstanbul’da yılları geçti. Altı yıl İslami ilimler tahsil etti. İlahiyat fakültesinde yüksek lisansını tamamladı. Ülkesine döndü. Hocalık yapıyor.
Bu talebemin ailesinde İslam’ı bilen hiç kimse yok. İslam’la ilişkisi sadece ben Müslüman’ım demenin ötesine geçmeyen ablasının kısa bir süre önce yaşadığı ve beni çok etkileyen bir hikayesini sizlere aktarmayı görev bildim.
Bizlerin de İslam’ca bir hayat sürmesine katkısı olabileceği düşüncesiyle yazıyorum.
İslam’i ilimler tahsili yapan kız Türkiye’deki eğitimi içerisinde Rabb’imize teslimiyetin zirvesini yakalamış ve O’na kullukta geçirdiği değişim ülkesinde oldukça tepki çekmişti. Ablası bu değişime çok sert tepkiler vermiş, düşüncesine, kıyafetlerine, hayat tarzına saldırmış. Kendisinden utandığını, ailesini herkese mahcup ettiğini, ailenin yüz karası olduğunu yüzüne haykırmış. Terörist kız evimizden defol. Ben, Annem, babam seni görmek istemiyoruz saldırılarına maruz kalmış. Ülkesine gittiği kısa tatillerde bile saldırganlığını devam ettirmiş. Anne babasını da etkileyerek görüşme ambargosu koydurmuş, hiçbiri kızlarıyla konuşmamış.
Kız ailesinde İslam’i dönüşüme uğramış tek kişi. Yaşadıkları yer Rusya’ya sınır. Rus kültürünün çok egemen olduğu bir yer. Kazakistan’ın diğer bölgelerine nazaran İslam’ı bilen ve tanıyanın sayısı az, İslam’ı anlatan pek kimseler yok.
Talebemizin ülkesine gittiği zamanlarda anne, baba ve ablasından gördüğü şiddet ve zorbalıklara karşı, yumuşak bir dille anlattığı İslam’la ilgili bilgiler zaman içerisinde ablasının da kalbini yumuşattı. Ben kendisine ilklerden olmak çok zor. Ancak çok diye motive ediyordum. Bunun farkına varan kızımız tebliğini yumuşak sözlerle yapıyor. Ablası ilk defa anlatılanlara ilgi göstermeye başladı. Kardeşine seçtiğinİslam nedir. Müslüman kimdir? Din nedir? Niçin ve kime ibadet edilir? Namaz nasıl kılınır? Soruları sormaya başlar ve kız kardeşinden aydınlatıcı bilgiler edinir.
Ablası bir süre önce evlendi. Damat da kalbi İslam’a yakın bir delikanlı. Ancak her ikisinin de İslam’la ilgili bilgileri yok denecek kadar az. Ama her ikisinin de kalpleri talebemin verdiği mesajlarla kıpır kıpır olmaya başlar. Yeni evli karı koca öncelikle hiç bilmedikleri namazı kılmaya karar verirler.
Ne mutlu onlara ve onlara namazı anlatan talebem kız kardeşine!
Süprize hazır olun.
Şimdi anlatmak istediğim hikayenin esas kısmına geldim. Ben dinlerken çok etkilendim. Sevinçten gözyaşlarım sel oldu desem yalan olmaz. Sizin de etkileneceğinizi umuyorum.
Talebem Türkiye’den ablasını telefonla arar. Telefon ablası tarafından meşgule düşürülür. Tekrar arar. Yine meşgule düşürülür. Tekrar arar yine meşgule düşürülür.
On dakika sonra ablası arar. Çok öfkeli ve kızgındır. Niye ısrarla ve sıkça arıyorsun der. Acelen ne? Bekleyemedin mi? Eniştene namaz kıldırıyordum.
Talebem şaşırmıştır.
Neeeeee!!!!!!
Abla!!!!!!
Sen!!!!!! Sen!!!!!
Sen nasıl namaz kıldırıyorsun?
Arkadaşlar cevap çok etkileyici! Lütfen okurken üzerinde biraz düşünün. Ben öyle yaptım.
Başlar anlatmaya senin bana kağıtlara yazarak verdiğin namaz nasıl kılınır, namazda nerede neler okunur notları vardı ya enişten namaz kılarken ben o kağıtları yan taraftan namaz kılan eniştenin önünde tutuyorum. O da onlara bakarak okuyor ve namazını kılıyor. O kıyamda iken önünde tutuyorum. Rukua eğilince ben de eğilip gösteriyorum. Secdeye varınca önüne koyuyorum. Tahıyyata oturunca seccadenin üzerine koyup okumasını sağlıyorum. Böylece namazını kıldırmış oluyorum.
Ben kılarken de o aynısını bana yapıyor. Senin kağıtlara yazarak verdiğin ayetleri ve duaları bakarak okuyoruz. Böylece namazlarımızı kılmış oluyoruz.
Keşfettikleri taktiğe bakar mısınız?
İnanana can kurban.!!!
Sen aradığında ben görev başında idim. Namaz kılan eşime duaları okuması için önünde kağıt tutuyordum. Onun için telefonunu meşgule alıyordum. Demez mi?
Talebem sevinçle hüznü bir arada yaşayarak her ikisini de tebrik eder.
Akabinde hemen beni aradı durumu anlattı, müjdeyi verdi. Ben de etkilenmiştim.
Ne mutlu bize! Çoğalıyoruz kızım demişim.
Dönüşüm çabası ve namazda neler okunacağını bile bilmeyen kardeşlerimizin ibadet aşkı ve çabaları her halde bundan daha iyi yaşanamaz.
Ablasının dönüşümü hızla gelişir. Çalıştığı işyerinde namaz kılmak ister. Ancak kendisinin bir süre önce kız kardeşine yaptığı çirkinlikleri, hakaretleri ve zorlukları iş arkadaşları kendisine yapmaya başlarlar. Tesettürüne saldırırlar. Ancak bu baskılar ve hakaretler yeni öğrenmeye başladığı İslam’a olan sevdasını artırır. Rabb’ine daha ha yakınlaştırır. Teslimiyetin zirvesine taşıyor. Kendisi tren makineleri konusunda doktorasını yapmış doktoralı bir makine mühendisidr. Ailecek geçinecek paraları olmamasına rağmen dinini daha iyi öğrenip, daha iyi yaşamak ve işyerinde inancından dolayı yapılan hakaretlere tahammül edilemez boyutlara ulaşınca nasıl geçineceğim endişesi olmadan işinden istifa eder. RABB’ine yönelir.
Ablanın şu ifadesi de çok etkileyici. Ben işyerimden namaz ibadetimi yerine getirebilmek ve İslam’ı daha iyi, daha çabuk öğrenmek için işimden ayrılma kararı aldığımda herkes aç kalırsınız. Zaten buralarda iş bulmak çok zor. Ayrılma diyorlardı.
Benim ise hiç korkum ve endişem yoktu. Gördüm ki endişelenmememde haklıymışım. Ekonomik desteği Allah bize çok uzaklardan, benim sıkıntılarımı ve dualarımı Türkiye’den Vahap hocaya duyurdu. Hoca üstelik biz hiç istemeden ekonomik destek veriyor. Benim maaşımdan fazlasını gönderiyordu.
Ben de bu genç yeni evlilerle tanıştım. Çok tatlılar. Fazla bir şey bilmiyorlar. Öğrendikleri ile amel ediyorlar. Tek odalı bir evde yaşıyorlar. Ama hiç şikayetleri yok. Ben de onlara Türkiye’den ekonomik ve psikolojik olarak destek veriyorum.
Abla ve kocası kız kardeşleri gibi Allah’a teslimiyetin ve adanmışlığın mutluluğun içerisindeler.
Size bu ilginç uygulamayı sevinçle aktarmak istedim.
Dünyanın her tarafında bizleri bekleyenlerin var olduğunu, ellerimizden tutacak insanlar neredeler diye sorduklarını tekraren hatırlamak ve hatırlatmak ve beklenen ellerin bizlerin elleri olması dualarıma sizlerin de hem sözlü hem de fiili olarak iştirak etmenizi temenni ediyorum.
Ülkesinde hocalık yapan kardeşinin maaşını ve Kunsulu’nun ihtiyacı olan ekonomik desteği bir grup arkadaşla birlikte her ay karşılıyoruz. Desteğe katkı sağlamak isteyen olursa benimle temas kurabilir.
Sizleri ekonomik olarak destek vermeye çağırdığım Kunsulu hanım hikayesinin bir bölümünü aktardığım İslam sevdalısı bir anne!
( ileride size nice güzelliklerini daha anlatacağım. İnşaallah!)
vahap3442@gmail.com