İSLAM AHLAKININ ÖZGÜN NİTELİKLERİ-3
MAKALE
Paylaş
15.09.2026 11:36
522 okunma
Prof. Dr. Cağfer Karadaş

12. İslam’da görevleri yerine getirmek, sırf görev olsun diye değil belli amaç, fayda ve iyiliğe yönelik olmalıdır. Protestan ahlakında olduğu gibi “vazife vazife içindir” ilkesi İslam ahlakı bakımından anlamlı ve geçerli değildir. Yemek bile sırf yemek için değil, vücudu güçlendirmek, Allah’ın nimetlerinden istifade etmek ve görevleri ifada güçlü ve dinç olmak içindir. “Ey Allah’ım! Faydasız ilimden sana sığınırım.” (Nesâî, “İstiâze” 21) “Ey Rabbim, bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır.” (Tirmizî, “Daavât” 128) buyuran Hz. Peygamber müslümanın yaptığının bir faydaya, iyiliğe ve amaca yönelik olmasını buyurmuştur. Bir müslüman ilmi, salt öğrenmek için değil, bir fayda temin etmek için öğrenir, ibadeti ibadet olsun diye değil, Allah rızası için yapar, güzel ahlakı da iyi, dürüst ve güzel bir kişiliğe kavuşmak ve neticede Allah’ın hoşnut olacağı bir kul olmak için kazanmaya çalışır.

13. Bir müslüman, bilgisi olmayan hususlarda görüş belirtmeye kalkışmaz ve buna zorlanamaz, bilmemesi gereken hususları bilmeye yönelik bir çaba içine de girmez. Hatta kısıtlı bilgisinin olduğu hususlarda tahminlere dayalı söz söylemekten kaçınır. “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ 17/36) “Ey iman edenler! Zandan çok sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın” (Hucurât 49/12) ayetleri bu konularda hassasiyet gösterilmesini bildirir.

14. İslam nazarında en yüce ahlak, içerisinde takva, ihlas ve ihsanı barındırandır. Takva, Allah korkusuyla kötü davranışlardan kaçınmak, ihlas emirlere uymayı ve yasaklardan sakınmayı sadece Allah rızası için yapmak, ihsan ise Allah’ın her an kullarını gördüğü bilinci içinde hareket etmektir.

15. İslam kolaylık dinidir. Kişi gücü yettiği ve imkânı ölçüsünce davranmalı, gösteriş ve beğenilmek arzusuyla zorlama ve abartılı davranışlardan kaçınmalıdır. Bu tutum ibadet hayatında olduğu gibi ahlakî davranışları için de geçerlidir. Zaten gösteriş ve beğenilmek için bir işin yapılması ahlaka aykırıdır. Öte yandan bir müslüman nerede azimetle, nerede ruhsatla iş yapacağını bilmeli ve ona göre davranmalıdır. Din, azimetleri bildirdiği kadar ruhsatları da bildirmiştir. Azimeti gözetmek dindarlık olduğu gibi ruhsattan yararlanmak da dindarlıktan taviz vermek değildir. Kaldı ki ruhsat, Allah’ın emri ve ikramı ise bazı yerlerde ruhsatı tercih etmek daha evladır. Yüce Allah yolcuya dört rekatlı farz namazları iki rekat olarak tayin etmişse, bu O’nun bir ikramı ve iznidir, ikramı kabul etmek ve iznine uymak azimet kapsamına girer. Rahmet Peygamberi’nin kolaylığı tavsiye etmesi de bunu teyit etmektedir.

16. İslam açısından hiç kimseye kendisini daha iyi Müslüman, daha dindar, daha samimi ve daha dürüst olarak tanımlama; başkalarını ise eksik veya daha az Müslüman olarak tanıtma yetkisi verilmemiştir. Bu eskilerin tabiriyle “kerameti kendinden menkul” bir kafa yapısına veya bugünün deyimiyle toplum mühendisliğine işaret eder. Aslında tarih boyunca din üzerinden menfaat devşirmeye kalkanlar, dine en büyük zararı verenler olmuştur. Bu yüzden iktisat ve istikamet sahibi İslam alimleri her dönemde bu türden ahlakî zayıflık belirtisi taşıyan fikirleri şiddetle eleştirmişler ve onlarla mücadele etmişlerdir.

17. Vahiy kültüründen beslenen İslam ahlakıyla Aristo düşüncesine dayalı geleneksel felsefî ahlak arasındaki farkı Sabri F. Ülgener şöyle dile getirir: İslam, vasat ve itidali tercih eder, bunu aşan büyümeye karşı çıkar. Kast ve niyet tarafı temiz olduktan sonra yarı aç yarı tok bir sebeplenme ve dilencilikten kıl payı kurtulmuş bir kanaatkarlıkta ısrar etmenin gereksizliği ortadadır. İslam, şüpheli durumun malın kedisinde değil, kasıt ve niyette olabileceği gerçeğinden hareketle, Kur’an’da Allah’ın lütfu olarak tanımlanan nimet, zînet ve pâk rızık gibi eşyanın madde tarafına geniş ve rahat yaklaşım hakkı tanınırken, geleneksel felsefî ahlak bizzat madde yanıyla dünya malına çok dar sınırlamalar getirmiştir. Bu felsefî anlayışa göre mal maddesiyle günahkâr, madde varlığıyla saptırıcıdır.

Zaten İslam düşüncesinin kelam-fıkıh geleneğinde ne malın ne de fiilin kendisi iyi ya da kötü olarak değerlendirilmez. Onları iyi veya kötü yapan kişinin kastı, niyeti ve amacıdır. O yüzden de İslam düşüncesinde mutlak şer kişilerin niyeti ve kastıyla meydana gelen kötülüktür. Bu noktadan imam Mâtürîdî, iman fiilinin iyi, inkar fiilinin kötü olduğu mutlak olarak söylenemez der. Çünkü Allah’a iman iyidir, putlara iman kötüdür. Allah’ı inkâr kötüdür, putları inkâr iyidir. Neticede bir fiili ya da metaı kötü yapan kişinin onu kullanma niyet ve kastıdır.

Ayrıca haram kılınan şeylerin haram kılınma yönü kötüdür. Yoksa tümüyle ve zatı itibariyle kötüdür denilemez. Sözgelimi alkollü içeceğin azının da çoğunun da içilmesi haram kılınmıştır. Ama içme dışında alkolün dezenfektan veya temizlik aracı olarak kullanılması caiz görülmüştür. (DİYK, Fetvalar, s. 108) Benzer şekilde bir mal veya araç değil, insanın niyeti belirleyicidir, atom enerjisinin kendisi değil onunla bomba yapıp şehirleri yok eden insanın niyeti kötüdür.

Öte yandan başkanının malını izinsiz yemek haramdır, izin dahilinde yemek helaldir. Kâinat Yüce Allah’ın mülkü olduğuna göre O’nun koyduğu kurallara göre hareket etme zarureti vardır. Onun yasakladığı şeyleri yemek ve içmek haramdır, izin verdiği veya mübah kıldığı şeyleri yemek ve içmek helaldir. Görüldüğü gibi bazı şeylerin helal ve haramlığı mülk ve otorite sahibinin iznine ve iradesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

3 Rebiulahir 1448 / 14 Eylül 2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya