Toplantıya, TOBB Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı Hisarcıklıoğlu, Eurochambres Başkanı Vladimir Dlouhy, Merkezi Finans ve İhale Birimi Direktörü Barbaros Murat Köse, AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Ekonomi Bölüm Başkanı Dominik Olewinski ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan katıldı.
Hisarcıklıoğlu, burada yaptığı konuşmada, projenin Avrupa Komisyonu tarafından finanse edildiğini ve projenin toplam tutarının 6 milyon avro olduğunu bildirdi.
Bu projenin uygulanmasında Eurochambres ile birlikte çalıştıklarını aktaran Hisarcıklıoğlu, bu projeleri 2002'den beri gerçekleştirdiklerini söyledi.
Hisarcıklıoğlu, projenin 2027’ye kadar devam edeceğini belirterek, "Proje kapsamında, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje uygulanacaktır. Uygulanacak projeler, enerji verimliliği, sürdürülebilir büyüme, yeşil ve dijital dönüşüm, startup ekosisteminin geliştirilmesi, tarım, gıda, kırsal kalkınma, sürdürülebilir turizm ve AB müktesebatı gibi güncel ve stratejik alanlara odaklanacaktır." diye konuştu.
"Uzun vadeli rekabet gücümüz ancak daha derin ve dayanıklı ortaklıklarla korunabilir"
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, dünya genelinde çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğini, dünya ticaretinin de eski yapısından uzaklaşmış durumda olduğunu ve kurala dayalı ticaret düzeninin artık bulunmadığını belirtti.
Hisarcıklıoğlu, belirsizliklerin bu kadar arttığı, dönüşümün baş döndürücü hızla geliştiği bir dönemde iş dünyasının "güvenilir pusulaya" ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"İşte biz, oda ve borsalarımızın, bu 'güvenilir pusula rolünü' yerine getirmesinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bu bizim görevimizdir. Hizmet kapasitemizi bu anlayışla sürekli olarak geliştirmeliyiz. Odalar ve borsalar, üyelerini küresel ticaret politikalarındaki değişiklikler ve tarife uygulamaları konusunda zamanında bilgilendiren, yapay zeka ve dijitalleşme alanında farkındalık, eğitim ve rehberlik hizmetleri sunan, üyelerin yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran ve Avrupa ve küresel değer zincirlerine entegrasyonlarını destekleyen, stratejik aktörler olmalıdır."
Türkiye-AB İş Diyaloğu Projesi'nin bu anlamda oda ve borsaların sadece temsil eden değil, yönlendiren, dönüştüren ve güçlendiren kurumlar olarak konumlanmasına katkı sağlamayı hedeflediğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, belirsizlik ortamının Türkiye ve AB gibi dışa açık ve küresel ticarete eklemlenmiş ekonomiler için ciddi tehditler barındırdığını dile getirdi.
Hisarcıklıoğlu, "Uzun vadeli rekabet gücümüz ancak daha derin ve dayanıklı ortaklıklarla korunabilir. Aday ülke statüsündeki Türkiye, AB değer zinciri içinde kritik bir konumdadır. Türkiye, dinamik bir üretim altyapısına sahiptir. Genç ve nitelikli iş gücümüz bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa'yı Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya bağlayan stratejik bir coğrafyadayız. Yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak isteyen AB, kritik ham maddelere bağımlıdır. Ancak, nadir toprak elementlerinin yüzde 90'ı tek bir ülkeden temin edilmektedir. Bu kırılganlığın sürdürülebilir bir şekilde azaltılması, Türkiye ile daha yakın işbirliğini gerektirir. Türkiye'nin imalat ve savunma sanayii, AB'nin hem rekabetçiliğini, hem de güvenliğini artırabilir." şeklinde konuştu.
"Gümrük Birliği'nin mevcut çerçevesi bugünün ticaret ve yatırım ilişkilerine yanıt veremiyor"
Hisarcıklıoğlu, Gümrük Birliği'nin mevcut çerçevesinin bugünün ticaret ve yatırım ilişkilerine yanıt veremediğini belirterek, Gümrük Birliği'ni modernize etmenin sadece ticaret meselesi olmadığının altını çizdi.
Bu adımın stratejik uyum, rekabet gücü ve ortak güvenlik açısından da büyük önem taşıdığını anlatan Hisarcıklıoğlu, bir diğer önemli husus olarak AB'nin son dönemde öne çıkan "Made in EU" yaklaşımına işaret etti.
Hisarcıklıoğlu, "Bu da dikkatle takip edilmelidir. Avrupa sanayisinin dayanıklılığını artırma hedefi anlaşılır olmakla birlikte bu yaklaşımın korumacı ve dışlayıcı bir çerçeveye dönüşmemesi gerekir. Türkiye, Gümrük Birliği ile Avrupa sanayi imalat piyasasına 30 yıldır entegredir. 'Made in EU' anlayışının, kapsayıcı, tamamlayıcı ve ortak faydayı esas alan bir bakış açısıyla ele alınması, ortak rekabet gücü açısından daha sağlıklı olacaktır." ifadelerini kullandı.
"Anlayış ve ekonomik işbirliği bu ilişkinin temel taşı olmaya devam etmekte"
Eurochambres Başkanı Dlouhy da küresel ölçekte derin bir dönüşümün yaşandığı bir dönemde girişiminin öneminin altını çizdi.
Uluslararası ekonomik ortamın giderek karmaşıklaştığı bir dönemde bir araya geldiklerini aktaran Dlouhy, küresel ticaretin artan belirsizlikle karşı karşıya kaldığını ve jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğini ifade etti.
Dlouhy, stratejik özerkliğin izolasyon anlamına gelmediğini kaydederek, "Aksine, komşu bölgelerle Avrupa değer zincirine derinden entegre olmuş kilit ekonomik ortaklarla güçlü, güvenilir bir ortaklık gerektirir. Türkiye'nin bu ortaklardan biri olduğu açıktır. Bu coğrafi yakınlık, mevcut dinamizm ve büyüklük nedeniyle, dürüst olmak gerekirse, belki de bu bağlamda en önemli ortaklardan biridir, hatta en derin ortak olabilir." açıklamasında bulundu.
Avrupa'nın açık bir pazar olarak kalması gerektiğine işaret eden Dlouhy, amaçlarının Avrupalıların hareket etme, yenilik yapma ve kalıcı değişim sağlama kapasitesini güçlendirmek olduğunun altını çizdi.
Dlouhy, AB-Türkiye ilişkilerinin karmaşık olduğu kadar zengin olduğuna işaret ederek, "Gizlemememiz gereken siyasi farklılıklar olabilir. Siyasi zorluklara rağmen anlayış ve ekonomik işbirliği bu ilişkinin temel taşı olmaya devam etmektedir." dedi.
Karşılıklı ve faydalı ekonomik işbirliğinin farklı siyasi pozisyonları birbirine yaklaştırmanın bir yolu olabileceğine dikkati çeken Dlouhy, şu ifadeleri kullandı:
"Avrupa'nın ekonomik, güvenlik ve stratejik bağımlılıklarını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sadece ticaret hacimleriyle ilgili değil, standartların uyumlaştırılması, öngörülebilirliğin artırılması ve stratejik sektörlerde entegrasyonun güçlendirilmesiyle ilgilidir. Modernleştirilmiş bir Gümrük Birliği, Avrupa'nın rekabet gücü, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm hedeflerini desteklerken, Türk işletmelerine AB pazarına erişim için daha istikrarlı ve şeffaf bir çerçeve sağlayacaktır."
"Türkiye'nin AB sürecinde mali işbirliği bu sürecin her zaman en işlevsel boyutu oldu"
Merkezi Finans ve İhale Birimi Direktörü Barbaros Köse ise Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinde yürütülen mali işbirliği mekanizmalarının yalnızca bir finansman aracı değil, aynı zamanda reform süreçlerini destekleyen, kurumsal kapasiteyi güçlendiren ve farklı aktörler arasında sürdürülebilir ilişkiler kurulmasına imkan tanıyan çok önemli bir enstrüman olduğunu belirtti.
Köse, "Katılım Öncesi Mali İşbirliği' kapsamında uygulanan projeler, ülkemizin adaylık sürecinde somut ve kalıcı sonuçlar üretilmesine önemli katkı sağlamaktadır. Bugün açılış toplantısında bir araya geldiğimiz ve yine IPA kapsamında desteklenen, kısaca TEBD II olarak adlandırdığımız proje de bu çerçevenin önemli bir parçasını oluşturmaktadır." ifadelerini kullandı.
AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Ekonomi Bölüm Başkanı Olewinski de etkinliği projenin birinci aşamasının üzerine inşa edilen ve Avrupa ile Türk iş ekosistemleri arasında işbirliğini teşvik eden önemli bir etkinlik olarak gördüklerini ifade etti.
Olewinski, AB ve Türkiye'deki iş çevreleri arasında köprü kurmada katalizör görevi görmeye devam ettiklerini aktararak, "Avrupa ve Türkiye, teknoloji ve inovasyonu bir araya getirerek yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmak için birlikte çalışma konusunda ortak bir ilgiye sahiptir. Karbon nötr, dijital, döngüsel ve sürdürülebilir bir ekonomiye geçiş artık daha acil ve önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Özcan da söz konusu projenin Türkiye-AB sürecindeki mali işbirliğinin en önemli projelerinden bir tanesi olduğunu belirtti.
Özcan, bugün Türkiye'nin AB sürecinde birçok sorunla, tehditle, sıkıntıyla uğraştığını ama mali işbirliğinin bu sürecin her zaman en işlevsel boyutu olduğunu kaydetti.
Avrupa Komisyonu tarafından finansman sağlanan TEBD II Projesi, 2024-2027 yıllarında Türkiye ve 11 AB üyesi ülkeden oda ve borsaların katılımıyla yürütülecek; 18 eşleştirme programı, enerji verimliliği, sürdürülebilir büyüme ve AB müktesebatı konularına odaklanıyor.